10.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Alarmımın çalmasıyla gözlerimi zorlukla açtım, başıma giren ağrıyla yavaşça doğruldum. Karşımda duran aynaya baktığımda saçlarımın tamamen dağılmış olduğunu fark ettim. Yüzümdeki yastık izi ve yamuk duran ağzımla kendime bakıp gözlerimi devirdim. Başımı hafifçe sağa sola salladım, aynadaki yansımama yeniden baktım. Şimdi biraz daha iyiydim. Ayağa kalkıp hemen yanımdaki pencereyi açtım; yüzüme çarpan soğuk havayla derin bir nefes alıp yavaşça esnedim. Kış, resmen gelmişti... Telefonum çalınca sürünerek yanına gittim. Arayan kişiye baktığım anda, güne onunla başlamanın kesinlikle sonunun felaketle biteceğini anladım. Telefonu açmamla birlikte, daha nefes almama bile fırsat vermeden konuşmaya başladı. "Hemen üzerine şu beyaz, önü hafif açık olan...hani karın bölgesi açık, etrafı iplerle bağlı olan...gömleği giy. Altına da siyah, kenarları hafif yırtık bir pantolon. Aşağıya in. Seni bekliyorum." Cevap vermeme fırsat bile tanımadan telefonu yüzüme kapattı. Şaşkınlıkla kararan ekrana baktım. Bu bir şaka olmalıydı. Ben o kıyafetleri asla giymem. Resmen her yerim ortadaydı! Dolaba doğru ilerlediğimde gördüğüm kıyafetlerden pek de güzel bir kombin çıkaramayacağımı anladım. Bu yüzden içlerinden en kapalı olanları seçip yatağın üzerine bıraktım. Ardından hızla banyoya geçip üzerimde ne varsa kenara koyarak duşa girdim. Suyu açtığımda, vücuduma değen damlalarla birlikte dün yaşananlar gözlerimin önüne üşüştü. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki… düşünmeye fırsat bile kalmamıştı. Ama garip bir şekilde, istem dışı mutluydum. Sanki ilk kez birine bu kadar güvenmiş, duygularını bu kadar açık ortaya koymuş gibiydi. Farkında olmadan gülümsedim. Hafifçe mırıldanarak yıkandım, sonra aceleyle çıkıp üzerimi değiştirdim. Aynanın karşısına geçip hafif tonlarda bir kapatıcı ve dudak kremi sürdüm. Son olarak kenarda duran ayakkabı dolabını açıp içinden bir çift ayakkabı çıkardım.  Üzerimde vücuda oturan, bel kısmı hafif kıvrımlı kesimli siyah bir blazer ceket var. İçine yine siyah, düğmeli bir yelek eklenmişti. Takım üçlü gibi duruyor. Altında yüksek belli, bol paça siyah pantolon var. Kesimi uzun ve akıcı; boyu olduğundan daha uzun gösteriyor ve ben buna bayıldım. Saç modeli ortadan ayrılmış, ensede toplanmış, yüzün iki yanında hafif bırakılmış perçemli, zarif bir modeldi. Minimal ama çok şık. Her zaman özel bir yer oldu mu bunu yapardım. Aksesuar olarak da gümüş tonlu şık bir saat, yıldız formunda sallantılı küpeler, siyah klasik bir el çantası vardı. Ayakkabı olarak da siyah stiletto, ince topuklu parlak bir derisi vardı. Aynaya bakarak üzerimi düzelttim ve elimde ki saate baktığım da gözbebeklerim büyüdü. özgeçmişimi içine koyup koşar adım dışarı çıktım. Bizimkiler masada kahvaltı ediyordu. Beni fark ettiklerinde onlara uzaktan bir öpücük gönderip aceleyle kapıdan çıktım. Asansöre binip aşağı inerken aynadan saçlarımı düzelttim. Kesinlikle Selma Hanım canıma okuyacaktı. Kapılar açılır açılmaz koşarak dışarı fırladım. Etrafa bakınırken duyduğum korna sesiyle irkildim ve sesin geldiği yöne döndüm. Birkaç adımda yanına vardım. Kapı açılır açılmaz içeri geçip ön koltuğa oturdum. Gözlüğünü nazikçe çıkarıp kenara bıraktı, sonra eliyle beni işaret etti. "İnanın bana, o kadar acele ettim ki..." demeye kalmadan gözlerini devirdi, başını olumsuzca salladı. Araç hareket etmeye başlamıştı bile. "Neyse, önemli değil. Sen önce bir işi kap; gerisi kolay," dedi sakin bir sesle. Kısa bir duraksamadan sonra devam etti: "Bak, Pamir ailesine çok bağlı biridir. Özellikle de bana. Seninle bir plan yapmamız lazım… Bu işe girmeni sağlayacak bir plan." Yanında duran küçük bir poşeti bana uzattı. İçine baktığımda, keskin ama hoş bir parfüm kokusu burnuma çarptı. "Bunlar özel üretim parfümler," dedi. "Şimdilik okyanus esintisiyle şeker notalarının karışımı olanı kullan. Sonrasına bakarız. Bu koku Pamir'in hoşuna gider." Kutuyu açıp bileğime sıktığında, yayılan kokuyla irkildim. Şaşkınlıkla ona baktım. B-bu koku… gerçekten çok güzeldi. "Şöyle yapıyoruz," dedi sakin bir tonla.…