12.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Arkamı dönüp dışarı çıktığımda karşıdan gelen kadını gördüm. Elimdeki belgeyi sessizce ona uzattım. Alnımdaki yarayı fark edince gözleri büyüdü. Bir şey söylemesine fırsat vermeden onu nazik ama kararlı bir hareketle içeri doğru yönlendirdim. Ama kapı kapalı olduğu için mecburen durmak zorunda kaldık. "İçeri almaya başladılar mı?" diye sordu fısıltıyla. Başımı olumlu anlamda salladım, olan biteni kısaca anlattım. Şaşkınlıkla yüzüme baktı. Sonra ikimiz de hiçbir şey demeden gidip koltuklara oturduk, beklemeye başladık. Etraftaki bakışları hissediyordum. Herkes bize bakıyordu ama umurumda değildi. Ben alnımdaki yarayla ilgilenmeye başladım; mendili bastırıp derin nefesler aldım. Kapı açıldığında az önce içeri giren kız dışarı çıktı. Bana attığı nefret dolu bakış, olanların tesadüf olmadığını açıkça gösteriyordu. Tam o sırada içeriden başka bir isim çağrılacakken elimi kaldırdım. Sesim sandığımdan daha net çıktı. "Bir dakika," dedim. "Bu hanımefendi Zeynep Hanım'ın yerine içeri alındığına göre, sırayla devam etmemiz gerekmez mi?" Kısa bir duraksamadan sonra ekledim: "Şimdi sıra Zeynep Hanım'da." Eğer hakkını savunmazsan bu düzende kaybolup gidersen. Zengin velet olabilirsin ama burada herkes eşit. Yani umarım...İçeri giren Zeynep Hanım'la, az önce karşımda oturan kadınla göz göze geldik. O an anladım ki bu saçma sapan gerilimin içinde kalırsam daha da büyüyecekti. Bundan acilen kurtulmam lazımdı. Kadının bakışları hiç ama hiç iyi değildi; tehditkâr, üstten ve alışık olduğu gücün verdiği küstahlıkla doluydu. Tek kaşımı kaldırıp ona baktım. O ise hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkıp yanıma geldi, oturdu. Dudaklarını aralayıp konuşmaya hazırlanıyordu ki ben ondan önce davrandım. Hafif ama net bir gülümsemeyle ona döndüm. "Soyadın, babanın kim olduğu ya da hangi üniversiteden mezun olduğun zerre kadar umurumda değil," dedim sakin ama keskin bir tonla. "Şimdi saçma tehditlerin bittiğine göre rica etsem gider misin? Şu an seninle değil, yarılmış alnımla ilgilenmem gerekiyor." Sözlerim havada asılı kaldı. Bir anlık sessizlik çöktü. Kadının yüzü gerildi; belli ki böyle bir karşılık beklemiyordu. Alışkın olduğu itaatkâr bakışlar yerine, karşısında geri adım atmayan birini bulmuştu. Ben ise gözlerimi ondan kaçırmadan mendili biraz daha bastırdım. Tam o sırada içeriden gülerek çıkan Zeynep Hanım hızla yanıma geldi. Ne olduğunu anlayamadan ellerimi tuttu; avuçları hâlâ heyecandan sıcacıktı. "Hakkımı savunduğunuz için çok teşekkür ederim," dedi nefes nefese. "İşe alındım... ama bunu sizin sayenizde yaptım. Birazdan beni tekrar çağıracaklar, imzalar atılacak." Sözleri bir anlığına havada asılı kaldı. Zorlukla yutkundum, göğsümde tuhaf bir sıkışma oldu. Bunu beklemiyordum. İçimdeki karmaşaya rağmen istemsizce gülümsedim, ona içten bir tebessümle baktım. "Senin adına gerçekten çok mutlu oldum," dedim. "Hak eden, hak ettiği yerde olmalı zaten." Panikle ama mutlu bir gülümseme kondurdu yüzüne. Lavaboya gidip makyajını tazelemesi gerektiğini söyledi, ardından aceleyle yanımızdan uzaklaştı. Ben ise yeniden koltuğa oturdum. Ellerim dizlerimin üzerinde, bakışlarım karşıya boş boş sabitlenmişti. Az önce olanların ağırlığı yavaş yavaş üzerime çöküyordu. Tam o sırada kapı açıldı. Ve içimde, adımın çağrılmasını o kadar istedim ki... Elimdeki kanlı mendille sıkıntıyla nefes verdim. Büyük ihtimalle onu kendime başka bir yoldan aşık etmek zorunda kalacaktım. İşi alamamıştım. Karşımda duran çakma sarışın kadın ise giderek daha da gerginleşiyordu. "Pamir, hani beni asistanın olarak alacaktın?" diye çıkıştı tiz bir sesle. "Babam söz verdi..." Gözlerimi devirdim. Akan kanı mendille hafifçe silip ayağa kalktım. Kadının bakışları üzerime kilitlendiğinde kaşlarını sertçe çattı. "Bence oldukça adil bir seçim oldu," dedim, sesim beklediğimden daha sakindi. "Kazanan arkadaşı da tebrik ederim." Sözlerim biter bitmez üzerime doğru hamle yaptı. Tam o sırada gözümün içine doğru sızan kan görüşümü bulanıklaştırdı. Dünya bir anlığına kaydı. Koluma birinin dokunduğunu hisse…