14. BÖLÜM
Yazar: Fatma Kilbas

14 BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 14 Pazartesi sabahları Her zaman biraz daha telaşlı olurdu. Sokaklar erken saatlerden itibaren hareketlenir, servisler peş peşe geçer, fırından çıkan taze ekmek kokusu bütün mahalleye yayılırdı. Ben de her zamanki gibi erkenden hazırlanıp evden çıktım. Hava, yaz olmasına rağmen serindi. Sabah rüzgârı yüzüme hafifçe dokunuyor, yol kenarındaki ıhlamur ağaçlarının yaprakları usul usul sallanıyordu. Kur'an kursunun kapısına yaklaştığımda içeriden çocuk sesleri gelmeye başlamıştı. Daha kapıdan girer girmez minik Ayşegül koşarak yanıma geldi. "Öğretmeniiim!" Kucağıma sarıldı. "Günaydın güzel kız." "Günaydın." Sonra yüzü ciddileşti. "Size bir şey getirdim." Avucunu açtı. İçinde mor renkli küçücük bir kır çiçeği vardı. "Bahçemizden kopardım. Beğendiniz mi?" Kalbim sıcacık oldu. Diz çöküp göz hizasına indim."Çok beğendim. Ama bundan sonra çiçekleri koparmak yerine birlikte büyütelim olur mu?"Ayşegül düşündü. "Tamam. O zaman size her gün göstermeye gelirim." Gülümseyerek başını okşadım. "Anlaştık." Ders arasında çocuklara hikâye okuyordum. Masalın sonunda sordum, "Peki sizce iyilik neden önemlidir?" En yaramaz öğrencilerden biri olan Ömer parmağını kaldırdı. "Çünkü... İyilik yapınca annem çikolata alıyor." Sınıf bir anda kahkahaya boğuldu. Ben de gülmeden edemedim. "Peki başka?" Bu kez Zeynep konuştu. "Allah seviyor." Ömer hemen söz aldı. "Allah sevince annem de çikolata alıyor." Bu kez ben de kahkahayı tutamadım. Çocukların mantığı bazen öyle saf ve güzeldi ki İnsan gülümsemeden duramıyordu. Öğle arasında öğretmenler odasına geçtiğimizde Ayşe Nur elindeki telefonu bana uzattı. "Bak." "Ne oldu?" "Vakıftan mesaj gelmiş." Telefon ekranında duyuru vardı. Bu cumartesi ihtiyaç sahibi aileler için kırtasiye hazırlama etkinliği düzenlenecektir. Gönüllülerimizi bekliyoruz. İçim kıpır kıpır oldu. "Ben gelirim." Elif de başını salladı. "Ben de." Hümeyra hemen söze girdi. "Orada yemek olacak mı?" Ayşe Nur gözlerini devirdi. "Hümeyra!" "Hayır yani...Uzun sürecek ya... insan acıkıyor." Elif gülerek, "Sen daha başlamadan acıktın." Hümeyra hiç bozulmadı. "Önlem almak lazım." ... Yusuf vakıfta yeni gelen bağışları kayıt altına alıyordu. Telefonuna annesinden mesaj geldi. Akşam bize misafir gelecek. Erken gelir misin oğlum? Yusuf, İnşallah anne. İşleri toparlayıp çıkarım. diye cevap verdi. Tam telefonu cebine koyacakken Emir yanına geldi. "Bu cumartesi kalabalık olacak." "Evet. Çocuklar için hazırlanacak koliler önemli." Emir gülümsedi. "Zümra Hanım ve arkadaşları da gelecekmiş." Yusuf'un elindeki kalem bir an durdu. "Öyle mi?" "Evet." Sonra sakin görünmeye çalışarak deftere dönmeye devam etti. Ama Emir'in gözünden hiçbir ayrıntı kaçmıyordu. İçinden, "Demek doğru tahmin etmişim." diye geçirdi. Akşam eve döndüğümde annem mutfakta mantı açıyordu. Mutfak un kokuyordu. Tezgâhın üzerinde küçük küçük kesilmiş hamurlar vardı. "Anne. Yardım edeyim." "Gel bakalım." Önlüğümü takıp yanına geçtim. Hamurları kapatırken annem birden sordu. "Dünkü köy ziyareti iyi geldi değil mi?" "Evet. Hem de çok. Bir insan bazen toprağa basmaya ihtiyaç duyuyor." Annem gülümsedi. "Kalbine de." Bu cümleyle birlikte birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra bana dikkatlice baktı. "Zümra... Son zamanlarda seni daha huzurlu görüyorum." Elimdeki mantıyı kapatmayı bıraktım. "Öyle mi?" Diye sordum. Annem "Evet. Sebebini bilmiyorum. Ama yüzünde güzel bir değişiklik var." Cevap veremedim. Çünkü ben de bunun sebebini tam olarak bilmiyordum. Belki gerçekten. Hayatım biraz daha güzelleşmeye başlamıştı. ... Bazen anneler. Çocuklarının söylemediği cümleleri gözlerinden okurdu. Zümra'nın annesi de kızındaki değişimi fark etmişti. Bu henüz aşk değildi belki Ama kalbi güzelleştiren bir beklenti vardı. Yusuf'un annesi ise aynı akşam oğlunun sofrada sık sık gülümsediğini fark edecekti. İki anne... Henüz hiçbir şey bilmiyordu. Ama annelerin sezgisi Çoğu zaman kelimelerden önce konuşurdu. **** Akşam yemeği her zamanki gibi hep birlikt…