Kafesteki Kuş - Sadece Tek Gecelik +18

1. Bölüm

Yazar:

Kafesteki Kuş - Sadece Tek Gecelik +18 - Emrah kitap kapağı
Kafesteki Kuş - Sadece Tek Gecelik +18 kitap kapağı

Dünyanın en zor hissi, kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur. Dostoyevski “Sıkıldın mı?” Bu cümleye kadar sadece onu dinliyordum. 40 yaşında beyaz yaka bir kaltaktı. Saçlarını oriel ile açtırmış ve diplerden gelen siyahlar onun gerçek kimliğini açığa çıkartıyordu. Gözleri koyu siyahtı ve göz bebekleri kocamandı. O konuşurken gözlerine bakmamı kolaylaştırıyordu göz bebeklerinin iriliği. İyi bir okuldan mezun olmuştu. Peşine hemen iş hayatına atılmış ve bir çok taviz vererek müdürlüğe ulaşmıştı. Elbette şirkette üst düzey evli çocuklu bir yetkili ile yaşadığı metres ilişkisi de hızlı yükselmesinde katalizör görevi görmüştü. Adam büyük ihtimal ile evlenme vaadi ile gençliğini ve güzelliğini kullandıktan sonra bunu sepetlemiş ve yeni gelen kızlara gözünü dikmişti. Belki de daha fazla oyalanmak istemediği için ve yükseleceği yere kadar yükseldiğinden dolayı bu ondan ayrılmıştı. Ne fark ederdi? Alan memnun veren memnunken hiçbir sorun yoktu… Çok kilolu değildi ama zayıfta sayılmazdı. Göğüs dekolteli elbisesi onun azgın bir kaltak olduğuna işaret ediyor olsa da, suratında iş hayatındaki kazandığı ciddiyet mesafeli bir insan olduğunu belli ediyordu. Yemeğe oturduğumuzdan bu yana belki bir belki de iki saat geçmişti. Aklına gelen her şeyi anlatıyordu. Ara sıra ona sorular sorarak ilgiliymişim gibi davranıyordum. Aslında anlattığı hiçbir şey umurumda bile değildi. Fazla konuşmuyordu ama bu bile belli bir saatten sonra insanı sıkıyor. Randevu bittikten sonra neler yapacağımı düşünüyor, ona ve anlattıklarına ilgiliymişim gibi sorular soruyordum. Sanki psikiyatri kliniğindeydik… Hastam tedaviye cevap vermeye oldukça istekliydi ama daha tedaviye başlamamıştım. “Hayır, neden sıkılayım? Gayet güzel bir sohbetin var. Hiç sıkılmadım, hayatın yazsam roman olur tarzında bence.” Gözlerinin içine bakarak flörtöz davranıyordum. “Sen anlatmaktan sıkıldın mı?” “Hayır asla, ilk buluşmamız ve seni sıkmak istemem.” “Sıkılmadım…” İkinci kez kendimden daha da emin bir ses tonu ile cevapladım. “Seni dinlemek yeni bir kitap okumak gibi, her sayfası çok değerli.” Bu iltifatıma gülümsedi. Flört etmeyi seviyordu. Kim sevmez ki? Rahat görünüyordu fakat hiç rahat değildi. Kendini biraz daha rahat hissetmek amacı ile alkol içmeye ve konuşmaya devam ediyordu. Müşteriler yavaş yavaş restorandan ayrılmaya başlamışlardı. Eğlenceli bir akşam olmuştu genellikle. İnsanların yüzünden bu okunuyordu. Restorandan ayrılan herkes mutlu görünüyordu. Tuğçe sarhoş sayılmazdı ama çakır keyiflik durumunu da çoktan aşmıştı. “Sen hiç anlatmadın kendini?” İşte zehirli soruyu sormuştu. Buraya kadar her şey yolundaydı. “Dinlemek daha eğlenceli. İnsanlar kendilerinden anlatırken bazen itici duruma düşebiliyorlar. Kendilerini sürekli övüyorlar.” Bir anda suratı ciddi bir hal aldı. “Ben kendimi övdüm mü?” “Hayır hayır senden bahsetmiyorum… Beni yanlış anlama lütfen. Kendim için bahsettim. Artık odaya çıkalım mı? Restoran kapanmak üzere. İçmek istersek mini bardan devam ederiz.” “Evet, elbette” derken heyecandan sesi titredi. Asansörde yalnız kaldığımızda heyecanı vücut diline yansımıştı. Sanki bir bakire gibiydi hal ve hareketleri. Asansörde kameralar olduğu için herhangi bir hamle yapmadım. Asansörden inerken elini tuttum. Ve beraber kötü halı dekorunun üzerinde yürümeye başladık. Odanın içine girdiğimizde heyecanı daha da artmıştı. Televizyon kumandasını eline aldı ve hafif bir müzik açtı. Sorasında kırıta kırıta yavaşça yürüyerek balkona çıktı. Kırıtırken topuklu ayakkabılarından çıkan ses oldukça seksiydi. Eteği ölçülü kısalıktaydı. Dizinin bel parmak kadar yukarısında. Balkonun korkuluklarına ellerini koyup hafifçe dans ediyor, hafif esen rüzgar da saçlarını sağa sola yavaş hareketlerle savuruyordu. Yavaşça yanına yaklaştım. Saçlarını sol tarafa atarak boynunun bir tarafını açıkta bıraktı. Arkasından yaklaştım. Omuzuna bir öpücük kondurduğum an, ‘ah.’ Sesi kulağımda yankılandı. Kafasını hafifçe arkaya yaslamıştı. Uzun zamandır kimse ile yakınlık kurmamıştı belki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku