Kader Bizi İki Kez Yazdı

6.BÖLÜM-ARTIK TESADÜF DEĞİL

Yazar:

Kader Bizi İki Kez Yazdı – Lucerow kitap kapağı
Kader Bizi İki Kez Yazdı – Lucerow kitap kapağı

Bölüm görselleri

Kader Bizi İki Kez Yazdı - 6.BÖLÜM-ARTIK TESADÜF DEĞİL bölüm görseli 1
Kader Bizi İki Kez Yazdı - 6.BÖLÜM-ARTIK TESADÜF DEĞİL bölüm görseli 1

Helüü! Bölüm geç geldiği için özür dilerim tatildeydim ... Bol bol yorum yapmayı ve ⭐️' a basmayı unutmayın🫰🏻 luc. İLKİN SAYAR 26 Şubat 2020 Mutfağın içi her zamanki gibi hareketliydi. Ocakların üzerinde tencereler fokurdayarak kaynıyor, fırından çıkan sıcak ekmeklerin kokusu bütün mutfağı sarıyordu. Şefler son hazırlıklarını yaparken tabaklar birbiri ardına tezgâhlara diziliyor, garsonlar mutfakla salon arasında durmaksızın gidip geliyordu. Herkesin yüzünde aynı telaş vardı. Bugün sıradan bir gün değildi. Babamın ricası üzerine kabul ettiğim en önemli kurumsal davetlerden biri birazdan başlayacaktı. Misafirler, Akdeniz'in en büyük marina ve liman işletmeciliği şirketlerinden birinin yönetim kuruluydu. Şirketin sahibi olan İspanyol iş insanı da toplantı için Türkiye'ye gelmişti. Öğle yemeğini ise restoranımızda yiyeceklerdi. Bu yüzden menüdeki imza yemeklerini bizzat ben hazırlıyordum. Normalde mutfağa bu kadar girmezdim. Restoranın düzeni zaten kusursuz işliyordu. Ama böyle özel günlerde ocağın başına geçmekten kendimi alamıyordum. Son sosu tavaya ekleyip tahta kaşıkla yavaşça karıştırırken omzumda dolaşan bakışları hissettim. Başımı çevirmeme bile gerek yoktu. Mehir. İşi erken bittiği için uğrayacağını söylemişti ama geleceğini tamamen unutmuştum. Şimdi ise tezgâha dirseklerini dayamış, elindeki kahveyi keyifle yudumlarken beni izliyordu. Üstelik bunu sessizce yapmak yerine her zamanki gibi benimle uğraşmayı da ihmal etmiyordu. "Sana bir şey söyleyeyim mi?" dedi başını hafifçe yana eğerek. İç çekip tavadan gözümü ayırmadan cevap verdim. Bir yandan sosu karıştırmaya devam ediyordum. "Söyle." "Şu an çalışanların sana bakışı, öğrencilerin laboratuvarda hocaya bakışından farksız." Gözlerimi devirip işime geri döndüm. "Senin acil evlenmen lazım. Bu dilinin üstesinden ancak kayınvaliden gelir." Mehir alaycı bir sesle homurdandı. Babası o daha beş yaşındayken evi terk etmiş, annesini ise biz üniversiteye geçtiğimiz yıl kanser yüzünden kaybetmişti. Hayat ona kolay davranmamıştı. Belki de bu yüzden erkeklere karşı hep mesafeli, hatta zaman zaman acımasızdı. Ama buna rağmen dimdik ayakta duruyordu. Benim ailem, onun da ailesiydi. O benim aynı anneden olmayan kız kardeşimdi. Aramızda ne sır olurdu ne de çekinilecek bir konu. "Bana laf edeceğine yemeğini yap şef hanım." dedi kahvesinden son yudumu alırken. "Bu grupta ilk evlenen ben değil, sen olacaksın." Sosu yemeğin üzerine dökerken kahkaha attım. "Aynen canım. Sanki tek hayalim evlenmek." "Sen farkında değilsin." dedi omuz silkerek. "Bir gün bir adam çıkacak, seni iki güzel lafla kandıracak." "Beni mi?" dedim kaşlarımı kaldırarak. "Seni tabi." Başımı iki yana sallayarak tencereyi diğer şef arkadaşıma bıraktım. Yemeğin sadece tabaklara alınması kalmıştı. "Öyle bir adam daha doğmadı." Mehir kahkahayı bastı. "Bu cümleni bir yere not ediyorum. Gün gelir de âşık olursan yıllarca dalga geçeceğim seninle." Elimdeki tahta kaşığı ona doğru salladım. "Önce sen bir erkeğe beş dakika tahammül etmeyi öğren." "Yok, almayayım." dedi, biten kahvesinin yanındaki bitter çikolatanın paketini açarken. İkimizin de yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Tam onun yanındaki sandalyeye oturacakken genç garsonlardan biri telaşla mutfağa daldı. Nefes nefeseydi. Yüzündeki panik ifadesini görünce olduğum yerde durdum. "Şef..." "Ne oldu?" dedim hızla. "Bir şey mi kırıldı? Sakın şirket rezervasyonunu iptal etti deme." Garson eğilip ellerini dizlerine dayadı. Birkaç derin nefes aldıktan sonra başını iki yana salladı. "Hayır, hayır. Öyle bir şey değil." Mehir'le birlikte sabırsızlıkla devamını bekledik. Dayanamayan yine Mehir oldu. "Eee? O zaman neden kalp krizi geçirtecek gibi girdin içeri?" Garson sonunda doğruldu. "Bir müşteri sizinle görüşmek istiyor." İstemsizce rahat bir nefes verdim. "Ödümü patlattın Ekin. Sorun dediğin bu muydu?" "Sanırım..." dedi ensesini kaşıyarak. "Yemeği bile daha sipariş etmedi ama özellikle sizinle görüşmek istediğini söylüyor." Kaşlarımı çattım. "Sebep?" "Onu söylemedi." Önlüğümü çözer…

Bölümün tamamını WritePad'de oku