Kader'in İnce İpliği

41.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

​​Gözlerimi açtığımda, odanın içerisine sızan hafif sabah ışığıyla birlikte yanımda yatan bedene gülümseyerek baktım. Dünyadaki tüm karmaşadan uzak, sadece ikimize ait bir koza gibiydi burası. Hafifçe esnedikten sonra, yataktan hiç ses çıkarmamaya çalışarak elimi uzattım ve komodinin üzerindeki telefonu aldım. Saat kaç olmuştu acaba? ​Bugün onun doğum günüydü. Dışarıdaki herkes büyük bir planın, ihtişamlı ve gösterişli bir kutlamanın peşindeydi; telefonunun durmadan titneyeceğinden emindim. Ama ben… Ben en güzel, en samimi hediyeyi ona çoktan, kimseler görmeden sessizce vermiştim. Bu düşünce içimi ısıtırken dudaklarımda kıvrılan gülümseme, tam o sırada uykusunda bana doğru sokulup başını göğsüme doğru yaslamasıyla daha da büydü. Teninin sıcaklığı, düzenli nefes alışverişleri… Öyle huzur verici, öyle sığınılasıydı ki. ​Yavaşça eğildim, kokusunu içime çekerek saçlarının arasına küçük, şefkatli bir öpücük bıraktım. Gözlerimi yeniden kapatıp zamanı durdurmak ister gibi o anın tadını çıkardım. Sanki birazdan uyanacağımız o gerçek dünyanın, üzerimize yıkılacak olan hiçbir sorumluluğun şu dakikada zerre kadar önemi yokmuş gibi… ​Başını omzuma biraz daha yaslarken, uyku mahmurluğunu bölmemeye çalışarak eğildim ve dudaklarına tüy kadar hafif, neredeyse belirsiz bir öpücük kondurdum. O uykulu, derinlerden gelen bir mırıldanmayla bana karşılık verip kolunu belime daha sıkı dolarken, ben yüzümdeki o engel olamadığım gülümsemeyle elimdeki telefona döndüm. Ancak ekran kilidini açtığım an, parlak ışığın altında bildirim panelini baştan aşağı dolduran onlarca cevapsız aramayı ve peş peşe gelen mesajları gördüm. O an sanki zaman durdu, göğsüme bir ağırlık çöktü ve gözbebeklerim korkuyla büyüdü. ​İçimi aniden kaplayan, ne olduğunu bile bilmediğim o amansız ve karanlık korkuyla yataktan yavaşça doğruldum. Üzerimdeki sıcak örtüyü üzerimden sıyırıp kenara ittim. Pamir'in çıplak omuzlarının üşümemesi ve en önemlisi onu uyandırmamak için azami bir dikkat göstererek yorganı üstüne güzelce, şefkatle örttüm. Kalbim göğüs kafesimi döverken hızla odadan çıktım, koridorun soğuk zeminine bastığımı bile hissetmiyordum. ​Parmaklarım zangır zangır titreyerek rehberden Selma Hanım'ın ismini bulup aradığımda, telefon daha ilk tonda, sanki elinde bekliyormuş gibi anında açıldı. Ben daha ne olduğunu sormak için tek bir kelime bile edemeden, ahizenin diğer ucundan kulaklarımı tırmalayan o zehirli, çiğ ses yükseldi. ​"Sen neredesin?!" Sesi öfkeden detone oluyor, adeta bağırıyordu. Sabahın bu erken saatinde bu denli pervasızca ve hunharca bağırması, gayriihtiyari buz kesmeme ve ürpermeme neden olmuştu. "Pamir elden gidiyor ama sen hâlâ süs gibi evinde, sıcacık yatağında uzanmış uyuyorsun, öyle mi?!" ​Dişlerimi birbirine kenetledim, tırnaklarımı avuç içlerime bastırdım. Bu kadın gerçekten artık tüm sınırları, tüm çizgileri aşmaya ve doğrudan canımı yakmaya başlamıştı. ​"Asena!" diye devam etti, hattın diğer ucundan her bir kelimeyi yüzüme tükürür gibi sert, acımasız bir öfkeyle. "Ben seni ne için tuttum? Sana neden bu kadar para harcadım, arkanda durdum, biliyor musun sen?!" ​Sözleri peş peşe, soluksuz bir nefretle geliyor; her bir kelimesi resmen göğsümü yarıp tam kalbime paslı bir hançer gibi saplanıyordu. Gururum ayaklar altına alınırken derin, titrek bir nefes alıp tam söze girecektim, kendimi savunacaktım ki, yine o ezici ve otoriter tavrıyla lafımı acımasızca kesti. ​"Görevin ne senin? Amacın neydi?!" Kısa, kesik ve hırslı bir nefes aldı ama içindeki o üstenci, o kibirli öfke zerre dinmemişti. "Bak, şu an çıldırma noktasındayım, sınırları zorluyorsun!" Sesi daha da keskinleşti, tüylerimi diken diken eden açık bir tehdit tonu aldı. "Pamir gece bir kızla sosyal medyaya video atıyor..." Her kelimenin üzerine basa basa, beni bir böcek gibi ezmek ister gibi vurguladı: "Ve bizim kız... Kendini hanımefendi sanan bizim asistan kız, evinde mışıl mışıl uyuyor!" ​Gözlerimi sıkıca kapatıp akan ilk damlayı durdurmaya çalıştım, ardından hızla açtım. Telefonu kulağıma daha d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku