18.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Gözlerimden süzülen yaşlarla onlara baktım. Gerçekten de bunu düşünmüşlerdi. Herkesden beklerdim ama Pamir Bey'den asla. Böyle bir şey yapmayacağımı çok iyi biliyordu. Üzgün bir şekilde ona bakarken bakışlarımı ondalık ayırıp sonunda Yağmur Hanım'a bakmıştım. "Benim hakkımda bu kadar bilgiye sahipseniz… demek ki beni tanıyorsunuz. O zaman, böyle bir şeyi asla yapmayacağımı da biliyor olmalısınız! Eğer aklınıza hemen böyle bir senaryo geliyorsa, ya siz daha önce böyle bir şey yaptınız, ya da böyle bir durum yaşadınız!" Sözcüklerim havada asılı kalmıştı ki, Yağmur Hanım'ın eli havaya kakttı. Yüzüme bir darbe geleceğini hissettiğim anda gözlerimi kapatıp nefesimi tuttum. "Fazla ileri gitme, Yağmur. Haddini aşma. Belli ki ortada bir yanlış anlaşılma var. Asistanıma bu şekilde davranmazsın." Pamir Bey'in sözleri üzerine ona inanamayarak baktım. Eliyle beni işaret ettiğinde kapı aniden açıldı. "Bu kız ayakkabıyı çaldı da sen hâlâ onu mu savunuyorsun, Pamir? Delirdin mi? Rakip firmaya satmışs-" O sırada hafif bir öksürük sesi duyuldu ve hepimiz sesin geldiği tarafa döndük. Deniz Hanım'ın geldiğini görünce panik içinde yanına koşmak istedim, ama Yağmur Hanım engel oldu. "Pamir, aşkım! Senin gibi düzen takıntılı bir adamın arabasında onlarca ayakkabı kutusu nasıl olur? Ah hayır, rujumu arabada unutmasam, güzelim ayakkabıyı da unutacaktık! Hem de ben salak gibi ilk başta yanlış kutuyu aldım. Ah Asena, benim güzeller güzeli bebeğim, keşke bir kontrol etseydik!" Elindeki kutuyu masanın üzerine bıraktığında Yağmur Hanım hiç vakit kaybetmeden kapağını açtı. Şaşkınlıkla kutuya bakarken ben zorlukla yutkundum. "Şey… bir şey mi kaçırdım?" Başımı eğip sessizce Deniz Hanım'ın yanına geçtim. Beni kendine çekip sarıldığında, ağlamamak için dişlerimi sıktım. Göğsüm daralıyor, boğazım yanıyordu. "Ayakkabı sende ne arıyor, Deniz?!" Beni arkasına alırken çantasını sert bir hareketle koltuğun üzerine fırlattı. Sinirlenmişti. Hem de ciddi anlamda, ki bence de hakkıydı... "Pardon?" dedi, sesi buz gibiydi. "Sen tam olarak kimsin de benden hesap soruyorsun Yağmur?" Bir adım öne çıkıp kollarını birbirine doladı. "Deniz derken hayırdır? Sarı çiyan, karşında masa arkadaşın mı var sanıyorsun?" Odanın içi bir anda sessizliğe gömüldü. Deniz Hanım çenesini hafifçe kaldırdı. Hiç kimse konuşmuyordu, daha çok konuşmaya cesaret edemiyor giybiydi. "Tatlım, ben senin patronunum. Kendine gel ve ona göre davran. Senin yerini dolduracak dışarıda bir düzine insan var ve onların burada gelmesi tek bir cümleler bakar." Sesi sakin ama kesiciydi, net bir dille konuşuyordu. "Dünyada en nefret ettiğim şeylerden biri saygısızlıktır. Eğer bunu bile beceremeyeceksen, kapı tam orada." Bir adım daha attı ve tam karşısında durdu. "Bir daha asla, Yağmur, haddini aşma. Bana hesap sormaya kalkma. Ne Pamir'e, ne de Tolga'ya hesap veririm; kaldı ki sana hiç vermem!" Bayağı sert çıkışından sonra bana döndü, ama bu sefer daha nazik bir şekilde kollarımdan tutup beni geri çevirdi ve kendi taraflarına yönlendirdi. "Bak, bu kız ayakkabıyı koruyabilmek için neredeyse canından oluyordu," dedi, sesi hem ciddi hem de hafifçe yumuşamıştı. "Ben yol boyunca senin bu zamansız, mükemmel ama tasarım olarak eksik ayakkabına uygun modeli bulmaya çalıştım. Ama senin teşekkür anlayışın bu mu, Pamir? Kusura bakma, bebeğim… Ama şu an tam olarak yanlışsın, hatalısın ve yontulmamış bir kalas gibisin." Bana döndüğün de zorlukla yutkundum ve nazikçe gülümseye çalıştım. "Anlat bana, neler oldu bakalım? Sana bir şey söyledi mi? Alt tarafı 20 dakika geciktik, o karmaşanın içinde çocuk yanlış kutuyu getirmiş. Ki bunun suçlusu da Pamir, bunu hepimiz biliyoruz. Peki tam olarak sorun ne?" Derin bir nefes alıp verdim, başımı hafifçe kaldırdım. Gözlerim dolsa da sakin kalmaya çalıştım. "Herhangi bir sorun yok, efendim. Olabilecek şeyler… Doğal olarak herkesin aklına böyle bir düşünce gelebilir. Ne de olsa ailemde çalışan tek kişi benim ve ayakkabıyı çaldığımı düşünmeleri o kadar da şaşırtıcı değil." Gözbebekleri büyüdü, b…