Kader'in İnce İpliği

15.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Arabanın ön koltuğunda oturmuş, dikiz aynasından ara ara arka koltukta oturan adama bakıyordum. Bugün, mutfağı bulmak için yaklaşık on dakika, buzdolabını aramak içinse on beş dakika harcadığımdan kahvaltı yapamadan evden çıkmıştık. Ne yapabilirdim ki?! Ev, bizim eski mahalleden katbekat büyüktü. Ben böyle bir evde yaşasam kesin kaybolurdum; belki yıllar sonra falan çıkışı bulabilirdim. Abartmıyordum, bizim bütün mahalle bu evin içine rahatça sığardı. Tam o sırada Pamir Bey bana seslendi. Refleksle çantamdan defterimi çıkarıp hazır beklemeye geçtim. Rahat bir nefes alıp bugün ki programdan bahsettim. "Efendim bugün saat 10:00'da İngilizlerle bir toplantınız var. İngiltere’de düzenlenecek bir defile için ayakkabı tasarımı talep ediyorlar. Toplantı süresi yaklaşık 20 dakika. Saat 11.30'da Sweet Moda markasıyla görüşmeniz bulunuyor. Çekimler tamamlanmış, son düzenlemeler için sizinle konuşmak istiyorlar. Toplantı yarım saat sürecek. Saat 13.20'de ise iş anlaşmasını imzalamak üzere Magic Cafe'ye gidilecek. Bu arada, neden özellikle bu kafe tercih edildi? Defile mi olacak?" Yavaşça arkamı döndüğümde bakışlarını tabletinden kaldırdı ve gözlerimiz buluştu. Gözlüğünü çıkarıp sıkıntılı bir nefes verdi. "Asena, öğlen bire kadar vaktin var," dedi. "Bu süre içinde imalathaneye gidip ayakkabıyı alacaksın, ardından terziye uğrayıp tasarladığım iki elbiseyi teslim alıp şirkete getireceksin. Öğle yemeğine de benimle geleceksin. Fazla soru sorma, asistan!" Araba sessizce durdu. Önüme döndüğümde motorun uğultusu bile kesilmişti. Ali Abi inip kapıyı açarken Pamir Bey çoktan araçtan çıkmıştı. Adımlarını ağır ama kararlı atıyordu; bulunduğu yer ona aitmiş gibiydi. Bu adam neden herşeyin Patonu BENİM gibi takılıyor?! Camıma yaklaşıp eklemleriyle hafifçe tıklattı. Camı indirdiğimde bakışlarımız buluştu. Gözlerinde acele yoktu ama zamanın değerini bilen o soğuk ciddiyet vardı. "Geç kalma," dedi. Sesi alçaktı ama tartışmaya yer bırakmayacak kadar netti. "Ve ayakkabıyı kimseye gösterme. Onu ilk ben göreceğim." Bir an durdu. Gözlerini kırpıştırıp derin bir nefes alıp verdi ve devam etti. "Tasarım detaylarını telefonuna gönderdim. Kontrol edersin. Ama işyerine girene kadar… hiç kimse bu ayakkabıyı görmeyecek Asena." Bakışlarını keskinleştirdi, bir adamın ses tonu bile bu kadar otoriter olamaz. "Dışarıda çok fazla rakibim var. Dikkatli olun." Kapının kolunu sıktığımı fark ettim. Derin bir nefes alıp başımı hafifçe kaldırdım. "Merak etmeyin efendim," dedim sakin bir sesle. "Size sağ salim teslim edeceğim." Gözleri üzerimde bir saniye daha kaldı. Sonra başını küçük bir hareketle onaylar gibi salladı ve arkasını döndü. Titrek bir nefes verdim. Bazen çok ürkütücü oluyor. Holding'in kapısından içeri adımını attığı an koridor değişti. Konuşmalar sustu, adımlar durdu. Çalışanlar neredeyse refleksle işlerini bırakıp ona döndüler. Başlar birer birer eğildi, selamlar ardı ardına geldi. Ben ise arabanın içinde, camın ardından onu izliyordum. Ve ilk kez şunu düşündüm: Bu adam sadece bir şirket yönetmiyordu… bulunduğu her yere hükmediyordu. S-sen nasıl bir Patronun? Ağzım bir karış açık, az önce yaşananları düşünürken araba hareket etti. 'Pamir Bey gerçekten bu kadar güçlü mü?' diye geçirdim içimden. Ardından kendime kızdım. Saçma bir soruydu; sonuçta Sancakoğulları Ailesinden geliyordu. Bu güç onun için sıradandı. Bu adam güçlü olmak için doğdu, bu ona verilmedi...buna zorlandı. Ali Abi arabayı yavaşça kenara çekip U dönüşü yaptı. Aynadan bana bakarak konuştu. "Asena, onun yanında ailesiyle ilgili tek bir soru bile sorma. Sınırını aşma, saygısızlığa tahammülü yoktur. Seni nasıl işe aldıysa, bir o kadar kolay çıkarır." Kısa bir duraksamadan sonra ekledi: "Sen onun asistanısın. Arkadaşı ya da sevgilisi değil. Ailesiyle ilgili çok fazla problemi var. Bu konu açılırsa… sessiz kalman en doğrusu." Sıkıntıyla nefes verip önüme döndüğüm sırada birden arabanın önüne biri atladı. Kim olduğuna bakamadan arka koltuk açıldı. "Bas Ali bas! Acilen buradan gitmem lazım. Ahh benim g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku