Kafeste Bir Kızıl

1. Bölüm - The Cage

Yazar:

Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı
Kafeste Bir Kızıl – Solandis kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kafeste Bir Kızıl - 1. Bölüm - The Cage bölüm görseli 1
Kafeste Bir Kızıl - 1. Bölüm - The Cage bölüm görseli 1

1. Bölüm - Kafes Hayatta hep kendi ayakları üzerinde durmak zorunda kalanlara… İçerik Uyarısı ve Bilgilendirme Bu hikaye; kurgu kapsamında şiddet ve şiddet unsurları, tütün ve tütün mamulleri kullanımı, alkol tüketimi ve yasaklı maddelere ilişkin içerikler barındırmaktadır. Bahsi geçen unsurlar tamamen hikâyenin dramatik yapısını ve karakter gelişimini desteklemek amacıyla kurgusal olarak ele alınmıştır. Bu içerikler herhangi bir davranışı özendirme, normalleştirme ya da teşvik etme amacı taşımamaktadır. Okuyucuların kendi hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak ilerlemeleri tavsiye edilir. “Kafeste Bir Kızıl” benim şu anki saplantım. Kızıl ipliklerden, keskin virajlardan ve sessiz bir çaresizlikten inşa edilmiş bir labirent. Bölümleri okurken, her kelimenin sizi daha yakından bakmaya bir davet olduğunu unutmayın. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve her sessizlik aslında çok şey anlatır. Eğer siz de tekinsiz olanın içinde huzur bulan, motivasyonları parçalara ayırıp incelemeyi seven ve ekran karardıktan uzun süre sonra bile zihinde dönüp duran bir hikayeden korkmayan bir ruhsanız... o zaman doğru yerdesiniz. Gelin, derinlikleri birlikte keşfedelim. İçeri adım atın ama unutmayın: Kafese bir kez girdiğinizde, kilit dışarıdan döner. Yayınlanma Tarihi: 08.07.2026 Oy vermeden geçmeyin lütfen. Keyifli okumalar dilerim. ~Tuna Hizmetli - Kimsesiz ”İnsan en çok ait olduğunu sandığı yerde esir düşer.” İstanbul, Catherine’i ilk kez karşılıyordu. Bulutların arasından süzülüp beton piste teker koyan devasa uçağın gövdesi titrerken, pencereleri döven o dumanlı kurşuni akşamüstü karanlığı şehrin silüetini boğuk bir is gibi örtüyordu. Pasaport kontrol sırasına girdiğimde, içimdeki o gitgide daralan sınırlar her adımımda nefesimi biraz daha kesiyordu. Parmaklarımın ucundaki pasaportu teslim ettiğim memur, üzerindeki bilgileri tarayıp başını kaldırdığında bakışları yüzümde bir saniye daha uzun sürdü. O tek saniyelik, dondurucu ve sorgulayıcı duraksamada şunu hissettim: Bu ülkede hiçbir şey tesadüf değildi. Özellikle de benim bu topraklara gelişim... Asla. Cebimdeki telefonun kesik titremesi, tenimde gezinerek irkilmeme sebep oldu. Ekranı aydınlatan parlak ışıkta beliren isme baktım. Babamdı. Ekranda, her bir harfi ruhuma birer pranga gibi geçirilecek olan bir mesaj duruyordu: "Sois élégante ce soir. Garde le sourire. Et ne pense même pas à t'échapper." (Bu gece şık giyin. Gülümse. Ve sakın kaçmaya çalışma.) Ekrandaki soğuk pikselleri izlerken, boğazımın en derininde büyüyen, beni nefessiz bırakmaya yeminli his tüm gövdemi esir aldı. Kafes. ⸻ Olanlardan birkaç gün önce… Oxford Üniversitesi’nin o tarihi, asırlık taş binasının amfisinde, güz döneminin son sınav kağıdını titreyen parmaklarımın arasında tutuyordum. Oturduğum ahşap sıranın hemen karşısındaki akıllı tahtanın döküm panelinde beliren yansımama takıldı gözlerim. Solgun çehremi çevreleyen, omuzlarımdan süzülüp belime kadar uzanan kızıl dalgalar bu donuk sınıfta adeta bir yabancı gibi duruyordu. Yüzümdeki solmuşluğu aydınlatan tek şey, kirpiklerimin gölgesinde saklanan yemyeşil gözlerimin inatçı ama bir o kadar yorgun parıltısıydı. Gözetmenin sürenin dolmak üzere olduğunu belirten tok sesi amfinin yüksek tavanında yankılandığında, bakışlarımı yansımamdan çekip kağıda döndürdüm. Taslaklarımın statik hesaplarını, o milimetrik yapı detaylarını son kez kontrol ettim. Kalemi masaya bırakıp sıramdan kalktım; adımı listenin en başına yazıp imzamı attım. Catherine Elise Sinclair. Sınıfın ağır ve havasız atmosferini arkamda bırakıp koridora çıktığımda, omuzlarımdaki görünmez bir yükün hafifçe dağıldığını hissettim. Derin bir nefes çektim içime. Yüzümdeki sakin ve pürüzsüz ifadeyi bozmadan, Oxford’un soğuk taş duvarları arasında adımlamaya başladım. Lakin özgür değildim. İzlendiğimin buz gibi bilinciyle adımlarım yavaşlarken, gözlerim çevreye kaydı. Sokağın köşesinde, kütüphanenin girişinde, her zaman doğru açılara yerleştirilmiş tanıdık gölgeleri gördüm. Babamın üzerimdeki boğucu takibini hisse…

Bölümün tamamını WritePad'de oku