BÖLÜM 6
Yazar: Fatma Kilbas

KALBE DÜŞEN ÂMİN BÖLÜM 6 Piknik alanı, şehrin biraz dışında, çam ağaçlarının gölgesine kurulmuş geniş bir mesire yeriydi. Hafta sonu olduğu için oldukça kalabalıktı. Bir yanda mangal yapan aileler. Bir yanda top oynayan çocuklar... Semaverlerden yükselen çay kokusu, çam reçinesinin keskin kokusuna karışıyordu. Arabadan iner inmez Hümeyra iki elini havaya kaldırdı. "Temiz hava!" Sonra derin bir nefes aldı. "Bir de köfte kokusu..." Ayşe Nur başını iki yana salladı. "Sen gerçekten iflah olmazsın." Ben gülerek annemin hazırladığı kısır kabını masaya bıraktım. "Önce örtüyü serelim." Meryem ve Elif örtüyü düzeltirken Sümeyye tabakları dizmeye başladı. Her zamanki gibi herkes sessizce bir işin ucundan tutuyordu. Kimse "Ben niye yapıyorum?" demiyordu. Belki de dostluğu güzelleştiren buydu. On dakika sonra soframız hazırdı. Ev yapımı kısır. Patates salatası. Zeytinyağlı yaprak sarma. Peynirli börek. Ev limonatası. Ve Hümeyra'nın annesinin yaptığı meşhur el açması börek... Hümeyra börek tepsisini masaya koyarken gururla konuştu. "Şimdi size bir şey söyleyeceğim." Dedi. Ayşe Nur kollarını bağladı. "Buyur." "Annem bu börekleri özellikle bana emanet etti."Elif kaşını kaldırdı. "Niye?" Sorusuyla hümeyra gururla göğsünü kabarttı. "Çünkü bana güveniyor." Tam o sırada rüzgâr esti. Peçeteler uçmaya başladı. Hümeyra, börek tepsisini bırakıp peçetelerin peşinden koştu. Ben de arkasından seslendim. "Hani emanetti?" Peçeteleri yakalayıp döndü. "Öncelikler değişebilir." Dedi nefes nefese. Masadakiler kahkahaya boğuldu. Karnımız doyduktan sonra Ayşe Nur çantasından voleybol topunu çıkardı. "Hadi." Dedi hevesle "Kim benim takımımda?" Hümeyra hemen parmağını kaldırdı. "Ben!" Meryem bana dönüp fısıldadı. "Kaybettik." Dedi sessizce kaşlarımı çatıp "Neden?" "Hümeyra topa vurmak yerine konuşuyor." Ben gülerken Hümeyra duymuş olacak ki ellerini beline koydu. "İtiraz ediyorum." Diye bağırdı. "Ben çok iyi oynuyorum." Ayşe Nur topu havaya attı. "Tamam." Topu gösterdi. "İspatla." Oyun başladı. İlk servis Hümeyra'daydı. Topa öyle bir vurdu ki... Top fileyi geçmek yerine arkasındaki çam ağacına çarptı. Üç saniyelik sessizlik. Sonra hepimiz aynı anda gülmeye başladık. Hümeyra omuz silkti. "Ben farklı taktikler deniyorum." Ayşe Nur gülmekten dizlerine çökmüştü. "Bu taktiğin adı ne?" Gülmeleri arasında zar zor kon "Ormancılık." Yaklaşık yarım saat oynadıktan sonra yorulup çimlere oturduk. Çam ağaçlarının arasından süzülen güneş ışıkları üzerimize düşüyordu. Hafif rüzgâr şallarımızı dalgalandırıyordu. Bir süre kimse konuşmadı. Sonra Meryem sessizce gökyüzüne baktı. "Biliyor musunuz..." "En çok böyle günleri seviyorum." "Neden?" diye sordum. "Çünkü insan..." "Koşturmayı bırakınca sahip olduğu nimetleri daha iyi fark ediyor." Sümeyye başını salladı. "Şükretmek için bazen sadece durmak gerekiyor." Ben de etrafıma baktım. Dostlarım... Ağaçlar... Kuş sesleri... Bir termos çay... Birlikte edilen kahkahalar... Gerçekten de... Mutluluk çok uzakta değildi. Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan annemdi. "Anneciğim." "Kızım." "Her şey yolunda mı?" "Çok şükür." "Sadece bir şey soracağım." "Buyur." "Hümeyra yanınızda mı?" Gülmemek için dudaklarımı ısırdım. "Evet." "Telefonu ona verir misin?" Şaşkınlıkla telefonu Hümeyra'ya uzattım. "Annem seninle konuşacakmış." Hümeyra merakla telefonu aldı. "Alo, teyzeciğim." Karşı tarafta annemin ne dediğini duymuyorduk. Ama Hümeyra'nın yüz ifadesi yavaş yavaş değişmeye başladı. "Şey..." "Tamam." "Tamam." Telefonu kapattı. Ayşe Nur merakla sordu. "Ne dedi?" Hümeyra mahcup mahcup gülümsedi. "Teyzeniz..." "Sabah bana verdiği saklama kabını geri getirmeyi unutmuşum." Bir an sessizlik oldu. Sonra Elif kahkahayı patlattı. "Sen kabı bile pikniğe getirmişsin." Ben de gülerek çantama baktım. Gerçekten de annemin cam saklama kabı, Hümeyra'nın çantasından çıkıyordu. Hümeyra iki elini yüzüne kapattı. "Ben bunu eve nasıl götüreceğim diye düşünüyordum." Ayşe Nur omzuna hafifçe vurdu. "İyi ki teyzem aramış." Yine kahkahalar yükseldi. Çam ağaçlarının arasında…