27.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Yanımıza doğru gelen adamla birlikte nefesim kesiliyormuş gibi hissettim. Pamir o kadar sinirliydi ki, her an patlamaya hazır bir volkan gibi duruyordu. Adam tam karşımızda durduğunda, dedesi etrafı inceleyip bakışlarını bize çevirdi. Gri saçları ve hafifçe öne eğik omuzlarıyla, yaşının tüm ağırlığını taşıyan bir adamdı. Bastonunu sıkıca tutuyor, sert bakışlarıyla çevreyi süzüyordu. Gözlerindeki keskinlik yılların disiplinini ve otoritesini ele veriyordu; fakat dudaklarının kenarındaki hafif tebessüm, derinlerde saklı bir memnuniyetin işaretiydi. "Tam da soyadına yakışacak bir lansman olmuş. Aferin," dedi, sesi mekândaki uğultuyu bölerken. "Beni de davet etmen çok mutlu etti. Uzun bir aradan sonra seni karşımda görmek… Zaman ne kadar da hızlı akıyor, değil mi torunum?" Selma Hanım koşarak yanımıza geldiğinde, hızla yaşlı adamın elini öpüp alnına koydu. "Hoş geldin babacığım, gelişin büyük sürpriz oldu. Bilmiyordum geleceğini. İstersen fazla ayakta kalma, gel birlikte oturalım." Sinirli bir şekilde bastonunu yere vurdu. Korkuyla yerimden sıçradım; bu adamın şuan ne kadar sert ve otoriter biri olduğunu anladım. "Kocan nerede, Selma? Bu kadar önemli bir lansmanda neden yanında değil?" Selma Hanım bir an duraksadı ve zoraki bir gülümseme takındı. Ben bakışlarımı Pamir'e çevirdiğimde, o hafifçe öksürdü; tam bir şey söyleyecekken gözlerini bana dikti. "Asena Ilgaz sen misin?" Birden sorduğu soruyla korku içinde yutkundum ve başımı sallamakla yetindim. Yavaşça yanıma gelip nazikçe omuzuma dokundu. "Demek beni buraya davet eden kişi sensin. Pamir'i ikna edip beni buraya davet ettiğin için teşekkür ederim kızım." Cevap veremedim, sadece sahte bir tebessümle yetindim. Zorlukla yutkunurken bakışlarımı Pamir'e çevirdim. Dedesine oldukça sert bakıyordu lakin gözleri... Gözlerinde derin bir hayal kırıklığı vardı. Bu ikisinin arasında tam olarak ne geçmişti ve Pamir neden dedesine bu kadar düşmandı? "Ben seni çağırmadım," dedi Pamir, araya giren sert sesiyle. Bakışları dedesindeydi. "Asena ufak bir karışıklık yapmış, ben de mecburen kabul etmek zorunda kaldım. Sosyeteden herkes burada; gerekmedikçe yan yana gelmeyelim." Sözleri bir tokat gibi yüzümde patlarken, bana döndüğü sırada gözlerimi arka arkaya kırpıştırdım. Gözlerini gözlerime sabitlemiş bir şekilde bana bakarken o an ne demek istediğini anladım. "Pamir Bey, sizi az sonra sergilenecek olan fotoğraflarla ilgili ufak bir sorun olmuş. Sizi çağırıyorlardı..." Elimle arkasını işaret ettiğim sırada hızla önüne geçip bileğinden tutuğum gibi oradan uzaklaştırdım. İnsanların arasından geçerken hiç kimse umrumda değildi. En son sessiz bir ortama geçtik. Elini bıraktığım sırada göz göze geldik. derin bir nefes alıp verdim. "Ben gerçekten özür dilerim. Ne kadar özür dilesem boş biliyorum ama gerçekten bilmiyordum efendim. " Sinirle saçlarını karıştırdıktan sonra bana döndüğü sırada bakışları yumuşadı ve derin bir nefes alıp verdi. Ne kadar önemli değil dese de ben onun ne kadar rahatsız olduğunu görüyorum. "Bu adam! Bu adam nasıl oluyor da buraya gelebilecek yüzü var? Ne hakla, ne haddine?!" Elini sert bir şekilde duvara vurduğu zaman korkuyla yerimden sıçradım. Selma Hanım bilerek yapmıştı, eğer o davet ettiği ortaya çıkarsa Pamir her yeri yakıp yıkardı. Bu yüzden suçu benim üzerime attı. Bakışları beni bulduğun da gözlerine üzgün bir şekilde baktım. Aynı anda bakışları yumuşadı. Tam birşey söyleyecekti ki Yağmur Hanım'ın sesini duydum. "Pamir hadisene! Lansman başlayacak. Ayakkabı ile elbise sunulacak. Siz burada ne yapıyordunuz?!" Birbirimize baktığımız sırada ben hızla hareket edip yanlarından geçip gittim. Ana Salona geldiğimiz zaman gördüğüm fotoğraflar ile zorlukla yutkundum. Her karede gördüğüm fotoğraflarla nefesimi kesiyordu. Her yerde...her yerde benim fotoğrafım vardı. Üzerlerinde oynanmıştı ama detaylı bakan ve beni tanıyan biri o fotoğrafın bana ait olduğına anlar... Off Asena offf... Bir deli cesareti ile atıldığın bu saçma sapan oyun bakalım başına daha nelere sebep ola…