Kafeste Bir Kızıl

7. Bölüm - Where Fire Learns to Bleed

Yazar:

Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı
Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kafeste Bir Kızıl - 7. Bölüm - Where Fire Learns to Bleed bölüm görseli 1
Kafeste Bir Kızıl - 7. Bölüm - Where Fire Learns to Bleed bölüm görseli 1

7. Bölüm - Ateşin Kanamayı Öğrendiği Yer Hoş geldiniz. Oy vermeden geçmeyin lütfen. Keyifli okumalar dilerim. ~Dedublüman - Sakladığın Bir Şeyler Var "Kader diye sunduğunuz zinciri kırmaya geldim." Catherine Elise Sinclair Gece hiç bitmemiş gibiydi. Gözlerimi her kapattığımda karanlık büyüyor, genişliyor ve beni içine çekiyordu; çocukluğumun o dar, havasız, duvarları nem kokan odalarına geri dönüyordum. Dizlerimin üzerinde saatlerce bekletildiğim, ses çıkardığımda cezanın katlandığı, ağladığımda kapının dışından gelen ayak seslerinin ağırlaştığı o kâbus dolu gecelere... Uyumakla uyanık kalmak arasında sıkışıp kaldığım saatler boyunca zihnim bana acımasızca oyunlar oynayıp durmuştu. Babamın buyurgan sesi, açlığın mideyi kemiren tanıdık sancısı, nefes almanın bile zorlaştığı o kapalı hücre... Hepsi birer birer geri gelmişti. Sanki yıllardır unuttuğumu sandığım her bir travma, tek bir gecede yeniden hatırlanmayı bekliyormuşçasına yüzeye çıkmıştı. Ve en kötüsü de uyuduğumda kâbuslar, uyandığımdaysa hatıralar peşimi bırakmıyordu. Kendimden kaçamıyordum. Sabahın ilk ışıkları tül perdelerin arasından içeri sızarken yatakta doğrulup oturdum. Uyumuş muydum, yoksa sadece gözlerimi kapatıp sabahın gelişini mi beklemiştim, bundan bile emin değildim. Şakaklarım zonkluyor, bedenim dinlenmiş hissetmenin aksine daha da ağırlaşmış gibi sızlıyordu. Fakat alışkındım. Yorgunlukla yaşamaya, uykusuzlukla ayakta kalmaya, içimde kopan devasa fırtınaları yüzümdeki pürüzsüz maskenin arkasına gizlemeye... Yavaşça ayağa kalktım. Odanın içindeki banyoya geçip aynadaki yansımama baktığımda gördüğüm şey bir insandan ziyade boş bir kabuktu. Göz altlarım morarmış, yeşil gözlerimin parıltısı donuklaşmıştı. Çehremdeki solgunluk bile gerçeği benden saklamıyor, tükenmişliğimi sessizce haykırıyordu. Bir an için o çaresiz halime bakakaldım. Sonra eğilerek musluğu açtım ve soğuk suyu yüzüme çarptım. Su tenime vurduğunda irkilsem de geri çekilmeyerek ellerimi seramik lavaboya yaslayıp başımı eğdim, derin bir nefes çektim içime ve ardından bir tane daha. Bir nebze olsun kendime gelerek suyu kapattım. Yüzümü kuruladıktan sonra çantamın içindeki makyaj malzemelerini çıkardım. Rutin bir hareketle göz altlarımı kapattım, tenimdeki o solgunluğu eşitledim, dudaklarıma hafif bir renk verdim. Saçlarımı parmaklarımla tarayıp düzelttim. Birkaç dakika içinde aynadaki yüz, az önceki kırılgan halinden tamamen sıyrılarak yeniden tanıdığım o mesafeli, kontrollü posture bürünmüştü. Yanımda başka yedek kıyafet olmadığı için dünkü siyah elbisemi tekrar üzerime geçirdim ve yatağın üzerindeki telefonuma uzandım. Dün yaşananlardan sonra bu çatının altında bir dakika daha kalmaya tahammülüm yoktu. Kısa bir an ekrandaki saate göz attım; muhtemelen şu an Kanada’da gece yarısıydı lakin umursamadım. Benim uykusuz geçen bir gecemin daha ardından Rıza Karayel’in uykusunun bölünmesini önemseyecek değildim. Hızlıca rehbere girip ezbere bildiğim numarayı tuşladım. "S'ils vous ont réveillé à cette heure-ci, c'est qu'il s'est passé quelque chose de très important." (Bu saatte uyandırdığına göre çok önemli bir şey olmuş olmalı.) Babamın huysuz ve tehditkar ses tonuna kulak asmayarak kısık bir sesle konuşmaya başladım. Evdeki çalışanlar veya Sarp tarafından duyulmak istemezdim. "Oui, c'est arrivé. Sarp n'est pas du genre à croire que je suis innocent. Il s'est passé suffisamment de choses pour que j'en sois certain." (Evet, oldu. Sarp masum olduğuma inanacak biri değil. Buna emin olmamı sağlayacak yeterince şey yaşandı.) Hattın diğer ucunda kısa bir hareketlilik olduğunda, yataktan kalktığını anlamıştım. "De quelles bêtises parlez-vous ? Dites-moi ce qui s'est passé." (Ne saçmalıyorsun? Ne olduysa anlat.) "Peu importe ce qui s'est passé, c'est terminé. Je retournerai bientôt à l'hôtel sous prétexte de récupérer mes affaires, et vous direz à vos hommes de me faire sortir de là. Je rentre au Canada." (Olanların bir önemi yok, bu oyun burada bitti. Birazdan kalan eşyalarımı alma bahanesiyle otele döneceğ…

Bölümün tamamını WritePad'de oku