Kaderin Yargısı

1.Bölüm:İsimsiz Hasta

Yazar:

Kaderin Yargısı - Vespera kitap kapağı
Kaderin Yargısı kitap kapağı

İstanbul 2005 Göğsüm yine çok acıdı. Sanki kalbimin üstüne kocaman, ağır bir taş koymuşlar gibi nefes alamadım. Sırtımı odamızın köşesindeki eski sedire yasladım. Annem İnci’nin üzerime örttüğü kalın yün battaniyeye rağmen tir tir titriyordum. Soluk almaya çalıştıkça boğazımdan komik ama korkunç, hırıltılı sesler çıktı. Bu sesler beni çok korkuttu. Annem, baş ucumda oturdu. Gözyaşlarını benden saklamaya çalışarak nemli bir bezle alnımı sildi. Dudakları titredi ama bana belli etmemek için zoraki gülümsedi. "Geçecek annem, nefes al güzel kızım, derin derin al," dedi. Ama geçmedi, biliyordum. Önümüzde ne zaman olacağını, parasını nasıl bulacağımızı bilmediğimiz o büyük ameliyat kapıda bekliyordu. Bizimse o hastane odalarına, o pahalı ilaçlara yetecek hiç paramız yoktu. O sırada babam içeri girdi. Yüzü çok yorgundu, gözleri uykusuzluktan kızarmıştı. Gelip sedirin kenarına, tam yanıma çöktü. Buz gibi olmuş küçük ellerimi o sıcacık, nasırlı avuçlarının içine aldı. O gelince içimdeki o çaresiz korku biraz azaldı sanki. Başımı usulca dizine koydum. Televizyonun loş, titrek ışığı yüzümüze vururken, babam saçlarımı okşamaya başladı. Onun parmakları saçlarımın arasında gezindikçe kendimi daha güvende hissettim. Gözlerimi tavandan ayırıp yüzüne baktım. "Baba..." dedim. Sesim hırıltılı ve çok kısık çıktı. "Ben büyüyünce ne olacağım biliyor musun?" Babamın gözlerinin içi parladı. Yüzündeki o yorgun çizgiler şefkatli bir gülümsemeyle esnedi. "Ne olacaksın benim güzel, akıllı kızım?" diye sordu. İçimdeki bütün halsizliğe rağmen büyük bir inançla göğsümü kabarttım. "Doktor!" dedim. "Şimdi benim canım yanıyor ya, böyle nefes alamıyorum, hepimiz çok üzülüyoruz... İşte ben büyüyünce kocaman bir doktor olacağım. Ama kimseden hiç para istemeden herkesi iyileştireceğim. Kimse ilaç bulamadı diye, parası yok diye, ameliyat olamadı diye kapılarda beklemeyecek, hiç üzülmeyecek..." Sözlerim biter bitmez babamın gözleri doldu. Boğazı düğümlendi, yutkunamadı. Bir süre öylece yüzüme baktı, sonra beni göğsüne bastırıp sımsıkı sarıldı. Kulağıma fısıldadığı o sözler odada yankılandı: "Sen olacaksın benim güzel kızım... Sen çok büyük, çok kalpli bir doktor olacaksın. Herkese şifa olacaksın..." 14 Mart 2026 "Teyzeciğim, bu ilaçları sabah aç karnına içeceksin, tamam mı? Bak, buraya da küçük bir güneş resmi çiziyorum, sabah olduğunu unutma diye." Karşımdaki yaşlı teyze, elimi nasırlı ve titreyen avuçlarının içine alıp gözlerimin içine minnetle baktı. "Allah senden razı olsun kızım. Günlerdir bu ağrıyı çekiyordum, parası pulu batsın... Hastane kapısında kalırım diye çok korktum," dedi, gözleri dolarak. Gülümseyip elini hafifçe sıktım. "Hiç korkma teyzem. Burası senin evin, biz de senin çocuklarınız. Sen sağlığına kavuştun ya, bizim için en büyük kazanç bu." Onu uğurladıktan sonra derin bir nefes aldım, üzerimdeki beyaz önlüğü şöyle bir düzelttim. Zaman hızla akıp geçmişti; ben o zor günleri geride bırakmış, sağlığıma kavuşmuştum. Yıllar boyu sadece çalışmış, didinmiş ve çocukken kurduğum o büyük hayalin peşinden gitmiştim. Ve bugün, o hayalin tam içindeydim. Artık çaresizce şifa bekleyen o küçük çocuk değil, İstanbul’un en yoğun devlet hastanelerinden birinde, acil servisin o amansız temposunda insanlara nefes olmaya çalışan Doktor Rüya’ydım. Burası, tam da hayal ettiğim gibi; parası olanın da olmayanın da sadece "insan" olduğu için kapıdan girdiği, her köşe başında bir hayat mücadelesinin verildiği yerdi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Floresan lambaların cızırtılı, çiğ ışığı altında, koridorlarda yankılanan sedye sesleri ve telaşlı adımlar birbirine karışıyordu. Yorgunluktan gözlerim yanıyordu ama az önce uğurladığım o teyzenin duası içimi ısıtmaya yetmişti. Birkaç dakikalık sakinliği fırsat bilip koridorun sonundaki hemşire odasına doğru yürüdüm. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdiğimde Ada, masanın üzerindeki evrakları düzenliyordu. Beni görünce hemen sandalyelerden birini geriye doğru çekti. "Gel otur şöyle, yüzün solmuş yorgunluktan," dedi şefkatli bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku