40.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Karşımda duran eve bakarken istem dışı gülümsedim. Yavaşça kapıyı çaldığım da kekin mumunu yaktım. Kısa bir süre sonra kapı açıldı ve karşımda Pamir'i gördüm. Beni görünce ilkte şaşırdı. "Doğum günün kutlu olsun..." dedim yumuşak bir sesle. "Benim yakışıklı, karizmatik ve bir o kadar da mükemmel patronum..." Gözlerimin içine baktığında hafifçe gülümsedim. "İyi ki doğdun... İyi ki varsın... Ve iyi ki kader seni karşıma çıkardı." Bir adım yaklaştım ve gözlerinin içine bakarak konuştum. "Sanki seninle yolum, Ankara"dan İstanbul'a uzanan ince bir iplik gibi..." Nefesim hafifçe titrediğinde dudaklarımı yavaşça yaladım. "Kader o ipliği ilmek ilmek dokudu...ve sonunda..." Gözlerimi ondan ayırmadan fısıldadım. "Ben... senin karşındayım." Birden gülmeye başladığı sırada elimde ki keke baktım. Ne var çikolatalı kek aldım. Pasta alacak vaktim yoktu. "Sana deliler gibi hayranım biliyor musun? Ahh Asena gerçekten mükemmel bir kadınsın..." Hafifçe sallanarak keki uzattım. Yavaşça yaklaşıp üfleyecek iken engel oldum. "Dilek tutmayı unutma..." Birden durdu ve gülerek gözlerini kapattı. Kısa bir an... sonra mumu üfledi. Sevinçle yerimde hafifçe sıçradım. Tam mumu alacaktım ki bir anda kolumdan çekip beni içeri aldı. Kendine doğru çekti. Bana sıkıca sarıldığında ben de hiç düşünmeden ona sarıldım. Kolumdaki çantayı kenara bıraktım. Elimdeki keki masaya koyduğumda elim istemsizce saçlarına gitti. Nazikçe okşamaya başladım. "İyi ki doğdun..." dedim fısıltıyla. "İyi ki varsın, Pamir..." Yanağından sıkıca öptüğümde gülerek karşılık verdi. O da yanağıma bir öpücük kondurdu. Sonra bir anda beni kucağına aldı. Şaşkınlıkla gülerken etrafında döndürmeye başladı. Kahkaham odanın içinde yankılanırken gülümseyerek başımı boynuna gömdüm. O an... Her şey durmuş gibiydi. "Pamir dur, Pamir düşecem, sevgilim dur bak. Daha hediyemi vermedim!" Birden durdu, kaşlarımı çatarak ona bakarken bende başımı kaldırdım. Göz göze geldiğimiz zaman tek kaşını kaldırdı. Ona anlamayarak baktığım sırada dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu. "Sen az önce ne dedin?" Ne dedim ki... Beni yavaşça yere indirdiği sırada alnıma minik bir öpücük kondurdu. Tam o anda gördüğüm plak çalar ile kollarından çıkıp koşarak plak koyup çalıştırdım. Yanına tekrar koştuğum sırada ellerini sıkıca tuttum. "Sana bir hediyem var. Aslında yarın doğum gününü ama bugün vermek istedim. Belki de geç bile kaldım ama inan bana ancak bulabildim. Umarım ki beğenirsin sevgilim." Birden bana bakıp gülerek belimden tuttup beni kendine çekti. Dudaklarıma minik bir öpücük kondurdu. "Ne dedin sen güzelim bir daha desene." Gülmeye başladığım da arkamı dönüp çantamdan kitabı çıkarıp ona uzattım. Bir bana birde elimdekine baktı. Yavaşça elinden aldığı sırada bana anlamayarak baktı. Sandalyi çekip elindekine bakarken telefonu elime alıp onu videoya çekmeye başladım. Gülerek bana bakıyordu. "Bana ne aldın Asena? Genelde süprizleri sevmem ama hediyeni çok merak ettim." Gazete kağıdını yavaşça açarken birden durdu ve bana baktı. İkimiz göz göze geldiğimiz zaman kağıdı tamamen çıkardı. Yavaşça açtığı sırada kitap masaya düştü ve gülerek elleriyle yüzünü sıvazladı. "Gerçekten mi, sen bunu nereden buldun? Nas- ben bu kitabı bulabilmek için her yeri aradım ama birine satıldığı söylenmişti. Hemde satış yılı 1970-80 yılları arasında, sen nasıl?" Telefonu kenara koyup ayağa kalkttığım da bana sıkıca sarıldı. Bende ona sarıldığım sırada boynuna sıcak bir öpücük kondurdum. Hafifçe sallanırken ikimizde gülüyorduk. Benden hafifçe uzaklaştığın da kendisi sandalyeye geri oturdu ve beni kucağına çekip oturttu. Telefon yan dönmüş yüzümüz yerine bedenimizi çekiyordu. Gülerek ona baktığım da o çoktan elinde kitaba odaklandı. Yavaşça ortaları açarken bende merakla onu izliyordum ki bedeni birden buz kesti. O durunca bende durdum ve istemeden de olsa içime bir korku kapladı. Yoksa yanlış kitap mı?! Hızla kitaba elinden aldığım sırada korkarak baktım. Burada yazan her satır el yazmasıydı, ama nasıl? Bende kitabın her sayfana yavaşça baktım.…