5.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Aynadaki yansımamla göz göze geldiğimde içimden geçen ilk şey şuydu: Bu ben miyim… yoksa bana çok benzeyen başka biri mi? Saatlerin nasıl geçtiğini gerçekten bilmiyordum. Yüzümdeki yorgunluk silinmişti ama onun yerine tuhaf bir yabancılık oturmuştu. Tenim daha aydınlık, saçlarım daha düzenli ama asla yapay durmayacak kadar doğal… En korktuğum buydu aslında: güzel olmaktan çok 'alışılmışın dışında' görünmek. Tam o sırada pembe pantolonu ve sarı büstiyer gömlek ile içeri giren kadın bütün salonu sesiyle doldurdu. Enerjisi Selma Hanım'ın buz gibi hâlinin tam tersiydi. "Ayy benim güzeller güzeli bebeğim…" diye uzattı kelimeleri, sanki beni yıllardır tanıyormuş gibi. İçimden bebeğim mi? diye geçirirken Melek denen kadın koluma girip beni aynadan uzaklaştırdı. Selma Hanım'a doğru döndü, beni tekrar süzerken gözleri parladı. "Ahh Selma, sen ne yaptın böyle?" dedi fısıltıyla ama hayranlıkla. "Bu kız… bu kız bildiğin başka biri olmuş." Selma Hanım dudaklarının kenarını belli belirsiz yukarı kıvırdı. Zafer kazanmış bir general edasıyla ayağa kalktı, ağır adımlarla yanımıza geldi. Omzumun üzerinden aynaya baktı, sonra bana. "Hayır," dedi sakin ama keskin bir sesle. "Başka biri olmadı. Sadece Asena Ilgaz'ın potansiyelini açığa çıkardık." Melek başını iki yana salladı, hâlâ şaşkındı. "Potansiyel falan değil bu… Bu kız Pamir'in dikkatini çekmemek için özellikle çaba harcamalı." Bu cümlede içimde bir şey kıpırdadı. 'Pamir.' İlk defa adı bu kadar net, bu kadar yakın söylendi. Selma Hanım bana döndü. Bakışları ciddi ama garip bir şekilde tatmin doluydu. "Unutma," dedi. "Bu görüntü bir zırh. Ama seni Pamir'e aşık edecek olan şey yüzün değil." Bir an durdu, gözlerimin içine baktı. "Zekân, duruşun ve zamanlaman." Yutkundum. Bakışlarımı aynaya çevirdim, aynadaki kız bana bakıyordu ama artık sadece ben değildim. Ben bir plana dahildim. Ve bu planın adı… Pamir Sancakoğulları'ydı. "Eee kız bu Pamir'i kendine nasıl aşık edecek. Vallahi senin yeğenin tam bir gudubet gibi birşey yani balım. Hep ketum, suratsız ve işinden başka birşey düşünmüyor. Özellikle de son zamanlarda çıkan skandallar ile işine daha çok bağlanmadı mı? Tamam güzel oldu da yani ne bilim..." Sinirden sol gözüm atmaya başladığında aynadan bakışlarımı onların tarafına çevirdim ve kadın o an Selma Hanım'ın tam yanına oturdu. "O kolay iş sen hiç merak etme. Hem basın hep böyle boş boş konuşur sen onları boşver balım..." İkisi gülerek konuşmaya başladılar. Ben ise çıldırmamak için büyük bir çaba sarfediyordum. Dişlerimi sıktım. Hasta mısınız ? Ben burada yeniden doğmuyordum, resmen deney faresine dönmüştüm. İçeriden gelen adam orta yaşlarda, enerjik ve fazlasıyla neşeliydi. Beyaz önlüğünün cebinden kalemler fışkırıyordu, yüzünde ise 'ben işimi çok iyi bilirim' gülümsemesi vardı. Yanıma yaklaşıp aynadaki yansımama baktı, sonra bana. "Hmm," dedi keyifle. "Malzeme şahane." Gözlerimi devirdim, bugün burada da herkes beni zorbalıyordu... "Malzeme mi?" Selma Hanım kahvesinden bir yudum alıp sakin bir sesle araya girdi. "Abartma Asena. Bu adam Türkiye’nin en iyi imaj danışmanlarından biri. Pamir'in tüm defile öncesi krizlerini bu adam toparladı." Adam gururla başını salladı. "Ve şimdi sıra sende." İçimdeki panik dalga dalga yükseldi. "Ben hâlâ şu kısmı anlamadım," dedim kendimi tutamayarak. "Bu Pamir dediğiniz adam ketum, suratsız, obsesif ve işkolik. Böyle birini ben nasıl kendime aşık edeceğim?" Melek kahkaha attı. "Bak bak, daha tanışmadan adamdan nefret etmeye başladı." Selma Hanım gülmüyordu. Aksine ciddileşti. Parmaklarını dizinde birleştirdi. "İşte tam da bu yüzden..." Hepimiz ona döndük. "Pamir alışılmış kadınlardan sıkıldı," dedi net bir tonla. "Onun etrafı; ona hayran, onu isteyen, ona benzeyen insanlarla dolu. Sen ise ona benzemiyorsun Asena." Adam aynaya doğru eğildi, sesini alçalttı. "Biz Pamir'i kovalamayacağız," dedi. "Onun merakını uyandıracağız." Kaşlarımı çattım. "Nasıl yani?" Selma Hanım dudaklarını kıvırdı. "Mesafeyle. Çelişkiyle. Küçük kırılmalarla." Ayağa kalktı, topukların…