Kader Bizi İki Kez Yazdı

7.BÖLÜM-KARIM LAN O BENİM

Yazar:

Kader Bizi İki Kez Yazdı – Lucerow kitap kapağı
Kader Bizi İki Kez Yazdı – Lucerow kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kader Bizi İki Kez Yazdı - 7.BÖLÜM-KARIM LAN O BENİM bölüm görseli 1
Kader Bizi İki Kez Yazdı - 7.BÖLÜM-KARIM LAN O BENİM bölüm görseli 1

BOL BOL YORUM YAPAR MISINIZ? Sizle sohbet etmek istiyorum lütfen yorumlarınızı belirtinn🙂‍↕️🙂‍↕️🙂‍↕️ Bol bol yorum yapmayı ve ⭐️' a basmayı unutmayın🫰🏻 luc. İLKİN SAYAR DEMİR Başımı iki yana sallayıp bakışlarımı mutfak kapısından ayırdım. İçeri girdiğim andan beri salon, deniz ve taze pişmiş ekmek kokuyordu. Klimaların verdiği serinlik yüzüme çarparken gözlerim istemsizce etrafta dolaştı. Salon erken olmasına rağmen oldukça doluydu. Etrafta bolca kahkaha ve ses vardı. Yüzümdeki tebessüm gittikçe büyürken restoranı derinlemesine incelemeye başladım. Açılışta kurduğum hayalin zamanla daha da güzelleştiğini görmek hoşuma gitmişti. Açık meşe tonlarında ahşap masalar birbirine ne çok yakın ne de gereğinden uzaktı. Her masanın üzerinde ince cam vazoların içinde taze turuncu çiçekler duruyordu. Bu çiçekleri annemin seçtiğine emindim. Hangilerini özellikle seçtiğini bilmiyordum ama masalara bakınca onun dokunuşunu hissedebiliyordum. Sağ taraftaki boydan boya uzanan camlar neredeyse duvarın tamamını kaplıyordu. Camların ardından marina bütün ihtişamıyla görünüyordu. Beyaz yatlar usulca sallanıyor, güneş denizin üzerinde binlerce küçük ışık bırakıyordu. Camların önündeki masalar belli ki en çok tercih edilen yerlerdi. Bahçe sabah olduğu için daha hizmete açılmamıştı. Sol tarafta ise açık mutfağı gören birkaç masa vardı. Misafirler yemeklerin hazırlanışını izleyebilsin diye özellikle böyle tasarlanmış olmalıydı. Salonun tam ortasında büyük bir zeytin ağacı yükseliyordu. Gerçekti. Tavana kadar uzanan gövdesi restorana sanki yıllardır buradaymış hissi veriyordu. Altındaki taş saksının etrafı küçük lavanta demetleriyle süslenmişti. Duvarlarda gösterişli tablolar yerine Muğla kıyılarının siyah beyaz fotoğrafları asılıydı. Gözü yormayan, sakin bir şıklığı vardı. Aydınlatmalar bile bağırmıyordu. Tavandan sarkan hasır avizeler gündüz güneşini bölmeden ortamı yumuşatıyor, akşam olduğunda ise restoranın tamamını sıcak bir ışıkla dolduracaklarını hissettiriyordu. Arka tarafta denize açılan geniş teras görünüyordu. Beyaz keten perdeler rüzgârla hafif hafif dalgalanıyor, palmiyeler gölgelerini ahşap zemine düşürüyordu. İnsan buraya yalnızca yemek yemeye değil, vakit geçirmeye gelirdi. Tam da en başından beri hayalini kurduğum atmosfer buydu. Burası tam da hayal ettiğim gibiydi. Bakışlarımı salondan çekip Sarp'a çevirdim. O da benim gibi etrafı dikkatle inceliyor, belki de gördüğü bir ayrıntıyla geçmişle bir bağlantı kurmaya çalışıyordu. Ama yüz ifadesinden anladığım kadarıyla hiçbir ilerleme yoktu. Bu durum daha ne kadar böyle gidecekti gerçekten? Tam o sırada salonun diğer ucundan tanıdık bir ses duyuldu. "İlkin Abla!" Refleksle başımı çevirdim. Mutfak tarafından beyaz şef ceketinin içinde genç bir kadın bize doğru koşar adım geliyordu. Omuzlarına kadar uzanan açık mavi saçları ilk dikkatimi çeken şey oldu. Bir an duraksadım. "Yağmur?" Kadın birkaç adım kala yavaşladı. Gözleri büyüdü, ardından yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. "Siz gerçekten iyisiniz." Sesinde hissettiğim o rahatlamayla, istemsizce gülümsedim. "Yağmur bu sen misin cidden?" Başımı şaşkınlıkla iki yana salladım. "Ne kadar büyümüşsün." Yüzündeki gülümseme solarken, saçlarının bir tutamını omzunun arkasına attı. "Çok pardon Menekşe hanım bahsetmişti...Görüşmemizden bu yana birkaç yıl geçti sanırım." Gözlerimdeki şaşkınlık yavaş yavaş yerini buruk bir ifadeye bıraktı. Yan gözle Sarp'a baktım. O da kısa bir an sessizleşmişti. Yağmur söylediklerinin farkına varmış gibi dudaklarını birbirine bastırdı. "Ay, özür dilerim." dedi telaşla. "Moralinizi bozmak istemedim." Başımı hafifçe iki yana salladım. "Sorun değil." Yağmur bu kez gülümsemeye çalıştı. "Hem bence bu harika bir fırsat." dedi neşesini yeniden toparlayarak. "Artık sizi yeniden şaşırtabilirim. Eskiden kapıda karşılıyordum, şimdi mutfakta şefim. Bir dahaki gelişinizde kim bilir başka neyle karşılaşacaksınız." İstemsizce güldüm. "Yerime göz koymadıktan sonra sorun yok." dedim gülerek. "Öyle görünüyor." dedi gülerek. Onu baş…

Bölümün tamamını WritePad'de oku