Kader'in İnce İpliği

28.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Karşımda kusursuz denecek kadar iyi İtalyanca konuşan adama hayranlıkla baktım. Bir insan bu kadar mükemmel olabilir miydi? Kusursuz olan o muydu, yoksa kusurlu olan ben mi… Bakışları beni bulduğunda, istemsizce içten bir gülümseme yayıldı dudaklarıma. O an, yüzündeki otoriter ve ciddi ifade kaybolmuş; yerini bana yönelmiş yumuşak, neredeyse nazik bir bakış vardı. Aslında tam o anda bir delilik yapıp buradan gitmek istiyordum. Nedenini anlayamadığım duygular kalbime hücum ederken, çaresizce ona bakakaldım. Beynim sanki düşünmeyi bırakmıştı. Bedenimi yöneten artık aklım değil, kalbimdi… Zorlukla yutkunup yanına ilerledim ve araya girdim. "Pamir Bey, Holding de depoda ufak bir sorun çıkmış. Sizi acil olarak çağırıyorlar…" Bir an durdu. Bana anlamaya çalışır gibi bakarken Yağmur Hanım söze girecekti ki, Deniz Hanım hızla onu engelledi. "Evet evet, beni de aradılar. Sana söyleyecektim ama asistanın söylemiş zaten. Lansman da bitti sayılır. Gerisini Tolga’yla ben hallederiz. Yalnız şoförün beni eve bırakacak, ben kadın başıma nasıl gideyim Pamirciğim…" Gözlerim istemsizce büyüdü. Bu kadın daha geçen gün bizim arabanın önüne atlamamış mıydı? Yardım istediğinde adamı resmen hırpalamıştı; özellikle boynundaki tırnak izleri hâlâ gözümün önündeydi. Bir an durdum. Umarım onları ondan kurtulmak için yapmıştır… "Tamam o zaman," dedi Pamir, sesi kontrollü ama mesafeli. Tolga Bey yavaşça bir adım atıp aramıza girdi. "Siz benim arabamı alın. Ben dönüşte Deniz'le gelirim…" Deniz Hanım bu sözle birlikte Tolga Bey'e sinirli bir bakış fırlattı. Ardından ikisi kendi aralarında hararetli bir şekilde tartışmaya başladı. 'Neden bu ikisi sürekli didişiyor?' diye geçirdim içimden. Tolga Bey, hiç çekinmeden küstah bir şekilde gülümsedi. "Teyzem seni cami avlusundan aldığında da bu kadar ciddiydi canım Deniz ablacığım…" Deniz Hanım ona öyle bir bakış attı ki, ben bile olduğum yerde irkildim. Tolga Bey’in hâlâ ayakta kalmasına şaşırıyordum... Tam o sırada parmaklarımda bir sıcaklık hissettim. Başımı çevirdiğimde Pamir'le göz göze geldik. Bakışları sakindi ama içinde fırtınalar dolaştığını hissedebiliyordum. Tolga Bey anahtarı bize uzattı. "Alın bakalım," dedi. "Biz hallederiz." Anahtarı alırken kalbimin ritmi hızlandı. Sanki o küçücük metal parçasıyla birlikte, bu gecenin gidişatı da avucumuza bırakılmıştı. Herkese veda ettikten sonra birlikte dışarı çıktık. Pamir elimi tuttuğunda, ben de parmaklarımı onun parmaklarının arasına geçirdim. Karşımda duran yarış arabasını görünce şaşkınlıkla bakakaldım. Arabaya bindiğimde o da sürücü koltuğuna geçti. Motoru çalıştırdıktan sonra bana döndü. "İş yerinde tam olarak ne oldu?" Gülmeye başladığımda yüzüme anlam veremeyen bir ifadeyle baktı. "Özür dilerim," dedim hâlâ gülümserken. "Ama daha fazla dayanamadım, orası gerçekten çok boğucu ve ben dayanamadım. Hem giydiğim ayakkabı beni gerçekten çok rahatsız etti… Çıkmak istedim." Bir anda frene bastı. Araba sarsılırken bana döndü ve göz göze geldik. Ardından sıkıntıyla derin bir nefes verip geriye yaslandı. Sessizlik içimize çöktü. Ama o sessizlik, söylenmeyen onca şeyle fazlasıyla gürültülüydü. "Asena," dedi, sesi sakin ama altında açık bir hesap vardı. "Az önce İtalyanlarla yapacağım bir defile için anlaşma yapıyordum. Sen sadece gitmek için mi beni oradan çıkardın?" Zorlukla yutkundum. Boğazıma düğümlenen kelimeler izin vermeyince, başımı sadece sallamakla yetindim. Bu tek cümle, olduğum yerde beni hazırlıksız yakalamıştı. "Özür dilerim Pamir Bey," dedim sonunda, sesim neredeyse fısıltı gibiydi. "Haddimi aştığım için üzgünüm. İsterseniz geri dönelim…" Yavaşça duruşumu düzelttim. Ellerimi dizlerimin üzerine koyup başımı hafifçe eğdim. Kalbim göğsüme sığmıyor gibiydi ama dışarıdan bakıldığında sadece sessizce bekleyen bir asistan gibi görünüyordum. O an, vereceği tepkinin her şeyi değiştireceğini hissediyordum. Arabayı yeniden çalıştırdı ve hızını fark edilir biçimde artırdı. Ben ise ne yapacağımı bilemeden camdan dışarı, sonra önümüze, sonra yine ellerime bakıyordum…

Bölümün tamamını WritePad'de oku