Kader'in İnce İpliği

42.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Karşımda hiçbir şeyden habersiz, neşeyle doğum günü kahvaltısını hazırlayan adama bakarken boğazıma batan iğnelere rağmen zorlukla yutkundum. Gözlerimden sessizce dökülen yaşların arasından ona doğru birkaç adım attım ve arkasından uzanıp beline sıkıca, adeta hayata tutunur gibi sarıldım. Pamir bu ani sarılmamla hafifçe irkilse de hemen ardından o çok sevdiğim, içimi titreten gülüşü mutfakta yankılandı. Elindeki spatulayı tezgaha bırakıp yavaşça bana doğru döndü. Gözlerinin içine bakarak parmak uçlarımda yükseldim ve dudaklarına tüy hafifliğinde, sevgi dolu bir öpücük kondurdum. Tam o sırada gözlerimden istem dışı, sıcak bir damla daha süzülüp yanağıma aktı. Kalbim çığlık çığlığa haykırıyordu; lütfen bu an hiç bozulmasın, zaman burada dursun ve dünya ikimiz için sonsuza dek kapansın... ​"Bebeğim, iyi misin sen?" dedi Pamir. Sesindeki o neşeli ton, yerini anında yoğun bir merhamete ve endişeye bırakmıştı. Büyük, sıcak elleriyle belimi yavaşça kavrayıp beni kendine daha çok çekerken, gözlerimi sıkıca kapatıp başımı göğsüne yasladım. Kokusunu, teninin o huzur veren sıcaklığını hafızamın en derin köşesine kazımak ister gibi içime çektim. ​"Hiç..." dedim, sesimin titremesini engellemek için bütün gücümü kullanarak fısıldadım. "Sevgilime sebepsizce sarılamaz mıyım?" Göğsümden yukarı doğru yükselen o hıçkırık dalgasına daha fazla direnemeyeceğimi, biraz daha kalırsam kollarının arasında hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı anladığımda, ondan hızla uzaklaştım. Yüzüne baktığım zaman çatılan kaşları ve hüzünlenen gözleriyle bana tamamen anlam veremeyerek baktı. Sırtımı tezgaha yaslayıp ciğerlerime derin bir nefes çekmeye çalıştım ama sanki mutfaktaki tüm oksijen çekilmiş gibiydi. Yutkunamadım... Boğazıma öyle acı, öyle keskin bir yumru takılmıştı ki, nefes borum tıkanmış gibi hissettim, nefes bile alamadım. Ona bakmak, birazdan gitmek zorunda kalacağımı bilmek beni kelimenin tam anlamıyla boğuyordu. ​"Şey..." dedim, gözlerimi onun o şüphe dolu bakışlarından kaçırıp mutfak tezgahındaki tabaklara dikerek. "Ben diyorum ki biraz erken çıksam? Eve gideyim, bizimkilere de hiç haber vermeden birden geldim ya... Kesin merak etmişlerdir. Evde üstümü değiştirip oradan şirkete geçerim, olur mu?" ​Ben bunu söyler söylemez Pamir birden durdu. Yüzündeki o neşeli ifade solarak yerini hayal kırıklığına bıraktı; kaşlarını çatıp çocuksu bir tavırla mızmızlanmaya başladığı sırada, içimdeki acıyı maskeleyen yapay bir neşeyle güldüm. Adımlayıp yanına ulaştım ve kollarımı boynuna dolayıp yanaklarına peş peşe teselli eden öpücükler kondurdum. ​"Tamam, tamam... Üzülme hemen," diye fısıldadım, dudaklarım tenine her değdiğinde kalbime bir iğne batıyor gibiydi. "Şirkete geçeceğim zaten, orada beraberiz ama önce aileme bir görünmem lazım. Söz, hemen geleceğim." ​Yalan söylerken dilim uyuşuyordu. Pamir, içindeki o huzursuzluğu tamamen atamamış gibi başını belli belirsiz, yavaşça salladığında, bu kez alnına derin, minik bir öpücük kondurdum. Kokusu burnuma doldu; bu kokuyu son kez içime çekiyormuşum gibi sarsıldım. Hızla kendimi evden dışarıya attığım an, bahçenin serin havası yüzüme çarptı ve mutfakta zor bela tuttuğum gözyaşlarım bendini yıkan bir sel gibi yanaklarımdan aşağı dökülmeye başladı. Titreyen ellerimle çantamı açıp telefonumu geri çıkardım ve hemen abimin numarasını bulup aramaya başladım. Adımlarım beni dış kapıya doğru sürüklerken telefonun çalma sesini dinliyordum. Ona her şeyi, tüm çıplaklığıyla gerçeği anlatmam lazımdı. Yoksa Selma Hanım durmayacaktı; o zehirli hırsıyla hayatımızı, geleceğimizi, her şeyi mahvedebilirdi. En çok da Aras'ın bu pisliğin ortasında kalıp üzülmesini, kırılmasını istemiyordum. ​Telefon kulağımda, yaşlı gözlerle başımı kaldırdığım an, dış kapının önünde bekleyen Ali Abi ile göz göze geldim. Beni bu darmadağınık, gözü yaşlı halimle gördüğünde anında toparlandı, duruşunu dikleştirip ne olduğunu anlamaya çalışarak bana doğru adım attı. Rutin bir refleksle arkadaki arabanın kapısını açmaya yeltendi ki, elimi hızla havaya kaldırarak on…

Bölümün tamamını WritePad'de oku