Kader Bizi İki Kez Yazdı

4.BÖLÜM-TESADÜF EDERİZ

Yazar:

Kader Bizi İki Kez Yazdı - Lucerow kitap kapağı
Kader Bizi İki Kez Yazdı kitap kapağı

Nasılsıınızz?? Sizce akış nasıl gidiyor🦦 Bol bol yorum yapmayı ve ⭐️' a basmayı unutmayın🫰🏻 luc. İLKİN SAYAR DEMİR Bıkkınlıkla annemin elindeki meyve tabağına baktım. Birkaç gündür hastanede olmamız yetmiyormuş gibi geceleri de rahat bırakılmıyorduk. Annem eline aldığı meyve tabağıyla başımıza dikiliyor, bizi durmadan beslemeye çalışıyordu. Her şeyi geçtim, saat neredeyse gece on ikiydi. Bu saatte ne meyvesiydi? Üstelik adı sanı duyulmamış ne kadar meyve varsa hepsini sırayla önümüze koyuyordu. Ben her lokmada biraz daha isyan ederken Sarp'ın hâlinden memnun görünmesi sinirimi iyice bozuyordu. Tam o sırada dudaklarıma bir dilim muz uzatıldı. Artık dayanamadım. "Anne?" Annem, Hande teyzeyle ettiği sohbeti yarıda kesip bana döndü. Çatalın ucu da bana gelmekten vazgeçip bu kez Sarp'a yöneldi. Sarp ise tek kelime etmeden uzatılan lokmayı yedi. Bu adam beni gerçekten çıldırtıyordu. "Ne oldu kızım? Muz istemiyorsan Feijoa vereyim." dedi, tabağa uzanıp yeşil bir meyveyi göstererek. "Yoksa başka bir şey mi istersin?" Şaşkınlıkla yüzüne baktım. "Allah aşkına anne, bunlar ne?" Annem önce tabağa, sonra bana baktı. "Ne demek ne? Feijoa işte. Sevmez miydin ki sen onu? Dur o zaman Guava vereyim sana." Sinirle başımı iki yana salladım. "Adlarını bile ilk defa duyuyorum. Sevip sevmediğimi nereden bileyim? Anne lütfen artık meyve verme. Meyve yemek istemiyorum daha fazla." İçimden söylenmeden de edemedim. Bu unuttuğum altı yılda meyveler bile değişmiş herhâlde. Annem bana birkaç saniye daha sitemkâr baktı. Ardından pes etmiş gibi iç çekip meyve tabağını sehpanın üzerine bıraktı. "Tamam, tamam. Zorlamıyorum." Hande teyze gülümseyerek ayağa kalktı. "Biz de artık kalkalım. Siz ikiniz dinlenin." Annem de saate göz atıp başını salladı. "Geç oldu zaten. Sabah erkenden yine burada oluruz." İkimiz de aynı anda itiraz ettik. "Hiç gerek yok." Annelerimiz birbirlerine bakıp gülümsedi. "Sizi dinleyeceğimizi mi sandınız?" dedi annem. "Sabah doktor vizitesinden önce burada oluruz." Gözlerimi devirdim. "Tamam..." İkisi de tek tek yanımıza gelip iyi geceler diledikten sonra odadan çıktılar. Kapı kapanır kapanmaz derin bir nefes verdim. "Bir an hiç gitmeyecekler sandım." Sarp gülümseyerek bana baktı. "Vallahi ben meyvelerden gayet memnundum." Sinirle gözlerimi devirdim. "Fark ettim. Hayır, insan hiç mi meyve seçmez? Önüne ne geldiyse yedin." Yalandan şaşırmış gibi kaşlarını kaldırdı. "Vay be! Karım lokmalarımı bile saymış." Burnumu kırıştırdım. "Kusura bakma kocacığım." dedim, sesimdeki alayı gizleme gereği duymadan. "Bari muzları bıraksaydın. Yok feijoa'sı, guava'sı, muzu... Önüne ne koydularsa mideye indirdin." Sarp gülmesini tutamadı. "Ne yapayım? Annemler mutlu oluyor." "Ben olmuyorum ama. Meyveden de bıktım, bu hastaneden de." Gülümsemesi bu kez yavaşça silindi. Başını yastığa yaslayıp tavana baktı. "Bir gece daha," dedi sakince. "Yarın çıkıyoruz zaten." İç çektim. "Biliyorum ama yine de sıkıldım. Şu odanın duvarlarını bile ezberledim resmen." Sarp hafifçe güldü. "İnanmayacaksın ama ben koridordaki hemşirelerin nöbet saatlerini bile biliyorum." Bu dediğine tebessüm etmeden duramadım. Ama gülümsemem dudaklarımdan silinir silinmez içimdeki o tanıdık sıkışma yeniden geri döndü. "Bazen nefes alamıyormuşum gibi geliyor bu odada." Sarp'ın yüzündeki gülümseme tamamen kayboldu. Birkaç saniye sessizce bana baktı. Sonra yumuşak bir sesle konuştu. "İlkin... Bunaldığını biliyorum. Ama düşün, birkaç gün önce gözünü açtığında hiçbir şey hatırlamıyordun. Şimdi ise yarın eve gideceğini biliyorsun. Birkaç gün öncesine göre bu bile kocaman bir adım." Omuz silktim. "Belki." "Yarın sabah taburcu olacağız. Sonra istediğin kadar temiz hava alırsın, istediğin kadar yürürsün. Hem..." Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. "Kimse gece yarısı sana Feijoa yedirmeye çalışmaz. Kocan olarak siper olurum sana." İstemsizce güldüm. "Bu kısmı gerçekten güzel." "İşte buna odaklan." Başımı yastığa yasladım. "Sen her şeye bu kadar sakin kalmayı nasıl başarıyorsun?" "Başaramıyorum." Şaşkın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku