Bölüm 20
Yazar: Fatma Kilbas

BÖLÜM × KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 12 Bazı sabahlar. İnsan uyandığında yeni bir şey olacağını hissetmez. Her şey dünün aynısı gibidir. Aynı alarm. Aynı pencere. Aynı sokak. Ama Rabbim bazen insanın hayatına en güzel değişiklikleri, en sıradan görünen günlerde yazar. Ben bunu henüz bilmiyordum. Telefonumun alarmı saat altıda çaldı. Gözlerimi araladığımda odamın içine sabahın ilk ışıkları düşüyordu. Yatağımdan kalkıp pencereyi açtım. Serin rüzgâr yüzüme dokundu. Mahalle yeni uyanıyordu. Fırından yükselen taze ekmek kokusu. Sokağı yıkayan belediye aracının sesi. Camiden yükselen Kur'an tilaveti. Hepsi birbirine karışıyordu. Derin bir nefes aldım. "Elhamdülillah..." Bazen sadece nefes alabilmek bile şükür sebebiydi. Mutfağa indiğimde annem omlet yapıyordu. Başındaki krem rengi şalını ensesinden gevşekçe bağlamıştı. Babam ise çay bardaklarını masaya diziyordu. "Günaydın." dedim. İkisi de aynı anda gülümsedi. "Günaydın kızım." Masaya oturduğum sırada babam bana baktı. "Bu akşam erken gelir misin?" "Neden?" "Mahalle derneğinde kitap bağışı hazırlanacak. Gönüllü arıyorlarmış." Gözlerim parladı. "Gelirim." Babam başını salladı. "Birlikte gideriz." Annem çayı uzatırken, "Kitap paylaşmak da sadakadır." dedi. "Belki bir çocuğun hayatını değiştirir." Bu cümle uzun süre zihnimde kaldı. Kursa vardığımda koridor beklediğimden daha sessizdi. Hasan Hoca bizi toplantı salonuna çağırmıştı. Herkes yerine oturduktan sonra elindeki dosyayı açtı. "Arkadaşlar... Gelecek hafta başlayacak gençlik okuma halkasının ilk kitabı belli oldu." Masaya birkaç kitap bıraktı. Hepimiz merakla birbirimize baktık. "İlk hafta kitabı okuyacağız. İkinci hafta değerlendirme yapacağız." Ayşe Nur kulağıma eğildi. "İnşallah çok kalın değildir." Ben gülmemek için başımı eğdim. Tam o sırada Hasan Hoca devam etti. "Kitap dört yüz sayfa." Ayşe Nur usulca, "Ben niye konuştum..." diye fısıldayınca kahkahamı zor tuttum. Toplantı bitince Hümeyra yanıma koştu. "Zümra!" "Efendim?" "Dört yüz sayfa okuyabilecek misin?" "Okurum." "Sen?" Omuzlarını düşürdü. "Ben önce kapağıyla duygusal bağ kuracağım." Elif hemen söze girdi. "Sonra?" "Sonra yavaş yavaş içini açarım." Ayşe Nur kahkahayı bastı. "Hümeyra kitap okumuyor. Kitapla arkadaş oluyor." Hümeyra ciddi bir ifadeyle başını salladı. "İlişki emek ister." Öğretmenler odası yine kahkahalarla doldu. Öğle arasında telefonuma bir bildirim düştü. Yusuf Akın Esselamüaleyküm. Okuma grubunun ilk kitabını öğrendiniz mi? Ben de hemen cevap verdim. Aleykümselam. Öğrendik. Dört yüz sayfaymış. Bir dakika geçmeden cevap geldi. O zaman çaylar biraz daha fazla demlenecek. İstemsizce gülümsedim. Bizim grupta Hümeyra şimdiden kitabın kapağıyla arkadaş olmaya karar verdi. Yusuf birkaç saniye sonra gülen emoji yerine yazıyla karşılık verdi. Demek kitabı yavaş yavaş tanıyacak. Acele etmemesi güzel. Ben de yazdım. Hümeyra'nın her işi kendine özgü. Onun olduğu yerde sessizlik uzun sürmüyor. Yusuf'un cevabı içimi ısıttı. Allah neşenizi daim etsin. Samimi arkadaşlık büyük nimet. Telefonu kapatırken gülümsedim. O da bizim arkadaş grubumuzu yavaş yavaş tanımaya başlamıştı. ... Vakfın toplantı odasında Emir, Harun ve Bilal de hazırlık yapıyordu. Emir kitapları kutulara yerleştirirken, "Bu okuma grubu güzel olacak." dedi. Bilal merakla baktı. "Nereden biliyorsun?" "Çünkü farklı insanlar geliyor." Harun gülümseyerek ekledi. "Farklı hayatlar... Farklı hikâyeler... En güzel sohbetler de böyle başlar." Yusuf raflara dizilen kitaplara baktı. Belki gerçekten. İnsan bazen bir kitabı okumaya giderken. Kendi hayatında yeni bir sayfanın açılacağını bilmiyordu. Akşam babamla birlikte mahalle derneğine gittik. Eski ahşap rafların üzerine yüzlerce kitap dizilmişti. Romanlar. Çocuk kitapları. Tarih kitapları. Dini eserler... Mahalledeki gençler kolileri açıyor, kitapları türlerine göre ayırıyordu. Ben de raflara kitap dizerken küçük bir kız çocuğu yanıma geldi. "Abla... Bu kitabı alabilir miyim?" Elindeki masal kitabını gösterdi. Gülümsedim. "Tabii k…