Kader'in İnce İpliği

9.Bölüm

Yazar:

Kader'in İnce İpliği - LioraSelas kitap kapağı
Kader'in İnce İpliği kitap kapağı

Tam olarak ne kadar süre öyle kaldık bilmiyorum. Dakikalar mıydı, saatler mi… Zaman sessizce akıp gitmişti. Uykum öyle ağır basmıştı ki, başım farkında olmadan onun omzuna düştü. Göz kapaklarım direnemiyor, yavaş yavaş kapanıyordu. Yarın mülakat vardı ama zihnim bomboştu; ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu. Boğazım düğümlendi. Sesim kısık ama kararlı çıktı. "Bugün benim İstanbul’daki son günüm," dedim. "Çünkü o mülakatı geçemeyeceğim, bunu hissediyorum. Yarın akşam buradan gitmiş olacağım." İstem dışı yüzüm düşmüştü. Kısa bir duraksamadan sonra devam ettim. "Seninle tanıştığıma gerçekten çok memnun oldum. Mükemmel birisin. Seninle vakit geçirmek…bana iyi geldi. Fırtınalı denizimde, kısa da olsa bir durgunluk oldu." Sözlerim biter bitmez içimde tuhaf bir hafiflik hissettim. Sanki bunları söylemezsem boğulacakmışım gibiydi. Başım hâlâ omzundaydı, uykuyla uyanıklık arasında asılı kalmıştım. İlk kez, yarının ağırlığı omuzlarımdan biraz olsun çekilmiş gibiydi. "Neden böyle düşünüyorsun ki? Hem hangi mülakata gireceksin..." Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım, sonra kendimi tutamayıp fısıldadım. Onu, ona şikayet ediyordum. "Pamir… Pamir Sancakoğulları için asistanlık başvurusunda bulundum… ama beni almayacaklarını o kadar iyi biliyorum ki… Kim beni işe alır ki? Ne eğitimim var, ne de önemli bir tanıdığım… Olmayacak duaya amin demeye çalışıyorum." Vücudu istemsizce kasıldı, gözlerimi açtım ve karşımda duran basketbol sahasına bakakaldım. Kalbim hızlı hızlı atıyordu, ellerim hâlâ titriyordu. "Adam… o kadar mükemmel ki… 'kusursuz' denildiğinde herkesin aklına bu kişi geliyormuş. Peki… sence böyle biri beni işe alır mı? Sen gördün ya, ben daha düz yolda yürüyemiyorum ki… Koskoca Pamir Sancakoğulları'nın asistanı olmak… imkânsız gibi geliyor bana… gerçekten imkânsız…" Sözlerim havada asılı kaldı. İçimde hem korku hem de boşluk vardı. Bir yandan kendime gülmek istedim, diğer yandan ağlamak… Her şey iç içe geçmişti. Dünyanın ağırlığı omuzlarımı ezmişti ve ben hâlâ tek başımaydım, hiçbir güvence olmadan, sadece kendi korkularımla yüzleşiyordum. Ellerimle bedenimi sararken üşüdüğümü fark ettim. Yavaşça omuzlarıma ceketimi koyduğunda gülümsedim ve sadece "Teşekkür ederim..." dedim. Ama içimde bir yerlerde titrek bir korku vardı; kendi kendime itiraf edemesem de, o mükemmel adamın yanında ne kadar küçüldüğümü hissediyordum... "Sence o mükemmel biri mi?" diye sordu birden, ilkte bu soru karşında afalandım ama galiba kendisi de bu sorunun cevabını benim kadar baya merak ediyor gibiydi. Sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdim. Ters psikoloji yapmam gerekiyordu; yapacak başka bir şeyim yoktu. Onu eleştiriyormuş gibi görünmeliyim, Selma Hanım ne derse onu yapmak zorundaydım. Kendisi bana bu taktiği kullanmam gerektiğini söylemişti. "Böylesine mükemmel biri… sanırım çoğu insan için ulaşılmaz," dedim, kelimelerimde hafif bir alay vardı. Ama içimden bir ses, 'Ya gerçekten mükemmelse? Ya senden çok daha iyi birini hak ediyorsa?'diye fısıldıyordu. Kendime acıyarak gülümsemek zorunda kaldım. Ters psikolojim işe yarıyor muydu, yoksa sadece korkularımı saklamaya mı çalışıyordum, bilmiyordum. Ama tek bildiğim, bu adamın yanında dururken hem korkuyor hem de savaş veriyordum; kendi içimde, görünmez bir sınavın ortasında... "Onu şahsen hiç görmedim, açıkçası buna da ihtiyacım yok. Onu anlamak için çizimlerine bakmak bence yeterli. Kalemi, sanki son zamanlarda biraz paslanmış gibi; eski çizimleri ile şimdiki çizimleri arasında belirgin fark vardı. Belli ki ya ilhamını kaybetmiş, ya da bir çıkmaza girmiş."dediğim de kurduğum cümle içinde yatan anlamı fark etmeyen sadece ben değildim dimi? Sonrasında devam ettim... "Mükemmel gözüküyor, ama bunu yapmak zorunda çünkü zirvedeysen, düşmanların da çok olur. Yine de bu kadar soğuk ve mesafeli olmak bence doğru değil. İnsan olduğunu unutuyor gibi…" Dudaklarımdan dökülen kelimelerle rahat bir nefes aldım. Ama bunlar gerçeklerdi. Onu biraz araştırdım ve kaleminde oluşmaya başlayan hasarlar, eğer toparlanm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku