29.Bölüm
Yazar: LioraSelas

İkimiz gülerek konuşurken biramdan büyük bir yudum aldım. Tuhaf ama ilk defa hayatımda bu kadar mutluyum. Ona tebessüm ile bakarken birasını hafifçe birama vurdu. "Eee senin çocukluğun nasıl geçti?" Bir an durduğum da zorlukla yutkundum. Aklıma dolan eski anılar ile gözlerimden dökülen yaşlarla ona baktım. "Boşver ben geçmişe ince bir çizgi çektim ve o çizginin gerisinde kalan hiç birşey benim umrumda değil..." Gözlerimden dökülen yaşlar ile biramı bitirdiğim de elimin tersiyle gözyaşlarımı silerken aklımda hâlâ annemin sözleri dolaşıyordu. 'Ne yapacaksın yurtdışında kızım, yol bilmiyorsun, dil bilmiyorsun, iz bilmiyorsun, kültür desen o da yok. Peki sen ne yapacaksın Asena? Seni kaçırırlarsa ne olacak, tecavüzü uğrasan sesini çıkarabilir misin?' 'Kız çocuğusun, dışarda ne işin var? Senin evde oturman lazım, kardeşlerine kim bakacak, bize kim bakacak, bla bla bla...' Dişlerimi sıkıp başımı sağa sola sallayarak başka tarafa baktım. Peki anne dediğini yaptım da ne oldu? Bizi terk edip gittin, hemde okulda ki teklifi kabul edeceğim gün... Üniveristede ki Profösör çizimleri o kadar beğendi ki peşimi bırakmadı ve beni oraya getirmek için herşeyi yaptı. Ama ben ağlaya ağlaya onun teklifini red ettim. Annem bana başka çarem olmadığını kafama vura vura öğretti. Belki de kim bilir benim yerime kim gitti ve hayallerimi gerçekleştirdi. Şuan ise ne yaptığımın bile farkında değilim? Sahi ben ne yapıyorum... "Anlatmak ister misin?" Ona döndüğümde gülerek başımı eğip dudaklarımı aralamak istedim ama sadece alt dudağım titredi. Sözler kifayetsiz kaldı ve her kelime boğazıma oturdu. İlk defa konuşmak bana bu kadar acı verici geldi. Saçımı nazikçe okşadığında ellerimi sıkıca tuttu. "Hadi bana ne olduğunu anlat, anlat ki sana yardım edeyim. Belki de benim çözebileceğim birşeydir..." Gülmeye başladığım da ellerini yavaşça ittim ve başımı eğip ayaklarıma baktım. Hafifçe kumlar ile oynarken derin bir nefes alıp verdim. Sakin ol Asena, sakin ol... "Eğer bir zaman makinen yoksa benim sorunumu çözemezsin. Ben geçmişte yaptığım o hatayı bir daha asla düzeltemem. Hani derler ya birinin yıkılışı başka birinin yükselişi olur...İşte ben tam da bu durumdayım. Yaptığım bir hatanın bedelini bir ömür boyu çekmek zorundayım." Ona baktığım da kurumuş dudaklarımı yavaşça yalayarak titrek bir nefes verdim. "Şuan seninle meslektaş olmak için neler vermezdim biliyor musun? Bak o kadar büyük konuşuyorum, çünkü zamanında öyle bir okuldan burs kazandım ki sen bile şaşırırsın. Benim gibi basit bir mahalle kızı dünyanın en iyi Moda Tasarım Okulu'ndan yüzde yüz burs kazanmak...nasıl bir duygu biliyor musun?" Gözlerimden dökülen yaşlar ile kollarımı bedenime sarıp hafifçe ileri geri sallanmaya başladım. "Be- benim en büyük aptallığım o bursu red etmek oldu. Annemi suçlayamıyorum. Çek git bırak annen ne derse desin! En azından şuan it gibi pişman olacağıma orada o acıyı çeke çeke büyüseydim belki de şuan senin bu piyasada ki en büyük rakibin bendim." Gözlerimden dökülen yaşlarla sinirden gülmeye başladım. Parmaklarımla alnıma vurarken Pamir hızla ellerimi sıkıca tuttu. Ben buradayım der gibi bana bakıyordu. Nazikçe parmaklarımı okşamaya başladı. "Sende o mükkemmel caziben ile beni etikeleyip seninle magazinde boy gösteriyor olabilirdik." Sonda kah kaha attığım da başıma olumsuzca salladım. Ellerimi çekip yanında duran biralardan kendime yeni bir bira açtığım da elimde tuttuğum soğuk bira ile bakışırken dudaklarımı birbirine bastırdım. "Bursumu red ettim ve o okula birincilikle girecektim. Belki de şuan dünyanın en büyük markalardan biri olabilirdim. Ama olmadı, verdiğin en ufak bir karar senin hayatını altüst edecek kadar büyükmüş demek ki..." Biramı içerken bakışlarımı denize çevirdiğim sırada kıyıya vuran dalgalar ile gecenin ışığıyla mükkemmel derece de birleşen bu renk uyumu beni iştem dışı mutlu etti. "Parsons The New School For Design, New York..." Birden ona döndüğüm de göz göze geldik ve söylediği okul ile zorlukla yutkunup başımı sadece olumluca sallamakla yetindi…