KALBE DÜŞEN AMİN

18.BÖLÜM

Yazar:

KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı
KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı

18. BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 18 Pazartesi sabahı Uyandığımda içimde garip bir his vardı. Kötü bir his değildi. Ama insan bazen nedenini bilmediği küçük değişimleri fark ederdi. Birinin sesindeki ton. Bir mesajdaki kısalık. Bir bakıştaki dalgınlık. Belki de sadece benim kuruntumdu. Çünkü Yusuf her zamanki Yusuf'tu. Saygılı. Sakin. Düşünceli. Ama yine de son mesajındaki o kısa cevap aklımın bir köşesinde kalmıştı. "Anladım." Bazen insan tek bir kelimeye gereğinden fazla anlam yüklerdi. Ben de bunu yapmamaya çalışıyordum. Kursa gittiğimde çocukların neşesi bütün düşüncelerimi dağıttı. Ali elinde defteriyle yanıma koştu. "Öğretmenim! Güzel Anılar Defteri'ne yazdım." "Ne yazdın?" Defterini açtı. Küçük harflerle şöyle yazmıştı: "Bugün annem yorulmasın diye odamı topladım. Annem mutlu oldu." Gülümseyerek başını okşadım. "Bak. En güzel anılar bazen küçücük şeylerdir." Ali gururla başını salladı. Öğle arasında öğretmenler odasında otururken Ayşe Nur yanıma geldi. "Bana bak. Bir şey mi var?" Şaşırdım. "Neden?" "Bilmem." "Bugün biraz dalgın gibisin." Gülümsedim. "Yorgunluk." Ayşe Nur bana uzun uzun baktı. "Sen kolay kolay dalmazsın. Bir şey düşünüyorsun." Arkadaşlar bazen insanın kendinden bile sakladığını fark ederdi. Ama ben de tam olarak ne düşündüğümü bilmiyordum. "Önemli bir şey değil." dedim. Ayşe Nur omzuma dokundu. "Tamam." "Ama unutma. İnsan bazen içinde biriktirmek yerine konuşmalı." Akşam üzeri vakıfa uğradım. Kitap kampanyasının son hazırlıkları vardı. Bahçede herkes bir şeylerle ilgileniyordu. Yusuf da oradaydı. Beni görünce gülümsedi. "Hoş geldiniz." "Hoş bulduk." Sesi yine aynıydı. Bunu fark edince içim rahatladı. Belki de gerçekten gereksiz düşünmüştüm. Birlikte kitap kolilerini düzenlemeye başladık. Aramızda sessizlik vardı. Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi. Bir süre sonra Yusuf konuştu. "Geçen gün arkadaşınızla görüşmeniz nasıldı?" Bu soruyu yeniden duyunca ona baktım. "İyiydi. Eski günlerden konuştuk." Başını salladı. "Ne güzel." Bir an durdu. Sonra devam etti. "Uzun zamandır görmediğiniz biriyle karşılaşmak güzel olmalı." "Evet." dedim. "Gerçekten öyleydi." Yusuf aslında söylemek istediği şeyi söyleyemiyordu. İçindeki küçük merakı... Kendi kendine büyütmek istemiyordu. Çünkü Zümra'ya güveniyordu. Ama kalbi de insan kalbiydi. Bazen anlam veremediği bir huzursuzluk hissedebilirdi. Önemli olan. O hissin peşinden gerçeği bilmeden gitmemekti. Tam o sırada Selin'in adı geçti. Telefonuma gelen mesajdı. Zümra, dün için teşekkür ederim. Seni görmek çok iyi geldi. Yakında tekrar görüşelim. Mesajı okurken yüzümde tebessüm oluştu. Yusuf istemeden ekrana baktı. Sadece ismi gördü. Selin. Başka hiçbir şey okumadı. Ama o anda aklına gelen ilk şey yine aynı oldu. "Kim bu?" Ben telefonu kapatıp çantama koydum. "Eski arkadaşım." dedim gülümseyerek. "Uzun zamandır görüşmemiştik." Yusuf başını salladı. "Evet." Sadece bunu söyledi. Ama bu kez sesindeki küçük duraksamayı fark ettim. Akşam eve dönerken düşündüm. Yusuf neden böyle davranıyordu? Belki de hiçbir şey yoktu. Belki sadece yorgundu. Ama kalbim. Bazen insanın aklı sustuğunda konuşmaya başlardı. ... İki insan birbirine yaklaşırken sadece güzel yanlarını değil. Korkularını da tanımaya başlardı. Zümra, Yusuf'un sessizliğini anlamaya çalışıyordu. Yusuf ise kendi içinde büyüyen sorularla mücadele ediyordu. Henüz ortada bir kırgınlık yoktu. Henüz hiçbir söz söylenmemişti. Ama bazı sınavlar. Gelmeden önce kalplerde küçük izler bırakırdı. Ve bu kez sınavın adı... Güvenmekti. .... Ertesi gün Sabahın ilk ışıkları odamın perdesinden içeri süzülürken bir süre tavana bakarak kaldım. Aklımda tek bir şey vardı. Yusuf'un değişen hâli. Aslında büyük bir değişim değildi bu. Hâlâ nazikti. Hâlâ saygılıydı. Hâlâ konuşurken gözlerinin içine bakıyordu. Ama insan, birini tanımaya başladığında en küçük ayrıntıları bile fark ederdi. Bir kelime eksikliği. Bir cümlenin arasındaki kısa sessizlik. Bir bakışın birkaç saniye daha uzun sürmesi. Belki de bütün bunları sadece ben büyütüyordum. "Zümra."…

Bölümün tamamını WritePad'de oku