14.Bölün
Yazar: LioraSelas

Beyaz dantel detaylı, uzun ve geniş kollu gömlek ve üzerinde siyah korse tarzı üst parça giyindim. Hemen kenarda duran siyah yüksek bel, düz paça kumaş pantolon giydim. Aynada kendime bakarken derin bir nefes alıp verdim. Dolabıma yönelip kendime çanta seçerken hemen kenarda gördüğüm siyah zincir askılı clutch çanta YSL, Altın halka küpeler, YSL Siyah topuklu ayakkabılar... Giyindikten sonra aynadan kendime baktım. Çok güzel olmuştu. Saçlarımı at kuyruğu yapıp yüzüme çok hafif tonlarda makyaj yaptım. Aynadan son kez kendime bakıp odadan yavaşça çıktım. Koltukta uyuya kalan abimin üzerini yavaşça örttüm. Nazikçe saçlarını okşayıp Aras'ın odasına girdim. Yatan kardeşim ile istem dışı gülümsedim. Yanına gidip kenara bir miktar para bırakıp saçlarına minik bir öpücük kondurdum. Arkamı dönüp dışarıya çıkıp ayakkabılarımı giyip kolumda ki saate baktığım da saat daha altıydı... Dışarıya çıkıp asansöre doğru ilerken çantamı koluma takıp telefonuma gelen mesajı cevaplamaya çalışıyordum. Şoför beni aşağıda bekliyordu. Bende Pamir Bey'in istediklerinin listesini arıyorum. Ağğh eziyet ya resmen... Asansör açıldığı gibi dışarıya yürürken karşımda gördüğüm şoför arka kapıyı açtığında hızla itiraz ettim ve öne bindim. Adam başını eğip yavaşça kapısını açıp yanıma bindi. "Merhaba abi ben Asena, Pamir Bey'in yeni asistanı. Şimdi bak önce Pamir Bey'i almaya gidiyoruz sonra imalathaneye gidecekmişiz. Oradan ayakkabıları alıp sonra terziye geçip tasarımı hazır olan iki kıyafeti alıp şirkete geçeceğiz." Adam başını olumluca salladığın da rahat bir nefes alıp verdim. Ahh çok fazla işimiz var. "Memnun oldum bende Ali, ama seni acilen eve götürmem lazım çünkü Pamir Bey şuan dövüş kulübünde ve eve geldiğinde baya aç oluyor. Ona acil bir şekilde kahvaltı hazırlaman lazım." Başımı olumluca salladığım da peki bu adam ne yer? Ve bir insan bu saatte kahvaltı mı yapar? Ayy midem kalkttı... "Pamir Bey sağlıklı şeyler yer. Ama her sabah banyo etmeden önce detoks suyu var onu yapman lazım. Zaten gerekli tarif önce ki asistan mutfakta bırakmıştır. Sonra da o banyodan çıkana kadar sen kahvaltısını hazırla. Yemeğini yerken bugün ki programından bahset." Başımı olumluca salladım. Bana herşeyi anlatırken benim içim şişti. Bu adam resmen bildiğin makine gibi yaşıyor. Böyle hayat mı olur... Sıkıntıyla nefes verdiğim de İstanbul'un yavaş yavaş aydınlanan ve hareketlenmeye başlayan yollarıyla herkesin işe gitmek için yola çıktığını fark ettim. Kalabalık bir şehirdi, doğal olarak herkes ise erkenden gidiyordum. Çantamı açıp içinde ki defteri görünce rahat bir nefes alıp verdim. Dün akşam koymadığımı düşünmüştüm ama neyse ki koymuşum. Bu defteri bana Selma Hanım vermişti. Eğer önce ki asistan birşey bırakmamışsa diye bana yedek bir bilgi defteri verdi. Araba durduğunda çantamı hızla kapatıp arabayı park etmesini bekledim. Araba durduğunda inip kapıyı kapattığım da çantamı koluma taktım ve karşımda duran eve baktım. Gözlerimi arka arkaya kırpıştırdığım. Ağzım açık kaldı desek yeridir. Titrek ellerle evi gösterdim. "B-bu Pamir Bey'in evi mi?" Ali abi başını olumluca sallayıp yanıma gelip bana bir kart bir tane de anahtar verdi. "Evin bahçesi şifreyle açılıyor ama olurda açılmazsa anahtar var. Evin kapısı elinde bulunan kart ile açılır. Eğer sistem zarar görürse diğer anahtar yedek." Başımı olumluca salladıktan sonra eve doğru yürümeye başladım. Ev o kadar büyük ki ben bakarken aklım gitti. Bu adam nasıl oluyor da burada kalmaktan korkmuyor. Hem tek kişisin neden bu kadar büyük bir evde kalıyorsun ki? Bir an durdum ve gözlerimi devirdim. Ahh zenginler ve bitmeyen egoları... Karşımda duran siyah kapının yanındaki panele kartı okuttuğumda kapı sessizce yana kaydı. Gözlerimin önüne serilen bahçe o kadar büyüktü ki, bizim eski mahalleden en az on tane sığardı. Çimler o kadar düzenliydi ki üstünde yürümeye bile kıyamazdın; sanki birazdan biri çıkıp 'basmayın, yeni biçildi' diye bağırıyordu. Ağaçlar öyle rastgele dikilmemişti; belli ki her biri yerleştirilmeden önce toplantı yap…