KALBE DÜŞEN AMİN

BÖLÜM 8

Yazar:

KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı
KALBE DÜŞEN AMİN – Fatma Kilbas kitap kapağı

KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 8 Pazartesi sabahlarının kendine has bir telaşı vardı. Sokaklar, hafta sonunun dinginliğini geride bırakmıştı. Servis araçlarının sesleri, simitçilerin "Taze simit!" diye yükselen nidaları, işe yetişmeye çalışan insanların hızlı adımları... Şehir yeniden kendi ritmini bulmuştu. Ben ise her pazartesi olduğu gibi erkenden uyanmıştım. Penceremi açınca yüzüme serin bir sabah rüzgârı vurdu. Gökyüzü masmaviydi. Uzakta birkaç güvercin aynı anda havalanırken içimden sessizce, "Allah'ım, bugünümü hayırlı eyle." diye dua ettim. Dolabımın kapağını açtım. Bugün sade ama şık giyinmek istiyordum. Vizon renginde bol kesim kumaş eteğimi seçtim. Üzerine kırık beyaz, bilekleri dantel detaylı uzun bir gömlek giydim. İnce tarçın rengi şalımı özenle bağladım. Aynadaki yansımama kısa bir süre baktım. Ela ile kahverengi arasında değişen gözlerim, sabah güneşiyle daha açık görünüyordu. Annem her zaman, "İnsanın en güzel süsü güzel ahlakıdır." derdi. Bu yüzden dış görünüşten önce kalbimi güzelleştirmeye çalışırdım. Mutfağa indiğimde annem poğaçaları fırından yeni çıkarmıştı. "Mis gibi kokuyor." dedim. Annem gülümseyerek tepsiyi masaya bıraktı. "Bir kısmını komşulara da göndereceğim." Babam çayını doldururken, "Hatice Teyze kesin tarifi ister." dedi. Annem kahkaha attı. "Tarifi yıllardır biliyor." "Yine de benim elimden yiyince daha güzel olduğunu söylüyor." Babam gülümseyerek, "Çünkü içine sevgi koyuyorsun." deyince annem hafifçe utandı. Ben onları izlerken içim sıcacık oldu. Yıllardır evliydiler. Ama hâlâ birbirlerine güzel söz söylemekten çekinmiyorlardı. İnsan, sevginin en güzel hâlini bazen anne ve babasının gözlerinde görüyordu. Kursa vardığımda çocuklar çoktan sınıfa dolmuştu. "Zümra öğretmen!" diye bağıran sesler koridoru doldurdu. Minik Eymen koşarak yanıma geldi. "Öğretmenim!" "Efendim?" "Dişim düştü." Avucunu açtı. Minicik süt dişini büyük bir hazine bulmuş gibi bana gösteriyordu. "Maşallah." "Artık büyüyorsun demek." Eymen gururla başını salladı. "Babam da öyle dedi." Tam o sırada Zeynep söze karıştı. "Benim de düşecek." "Nereden biliyorsun?" "Çünkü sallanıyor." Sonra bana doğru eğilip fısıldadı. "Ama anneme söylemedim." "Neden?" "Akşam çikolata istemeyeceğim diye korkuyorum." Kendimi tutamayıp güldüm. "Merak etme." "Annen sadece dişlerini fırçalamanı ister." Zeynep rahat bir nefes aldı. "Tamam." "O zaman söyleyebilirim." Sınıftaki çocuklar da onun bu ciddiyetine gülmeye başladı. İlk ders bitip çocuklar bahçeye çıktığında telefonum titredi. Ekranda tek satırlık bir mesaj vardı. Yusuf Akın Selamünaleyküm. Gününüz güzel geçiyordur inşallah. Mesaja bakarken istemsizce gülümsedim. Cevap yazmadan önce birkaç saniye düşündüm. Sonra kısa ve ölçülü bir şekilde yazdım. Zümra Taş Aleykümselam. Çok şükür, güzel geçiyor. Sizinki de hayırlı geçsin inşallah. Mesajı gönderdim. Yaklaşık bir dakika sonra cevap geldi. Âmin. Çalışırken aklıma kursunuzdaki çocuklar geldi. Allah hepsini güzel insanlardan eylesin. Bu mesaj, yüzümde daha da büyük bir tebessüm oluşturdu. Çünkü o, çocukları tanımıyordu. Ama onlar için içten bir dua etmişti. Ben de cevap verdim. Âmin. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Konuşma yine orada bitti. Ne uzun cümleler... Ne gereksiz merak... Ne de sınırları aşan bir samimiyet... Sadece güzel temenniler... Bazen en kıymetli sohbetler, birkaç satırdan ibaret olurdu. İlahi bakış açısıyla... Aynı saatlerde Yusuf, ofisinin penceresinden dışarı bakıyordu. Masanın üzerinde çizim dosyaları, bilgisayarı ve yarım kalan kahvesi vardı. Telefonunu cebine koyarken hafifçe tebessüm etti. Ne garipti... Daha birkaç gün öncesine kadar birbirlerinin varlığından habersiz olan iki insan... Şimdi birbirlerine sadece güzel bir gün dilemişti. Kimi insanlar hayatınıza büyük cümlelerle girmezdi. Bir dua... Bir selam... Bir nezaket... İşte bazen bütün hikâye böyle başlardı. *** Öğle ezanının okunmasına az kalmıştı. Koridorlar, çocukların neşeli sesleriyle dolup taşıyordu. Kimisi ayakkabısını arıyor, kimisi çantasını omzuna takmaya çalışıyor, k…

Bölümün tamamını WritePad'de oku