Kafeste Bir Kızıl

6. Bölüm - The First Move

Yazar:

Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı
Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kafeste Bir Kızıl - 6. Bölüm - The First Move bölüm görseli 1
Kafeste Bir Kızıl - 6. Bölüm - The First Move bölüm görseli 1

6. Bölüm - İlk Hamle Hoş geldiniz. Oy vermeden geçmeyin lütfen, keyifli okumalar dilerim. ~Başar Keklik - İntikam Alıyorsun “Bazı sınırlar aşılmaz sanırsın, ta ki birisi sana nerede olduklarını hatırlatana kadar.” Sarp Arel Karahan Masanın üzerindeki porselen tabaklardan bazıları boşalmışken kahve fincanları ve bardaklar hâlâ sıcaktı. Sohbetin o yapay uğultusu yerini ağır bir dinginliğe bırakmıştı lakin benim zihnimde aynı sessizlik yoktu. Dün gece öğrendiklerimden sonra bu kahvaltı masasından kalkıp bir an önce Catherine’e, cinayete tanık olan kadına ulaşmayı planlarken, o kendi ayaklarıyla evime kadar gelmişti. Fazla mı cesurdu yoksa pervasız bir aptal mıydı, çözmek zordu. Çünkü davranışlarını zihnimde mantıklı bir zemine oturtamıyordum. Onun yerinde her kim olsa tanık olduğu o dehşetten sonra geldiği gibi kaçar, arkasına bile bakmadan ülkeyi terk eder ve izini kaybettirirdi. Bu kadın ise önce soğukkanlılıkla bir cinayete tanıklık etmiş, daha sonra da hiçbir şey yaşanmamış gibi olayın baş failinin evine kahvaltı hazırlamaya gelmişti. Şüphe ve merakın dondurucu eşiğinde gidip geliyor, düşüncelerimi makul bir noktaya ulaştırmaya çalışıyorken, karşımdaki sandalyede oturan babam çatalını tabağın kenarına bırakarak dikkatleri üzerine çekti. “Etkileyiciydi.” dedi Catherine’e hitaben, başını hafifçe sallayarak. “Uzun zamandır bu kadar kusursuz hazırlanmış bir masa görmemiştim.” Sesi sakin ama her zamanki gibi tartıcıydı. Bu kadında ne bulduğunu anlamaya çalıştım; zira Hakan Karahan övgüyü böyle cömertçe dağıtan biri değildi. Elimdeki su bardağını parmaklarımın arasında ağır ağır çevirirken, gözlerimi kaldırmadan konuştum. “Fazla düzgün.” Babamın gözlerinin üzerimde sabitlendiğini hissettim. “Bu bir eleştiri mi?” Başımı kaldırırken Catherine’in bakışlarını üzerimde hissetmeme rağmen gözlerimi yalnızca babamın yüzünde gezdirdim. “Hayır.” dedim sakince. “Sadece... Tek seferde bu kadar çabuk güven kazanması garip.” Son cümlemle masada kısa, dondurucu bir sessizlik hâkim olmuştu. Babam Catherine’e dönerek “Sen çıkabilirsin.” dedi, müsadeden ziyade emreden bir tonlamayla. Salonda yalnızca ikimiz kaldığımızda arkasına yaslandı, bakışları keskinleşmişti. “Ne demek istiyorsun Sarp?” Tıpkı onun gibi arkama yaslanırken bir bacağımı ötekinin üzerine attım, sanki ehemmiyetsiz bir detaydan bahsediyormuş gibi rahat davranarak. “Dün gece tanıyorsun.” dedim. “Bugün mutfağını teslim ediyorsun. Sen bu kadar hızlı güvenmezsin baba.” Gözlerinde sorgulayıcı bir ifade belirdiğinde stratejik bir analiz anında olduğumuzu anladım. Sonra bakışlarında usulca yeşeren şüpheye rağmen başını hafifçe yana eğdi. “Bunda bir problem görmüyorum.” dedi yavaşça. “Ama belli ki sen görüyorsun.” Duraksadı. “Senin bildiğin ama benim bilmediğim bir şey mi var?” Sorunun ağırlığı masanın üzerine çökerken kısa bir an için sustum. Sonra dudaklarımın kenarı usulca kıpırdadı. “Sen ne derdin?” dedim, bakışlarımı onunkinden ayırmadan. “Kontrol... Temkinle başlar.” Babamın gözlerinden kısa bir parıltı geçti. Kendi kuralını ondan önce telaffuz etmem hoşuna gitmişti. Seni senden daha iyi tanıyorum Hakan Karahan, hoşuna gidecek hamleleri en iyi ben bilirim. Ve yine bilirim ki; tanımak, yönetmenin ilk adımıdır. Yine de sözlerim içindeki o şüpheyi tamamen silmeye yetmemişti. “Devam et.” Bardağı masaya bıraktım. “Dün gece yaşanan olaydan sonra tanığın kim olduğunu hâlâ bulamadık. Bu kadın tamamen masum olsa ve olayla hiçbir ilgisi bulunmasa bile, riskleri sıfıra indirmeden tehlike yaratabilecek birini evimde çalıştırmazdım.” Karşımdaki adamın kaşları çatılırken dikkatini tamamen bana vererek kanıt ister gibi sordu. “Fazla mı temkinlisin, yoksa bu olasılığı düşündürecek bir delilin mi var?” Onun aksine rahatça arkama yaslanırken sakince cevap verdim. “Evet şüphelenmek için yeterli sebebim yok ama göz ardı etmek için de yok.” Babam sessizce beni izliyordu. “Bu yüzden,” diye devam ettim, “onu bir süreliğine yanımda istiyorum.” Kaşları hafifçe çatıldı. “Ne için?” “Yakından tanımak ve şüpheler…

Bölümün tamamını WritePad'de oku