7.Bölüm
Yazar: LioraSelas

Önünde hafifçe başımı eğdim. "Asıl ben özür dilerim," dedim mahcup bir sesle. "Dengemi kaybettiğim için size tutunmak zorunda kaldım. Umarım sizi rahatsız etmemişimdir." Cevap vermesini beklemeden arkamı dönüp bankların olduğu tarafa doğru tek ayağımın üzerinde zıplayarak ilerlemeye başladım. Ama talihsizlik peşimi bırakmıyordu. Ayağımı bir anlık sert bastım; dengem tamamen bozuldu. Tekrar yere kapaklanacağımı düşündüğüm anda… bedenim havada asılı kaldı. Şaşkınlıkla başımı kaldırdım. Burun burunaydık... Nefesini hissettim. Gözleri gözlerime kilitlenmişti. Kalbim, olması gerekenden çok daha hızlı atıyordu. "Evet," dedi sakin ama kararlı bir sesle, "Sizin acilen hastaneye gitmeniz gerekiyor. Benim çok iyi bildiğim bir klinik var. İsterseniz sizi oraya götüreyim." Korkuyla baktım. Bu cümledeki çok iyi bildiğim kısmı hiç hoşuma gitmemişti. Başımı hızla olumsuzca salladım. "Yok, hayır," dedim aceleyle. "Gerek yok, gerçekten. Biraz dinlenirsem geçer." Kim bilir o klinik ne kadar paradır, diye geçirdim içimden... 'Benim bütçem en fazla eczane bandajına uygundu.' Ama o hâlâ beni bırakmamıştı. Ve nedense… bakışlarında, 'kaçmana izin vermeyeceğim'diyen tuhaf bir kesinlik vardı. Ben daha maaş bile almamışım. Bu kliniğe gidersem iflas bayraklarını çekerim. Adam herhâlde herkesi kendisi gibi zengin sanıyordu. Zaten beş kuruş param yok; gelmişim burada sanki hayatım boyunca koşu yapıyormuşum gibi takılıyorum. Etrafımdaki insanlara baktıkça daha da tuhaf hissediyordum. Her on adımda bir… gülüşlerinden bile zenginlik akan insanlar vardı. "O zaman size biraz buz getireyim, uygun olur mu?" dedi. Beni banklardan birine oturttu. Mahcup bir ifadeyle ona baktım. "İnanın hiç gerek yok," dedim yumuşak bir sesle. "Sizi zor duruma sokmak istemem. Zaten sabah sporunuzu da mahvetmiş oldum." Aslında asıl mahvolan bendim. Ayağım sızlıyor, içimdeki panik büyüyor, karşımdaki adam ise sanki tüm bunlar gayet normalmiş gibi sakindi. Ve nedense… Bu sakinlik, beni daha da tedirgin ediyordu. Başını olumsuzca salladı, itirazımı umursamadan arkasını dönüp az ilerideki markete doğru yürümeye başladı. Ben ise bankta oturmuş, öylece etrafa bakıyordum. Ayağım gerçekten çok acıyordu; üstelik geçmek bir yana, sanki her saniye biraz daha sızlıyordu. Ne tuhaf… Bu çatlak kadın yüzünden ayağımdan olacağım en sonunda. Tam o sırada kulağımda Selma Hanım’ın sesi yankılandı, sanki yanımdaymış gibi net ve keskin: "Aferin. Tahminimden bile daha iyi oyuncusun," dedi memnuniyetle. "Böyle devam et. Sana yardım etsin, sen de bu yardımın karşılığında ona bir kahve ısmarla. Böylece tanışmış olursunuz." Dişlerimi sıktım. Oyuncu ha… Ben burada gerçekten canım yanarken, o bunu bir sahne gibi izliyordu. Ama istemesem de kabul etmem gereken bir gerçek vardı: Plan işlemeye başlamıştı. Korku içinde etrafıma bakınırken tanıdık gelen o sesi duyunca neye uğradığımı şaşırdım. Bu deli kadın neredeydi? Yoksa ben iyice kafayı mı yiyordum, şizofreniye mi bağlıyordum artık? Tam bunları düşünürken omzumda bir el hissettim. İrkilip korkuyla arkama döndüm. Karşımda büyük güneş gözlükleri ve şapkasıyla tanıyamadığım bir kadın duruyordu. Şaşkınlıkla yüzüne baktım. Yanıma biraz daha yaklaşıp benimle konuşacak gibiydi ki… Karşıdan gelen kişiyi fark ettiğimiz anda olanlar oldu. Kadın bir anda gözlerimin önünde çalıların içine atladı. Ama öyle böyle değil. Resmen balıklama. Olduğum yerde donup kaldım. İkinci bir şok dalgasıyla çalıların sallandığı yere baktım. Bu kadın gerçekten normal mi? Çünkü ben hayatımda ilk kez bir insanın, sanki suya atlıyormuş gibi, çalıların içine balıklama daldığını görüyordum. Gözlerimi kırpıştırdım.'Hayır Asena,' dedim içimden. 'Bu kesinlikle normal değil.' "Az önce yanında biri mi vardı? Bana mı öyle geldi? Sanki çalılara atlayıp gözden kayboldu," dedi. Zoraki bir gülümsemeyle başımı salladım. Gerçekten bu kadın bizi ifşa edecek… diye düşündüm içimden. Tam o sırada önümde diz çöktüğünde irkildim. Bileğimi nazikçe tuttu ve poşetteki buzu uygulamaya başladı. Soğuk buz derinin üzerind…