Kader'in İnce İpliği

25.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Yağmur Hanım, ince parmaklarını pervasızca Pamir Bey'in ceketinin kollu kumaşına yerleştirip ona doğru hafifçe eğildiğinde, içimde bir şeylerin sertçe kasıldığını hissettim ve istemsizce kaşlarımı çattım. Ne kadar da samimi, ne kadar da sınırlarını bilmez davranıyordu öyle. Oysa ki karşısındaki kişi, mesafelerin adamı olan patronuydu. Cilveli çıkan ses tonu ve yüzündeki o yapay tebessümle ne kadar da gıcık, tahammül edilmez bir kadındı... Pamir'in o dokunuşa ne tepki verdiğini görmeye bile katlanamayacağımı fark ederek, dişlerimi birbirine bastırdım. ​Sinirle ve büyük bir kararlılıkla önüme döndüm. Madem herkes buradaydı, o zaman dikkatlerin nerede toplanması gerektiğini onlara göstermenin tam zamanıydı. Deniz Hanım’ın bana günlerce bıkmadan usanmadan öğrettiği o yürüyüş tekniklerini zihnime getirdim; kadın resmen kusursuz bir catwalk ustasıydı, adımlarında öyle bir asalet vardı ki ona hayran olmamak imkânsızdı. Şimdi o derslerin hakkını verme sırası bende diyerek omuzlarımı geriye attım, çenemi hafifçe kaldırdım ve kalçamı her adımda ritmik, son derece davetkâr ama bir o kadar da ulaşılmaz bir şekilde sallayarak yürümeye başladım. Attığım her adım zeminde yankılanırken, Pamir Bey'in bakışlarının sırtımda, kalçalarımda kilitlendiğini bilmenin verdiği o gizli haz içimdeki öfkeyi harlıyordu. ​İçine girdiğimiz mekân yüksek tavanlı, uçsuz bucaksız görünen genişlikte ve neredeyse elit bir sanat galerisi kadar kusursuz, görkemli bir tasarıma sahipti. Tavandan sarkan devasa kristal avizeler, loş ama her köşesi bilinçli olarak ayarlanmış ışık oyunlarıyla tüm ortamı büyüleyici bir altın rengine boyuyordu. Işıklar ne gözü yoracak kadar parlak ne de detayları gizleyecek kadar karanlıktı; salondaki herkesin yüz hatlarını yumuşatıyor, kusurlarını örtüyor ama kimsenin gerçek niyetini tam olarak ele vermiyordu. Bu lüks ve sırlarla dolu atmosferde, adımlarım beni Pamir’in dünyasında en tepeye taşımak için atılıyordu Duvarlar mat siyah ve koyu gri tonlardaydı; aralara serpiştirilmiş büyük soyut tablolar mekâna soğuk bir sanat havası katıyordu. Zeminde parlayan koyu mermerler, atılan her adımı yankısız ama dikkat çekici kılıyordu. İnsan yürürken bile izleniyormuş hissine kapılıyordu. Ortada uzun, şık kokteyl masaları vardı. Cam ve metal karışımı bu masaların üzerinde minimal sunumlar, kristal kadehler ve zarif atıştırmalıklar duruyordu. Garsonlar siyah takım elbiseleriyle sessizce süzülüyor, neredeyse görünmez olmayı başarıyorlardı. İnsanlar... Hepsi pahalı, hepsi kusursuz, hepsi mesafeli. Kadınlar iddialı ama ölçülü elbiseler içinde; erkekler özel dikim takımlarında, bakışları keskin ve hesaplıydı. Kimse yüksek sesle gülmüyor, kimse duygularını belli etmiyordu. Herkesin yüzünde aynı ifade vardı: 'Ben buraya aitim.' Havada pahalı parfümler, şarap ve gizli rekabet kokusu asılıydı. Bu mekân bir eğlence alanından çok, güç gösterisinin sessizce yapıldığı bir sahne gibiydi. Yanlış bir adım, yanlış bir bakış her şeyi değiştirebilirdi. Ve ben... Bu ihtişamın ortasında hem fazla sade hem de fazlasıyla dikkat çekiciydim. Mekân beni yutmak ister gibi duruyor ama bir yandan da tüm gözleri üzerime çekiyordu. Karşımda duran yüksek sosyetenin içinde ne yapacağımı bilmez bir şekilde etrafa bakarken, zorlukla yutkundum. Hadi Asena sen yaparsın. Yani umarım... Etrafı büyük bir merakla süzerken kalabalığın arasında tanıdık yüzleri görünce gerginliğim biraz olsun hafifledi ve dudaklarıma sahte bir tebessüm yerleştirdim. Adımlarım onların olduğu tarafa doğru ilerlerken, beni ilk fark eden Deniz Hanım oldu. Gözleri parlayarak hızla aramızdaki mesafeyi kapattı, parmaklarıyla sıkıca kolumdan tuttuğu gibi beni diğerlerinin duyamayacağı, kendi aralarındaki o kuytu alana doğru çekti. ​Yüzünde muzip, adeta bir zafer kazanmış gibi heyecanlı bir ifade vardı. "Kız sen var ya, ne kadar kurnaz birisin!" diye fısıldadı coşkuyla. "Ne ara ayarttın adamı? Pamir'in odadında gördüklerime hâlâ inanamıyorum, resmen dudaklarını sömürdü! Hatta bir an karşımda gördüğüm o tutkulu kişini…

Bölümün tamamını WritePad'de oku