KALBE DÜŞEN AMİN

BÖLÜM 9

Yazar:

KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı
KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı

KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 9 Bazı sabahlar... İnsan daha gözlerini açmadan huzurlu hissederdi. Belki güzel bir rüyadan... Belki annesinin mutfakta hazırladığı kahvaltının kokusundan... Belki de kalbinin, hiçbir sebep yokken Rabbine şükretmesinden... O sabah öyle uyanmıştım. Perdeyi araladığımda güneş henüz yeni doğuyordu. Turuncuyla pembenin birbirine karıştığı gökyüzü, sanki büyük bir ressamın fırçasından çıkmış gibiydi. Penceremin önündeki sardunyaların yapraklarında minik çiğ damlaları parlıyordu. Derin bir nefes aldım. İçime dolan serin hava, bütün uykumu alıp götürdü. "Dün verdiğin her nimet için şükürler olsun Allah'ım..." diye fısıldadım. "Bugünü de hayırlısıyla yaşamayı nasip et." Üzerimi giyinmek için dolabın kapağını açtım. Bugün açık sütlü kahve renginde pileli uzun eteğimi seçtim. Üzerine zeytin yeşili, ince keten bir tunik giydim. Şal olarak ise sade krem rengini tercih ettim. Aynaya baktığımda annemin sesi aklıma geldi. "İnsan aynaya bakarken sadece yüzünü değil, kalbini de güzelleştirmeli." Dudaklarımda küçük bir tebessüm belirdi. Hazırlandıktan sonra odamdaki küçük kitaplığa yöneldim. Her sabah birkaç sayfa okumadan evden çıkmazdım. Dün aldığım dua kitabını açtım. Karşıma şu cümle çıktı: "Kalbi huzura kavuşturan şey, geleceği bilmek değil; geleceği Allah'a emanet edebilmektir." Kitabı usulca kapattım. Bazen tek bir cümle... İnsanın bütün gününe yetiyordu. Mutfağa indiğimde babam çoktan gazeteyi açmıştı. Annem ise ince belli bardaklara çay dolduruyordu. "Günaydın." dedim. İkisi de aynı anda gülümsedi. "Günaydın kızım." Masaya oturduğum sırada kapı çaldı. Babam kalkıp kapıyı açtı. Karşı komşumuz Hatice Teyze elinde boş bir tabakla gülümseyerek içeri uzandı. "Selamünaleyküm." "Aleykümselam." Annem tabağı görünce güldü. "Demek kurabiyeler bitmiş." Hatice Teyze mahcup bir ifadeyle başını salladı. "Bizim torunlar görünce dayanamadı." Annem tabağı alırken, "Boş tabak geri gelmez." dedi. Dolaptan yeni pişirdiği poğaçalardan koymaya başladı. Hatice Teyze gülerek, "Senin elin hiç boş göndermiyor." deyince annem omuz silkti. "Paylaşınca bereket artıyor." Bu cümle, evimizin en çok duyulan sözlerinden biriydi. Kursa gitmek için evden çıktığımda sokak yeni yeni hareketleniyordu. Mahalle fırınının önünde sıcak ekmek kuyruğu oluşmuştu. Çiçekçi dükkânının sahibi saksıları kaldırıma diziyor, berber dükkânının önünde radyodan eski ilahiler duyuluyordu. Tam köşeyi dönecekken telefonum titredi. Ekranda Yusuf'un adı vardı. Mesajı açtım. Yusuf Akın Selamünaleyküm. Bugün çocuklarla bir etkinliğiniz vardı sanırım. İnşallah güzel geçer. Şaşırdım. Demek önceki konuşmalarımızı hatırlıyordu. Yüzümde fark etmeden bir tebessüm oluştu. Cevap yazdım. Zümra Taş Aleykümselam. Evet, bugün değerler eğitimi etkinliğimiz var. İnşallah güzel geçer. Allah razı olsun. Birkaç dakika sonra yeni mesaj geldi. Çocukların sizi çok sevdiği belli oluyor. Rabbim onların gönlünde güzel izler bırakmanızı nasip etsin. Mesajı okurken yürümeyi bile yavaşlattım. İnsan bazen iltifattan değil... Duasından etkilenirdi. Ben de sadece, Âmin. Hepimiz için inşallah. yazdım. Kursun bahçesine girdiğimde çocuklar çoktan toplanmıştı. Renkli balonlar asılmış, masaların üzerine boyama kâğıtları dizilmişti. Bugünkü etkinliğin konusu... "İyilik Paylaşınca Çoğalır." olacaktı. Küçük Eymen elini kaldırdı. "Öğretmenim." "Efendim?" "Ben anneme dün mutfağı toplarken yardım ettim." "Çok güzel." "Başka?" "Annem bana sarıldı." Sınıftaki bütün çocuklar gülümsedi. Ben de... "İşte iyilik bazen bir sarılma olarak geri döner." dedim. O sırada minik Zeynep heyecanla ayağa kalktı. "Ben de dedeme terliklerini götürdüm." "Dedem bana harçlık verdi." Sınıfta kahkahalar yükseldi. Ben de gülerek, "Demek iyilik bazen harçlığa da dönüşebiliyormuş." dedim. Çocukların gözlerindeki pırıltıyı izlerken kalbim bir kez daha şükürle doldu. İlahi bakış açısıyla... Hayat, büyük mucizeler kadar küçük güzelliklerden de oluşuyordu. Bir annenin doldurduğu boş tabak... Bir komşuyla paylaşılan poğaça... Bir çocuğun dedesine…

Bölümün tamamını WritePad'de oku