Kader'in İnce İpliği

6.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Lila renkli, fermuarlı ve kapüşonlu, uzun kollu, vücudu saran bir modeli giyinip kendime baktım. Neyse gayet iyi durmuştu. Altına da beyaz, yüksek bel spor şort giydim. Üstüme ise siyah sporcu sütyeni giyerken kenarda duran gri ile siyah renk karışımı kablosuz kulaklıkğı taktım. Siyah şapkayla spor ayakkabı giyindimğimde tamamdım. Aynadaki yansımamdan gözlerimi kaçırıp derin bir nefes verdim. Göğsümde biriken ağırlık sanki nefesimle birlikte dışarı çıkmak ister gibiydi ama beceremiyordu. Arkama döndüğümde yatağın ucuna oturmuş Aras'ı gördüm. Gözleri parlıyordu. O bakış… içinde hem gurur hem de korku vardı. Yanına gidip usulca oturdum. Elimi saçlarına götürdüğümde hiç itiraz etmedi, aksine başını omzuma yasladı. Küçüklüğünden beri böyleydi; ne zaman dünya üstüne üstüne gelse, sığınağı ben olurdum. "Ne zaman gideceksin?" dedim kısık bir sesle. "Eksiğin falan var mı bebeğim?" Başını yavaşça olumsuzca salladı. Sonra birden ayağa kalktı, aynanın önünde kendi etrafında döndü. Üzerindeki kıyafet ona olduğundan daha büyük birini andırıyordu sanki; çocukluktan çıkıp yetişkinliğe zorla itilmiş gibiydi. "Nasıl olmuş?" dedi çekingen bir gülümsemeyle. "Sence bu kıyafet nasıl olmuş abla?" Boğazım düğümlendi. Ayağa kalkıp karşısına geçtim. Omuzlarından tuttum, göz hizasına indim. "Çok yakışmış," dedim dürüstçe. "Ama kıyafetten daha çok… sen yakışmışsın." Gülümsedi. Ama o gülümsemenin ardında bir şey vardı... "Gitmek zorunda mısın?" diye fısıldadı. Cevap vermek istemedim. Çünkü 'evet' demek, kalbime bıçak sokmak gibiydi. Onun yerine alnına bir öpücük kondurdum. "Biraz cesur olmam gerekiyor," dedim. "İkimiz için." Kollarını belime doladı. O an fark ettim… Ne kadar büyürse büyüsün, Aras hâlâ benim minik Lotus'umdu. Ve ben, onu bu dünyada tek başına bırakmamak için kendimi ateşe atıyordum. Aynaya son bir kez baktım. Karşımdaki kadın bendim ama aynı zamanda değildim. Yeni bir hayata hazırlanıyordum… Ve bu hayatın bedelini en çok kalbim ödeyecekti. Ayağa kalkıp karşısında zarifçe eğildim. Elimi uzattığımda tereddüt etmeden tuttu; sonra onu etrafımda döndürdüm.."Ah," dedim gülümseyerek, "O kadar yakışıklısınız ki Beyefendi… insanı büyüleyip uzak diyarlara götürecek kadar." Utanarak güldü. O an, sanki gerçekten bir balo salonundaymışız gibi, hafif adımlarla vals yapmaya başladık. Onu döndürdüğüm sırada kapının açıldığını fark ettik. İçeri giren abimle göz göze gelince ikimiz de olduğumuz yerde dona kaldık. Gözlerini kısarak bizi süzdü. Ben ise bir an bile düşünmeden yanına gidip hızla ona sarıldım, saçlarını karıştırmaya başladım. Abim dengesini kaybedip yere düşünce Aras'la birbirimize baktık. Gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Hiçbir şey olmamış gibi abimin yanından geçip hızla dışarı koştum. "Ben bir şey yapmadım!" diye bağırdım arkamdan. Abim adımı haykırdığında uzaktan özür diledim. Kenarda duran ayakkabımı ayağıma geçirip kapıyı ardımdan kapattım. Kalbim hâlâ hızlı hızlı atıyordu ama yüzümde, engelleyemediğim küçük bir gülümseme vardı. Koşarak asansöre yöneldim. Kulaklığımı takıp müziği açtım; ritim kalbimin atışına karıştı. Kapılar kapanır kapanmaz aynadan kendime baktım. Fena değilim, diye geçirdim içimden. Yüzüme hafif tonlarda güneş kremi ve biraz kapatıcı sürdüm. Dudaklarıma renkli bir lip gloss dokunuşu eklediğimde tamamlanmış hissi geldi. Derin bir nefes alıp verdim. Kapı açılır açılmaz dışarı adım attım ama karşımdaki kadını görünce neredeyse sendeleyecektim. Bileğini kaldırıp saatini gösterdi, geciktiğimi söyleyince zoraki bir gülümseme kondurdum yüzüme. Bir iki dakikadan ne olurdu ki…Kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı doğru sürüklemeye başladı. "Bak," dedi sert bir tonla, "Bir hafta. Tam bir hafta boyunca her gün bu koşu sahasında koşacaksın." Başımı çevirdim ama konuşmama fırsat vermedi. "Onunla iletişime geçeceksin," diye devam etti, "Hafif cilveli, ölçülü ama etkileyici. Merakını uyandıracaksın. Onu büyüleyeceksin." Adımlarım yavaşladı. Koşu sahası mı? Cilve mi? İçimdeki gerginlik bir kez daha yükselirken anladım ki bu oyun san…

Bölümün tamamını WritePad'de oku