KAFESTEKİ SERÇE

2. ARAF

Yazar:

KAFESTEKİ SERÇE – Tuğçe kitap kapağı
KAFESTEKİ SERÇE – Tuğçe kitap kapağı

Canım yanıyordu. Yine. Kalbimin ağrısı öyle bir boyut almıştı ki, ölüyor gibiydim. Artık rahat bir nefes almak istiyordum. Bir insanın hayalleri arasında yaşamak olmamalıydı. Gülüp eğlenebilmek, koşabilmek hayal olmamalıydı. Doktor olmak isteyebilirdi bir insan. Dünya turu yapmak, sevdiği adamla mutlu bir yuva kurabilmek... Bunlar hayal olmalıydı. Ama ben her konuda fazlasıyla eksiktim. Fazlam yoktu ama eksiğim çoktu. En son kendimi evimin bahçesinde hatırlıyordum. İçeri girebilmek için Asuman ablayı bekliyordum. Ama sonra birileri belirmişti kapının önünde. Siyah takım elbiseli, cüsseli adamlar. Bana doğru geliyorlardı. Ben henüz olayı kavrayamamışken ağzımı bir bezle kapatmışlardı. Muhtemelen kaçırılmıştım. Şu an neredeydim ya da kiminleydim bilmiyorum. Ben kaçırılmak için fazlasıyla gereksiz biriydim. Ne için kaçırmışlardı ki beni? Fidye mi isteyeceklerdi? Hastalıklı beni kaçırmak yerine direkt bana gelselerdi ihtiyaçları olan o parayı anında onlara verirdim. Evdeyken en azından bana bakan biri vardı. Şimdi burada ölüp gidecektim. Kapalı olan gözlerimi yavaş yavaş araladım. Nerede olduğumu seçemiyordum. Etraf oldukça karanlıktı. Üstelik gece körlüğüm vardı. Bir hastane odasında mıydım yoksa evde miydim anlayamıyordum. Üstelik içerisi o kadar havasız geliyordu ki... Hayır. Havasız falan değildi. Ben nefes alamıyordum. Nefes darlıklarım başlamıştı yine. Panik atağım nüksetmişti. Bu kalbim için de iyi değildi. Hemen sakinleşmeliydim yoksa ölebilirdim. Psikoloğum sakinleşmemi, derin derin nefes almamı ve etrafımda gördüğüm, duyduğum, kokusunu aldığım şeyleri saymamı isterdi bu gibi durumlarda. Bunu panik atağı olan birine söylemek kolay tabii. Asıl mesele bunları uygulayabilmekteydi. Elimi boynuma götürüp derin derin nefes almaya çalıştım. Ama sanki odadaki tüm oksijen çekilmiş gibiydi. Yattığım yatakta doğrulup ayaklarımı aşağı sarkıttım. "Nefes alamıyorum..." gözlerimin dolmasını umursamadan kendimi yataktan aşağı attım. Yataktan destek alıp ilerlemeye başladım. Ama o kadar soluksuz kalmıştım ki, gözlerimin karardığını hissediyordum. Dizlerimin üzerine düştüğümde odanın kapısı yavaşça aralandı. İçeriye giren kişi anlık olarak duraksama yaşadıktan sonra hızla yanıma geldi. "İyi misin?" kafamı iki yana salladım. İyi falan değildim. "İlaçlarım..." kekeleyerek söylediğim bu kelime adamda panik yarattı. İçeriye bakıp "Burak!" diye bağırdı. Kapıda biten adam önce yanımdaki adama, sonra da bana baktı. "Buyurun efendim?" "Kızın çantasını getir, hemen!" Burak kapıdan ayrılınca yanımdaki adam bana baktı ve yanaklarımı avuçlarının içine alıp ona bakmamı sağladı. "Bak bana, burada kal. Derin derin nefes almaya çalış. Benimle birlikte hadi." bakışlarım adamın yüzünde oyalanınca onu dinlemeye başladım. "Nefes al... ver." bu şekil bir süre devam ettikten sonra az da olsa sakinleşmiştim. "Getirdim efendim." yanımdaki adam sinirle Burak'ın elindeki çantayı çekti. "Nerede kaldın Allah'ın cezası!" diye bağırınca Burak kafasını öne eğdi. Büyük bir hırsla çantamı karıştırırken içinden çıkardığı iğneyi bana gösterdi. "Bu mu?" ben hâlâ nefes almaya çalışırken bir yandan kafamı aşağı yukarı salladım. "Nerene vuracağım?" "Omzum..." dedim titreyen sesimle. Adam nazik bir şekilde kolumu tutup iğneyi yavaşça batırdı. Böyle sert görünümlü bir adamın nazik olabilmesini ben de beklemiyordum doğrusu. Yüzünde endişeyi andıran bir ifade gördüğümde kendini hemen toparladı. "Daha iyi misin?" kafamı olumlu anlamda salladım. Beni nazikçe kaldırıp yatağa oturttu ve Burak'a döndü. "Size kızı iyi araştırın dedim! Hasta olduğu bilgisi neden yok ben de?" Burak mahcup bir şekilde patronuna baktı. "Efendim, hastaneyle ilgili hiçbir kaydı yok." olmazdı tabii. Çünkü annemler buna bir el atmış, tüm kayıtları sildirmişlerdi. "Bir insanın hastane kaydı nasıl olmaz Burak!" Burak korkudan tir tir titrerken bakışlarım beni kurtaran ama aynı zamanda beni kaçıran bu adamın yüzündeydi. Demek onun için bu kadar önemliydim. Ölmemi istemeyecek kadar bir önem taşıyordum sanırım. "Çık…

Bölümün tamamını WritePad'de oku