Kaçış

8. Bölüm Öğrenilmiş Çaresizlik

Yazar:

Kaçış - sessizmelodi kitap kapağı
Kaçış kitap kapağı

Mehtap’ın Anlatımıyla 18 Yıl Önce; Kapanan kapının arkasından öylece bakmaya devam ediyordum. Mutfaktan bazı kokular yükselmekteydi. Yanmış yemek ve tencere kokusu, açık bıraktığım turşu kavanozun kokusu ve pencereden esen rüzgârın kokusu… Hepsi bir olmuş beni ve ruhumu boğmaya başlamışlardı. Eylül’ün ağlamasıyla kendime geldim, hemen içeriye koşup onu yatırdıktan sonra ocağı kapatıp bir sandalyeye çöktüm. Olanları anlayamıyordum. Kenan’ın kızımı bulmasına sevinemeden onun yokluğuyla derin bir boşluğa düşmüştüm. Üstelik bu boşluktan nasıl çıkacağımı bilmiyordum. Beynim sanki durmuş, beni iki yıl öncesine hapsetmişti. Kenan’la tanışmadan önceki o zamana. Hayatımı sıfırdan kurmadan önceki o zamana… İlk âşık olduğum zamana… O ilk aşkın benim hayatımı mahvedeceğinden haberim yoktu. Çünkü o zamanlar çok sevdiğimi ve sevildiğimi sanmıştım. Oysa aslında hiçbir zaman sevilmemiştim. Bunu Eylül’e hamile kaldığım o gün öğrenmiştim, dünyam başıma yıkılmıştı. O gün dünyamı başıma yıkan o adamla, bugün bir kez daha bana aynı hissi yaşatan adam aynı adamdı. Demir Karhan. O zamanlar 25 yaşında fakir, ama temiz bir gençti. Ya da ben öyle sanıyordum. Marketten eve döndüğüm bir gün tesadüfen tanışmıştık, bana poşetleri taşımamda yardım ettikten sonra beni uzun zamandır izlediğini ve benimle çıkmak istediğini söylemişti. Ben o an onun cazibesine kapıldığımdan, kendimi nasıl bir şeyin içine sürüklediğimin farkında değildim. Başta her şey çok güzel ve büyülü gidiyordu. Kendimi hep dünyadan kaçıp ona sığınmak isterken buluyordum. Sonra bir gün hamile olduğumu öğrendim, bunu söylemek için Demir’i aradım ama telefonu açmadı. İçimde bir heyecan ve merak duygusu vardı, yine de bu duyguları görmezden gelerek kendimi evde bir şeyler yapmaya adadım. Bir türlü dikkatimi toplayamıyordum. Demir’in bugüne kadar telefonumu açmadığı tek bir an bile olmamıştı. Şimdi ne olmuştu acaba? Biraz sakinleşince Demir’in bana boş zamanlarında babasının fabrikasına çalışmaya gittiğini söylediğini hatırladım. Belki de oradaydı, ona sürpriz yapmak için oraya gidebilirdim. Üzerimi giyinip evden çıktım. Fabrika, yaşadığımız mahalleden çok uzakta değildi. Buna rağmen Demir, bir kere bile beni oraya götürmemişti. Binaya yaklaştığımda kapıda dikilmiş birkaç adam gördüm. İçeriden bazı sesler gelmekteydi. Binanın arka tarafındaki pencereye doğru sessizce ilerledim. O an gördüğüm şeyler yüzünden çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Demir, yanında babası olduğunu düşündüğüm bir adamla birlikte, bizim yaşlarımızda görünen genç bir erkeği dövmek ve tehdit etmekle meşguldü. Bense ne yapacağımı bilemiyordum. Oradan kaçmalı mıydım, yoksa yardım mı çağırmalıydım. Tam o sırada bir el silah sesi duyuldu. Korkudan buz kestiğimde, sandalyedeki adam sallanarak yere düştü. Ben istemsizce çığlık atınca Demir beni fark etti ve bana doğru gelmeye başladı. O an korkudan ölüyordum ama var gücümle koşmaya başladım. Allah’tan mahallenin içinde küçük bir karakol vardı. Ara sokağa dalıp kendimi o karakola attım ve “Yardım edin” diye bağırdım. İçerideki genç polisler ne yapacaklarını bilemeyerek bana bakıyorlardı. İçlerinden birisi yanıma geldi ve “Hanımefendi, iyi misiniz? Benim adım Mehmet, buyurun oturun şöyle size yardımcı olalım.” dedi. “Aşağıdaki bir depoda bir adamı vurdular. Beni fark ettiklerinde son anda kaçmayı başardım. Ne olur onları yakalayın.” diye yalvardım ona. Genç polis benden şüphelense de bir şey demeden kapısında komiser yazılı odaya girdi. Dakikalar sonra yanımdaki polislerle birlikte geldiğim yere geri dönüyordum. Mekâna vardığımızda sadece yaralı olan adam içerideydi, diğerleri kaçmıştı. Ben polislere Demir’in tarifini verirken polisler mekânın kuytu bir köşesinde kamera olduğunu fark ettiler. Demir onu fark etmemiş olmalıydı, onu buraya ve sokaktaki diğer kameralara bakıp yakalayabilirlerdi. Yerde yatan adamın bilincinin açık olduğunu ama acıyla kıvrandığını gördüğümde ambulansı aramayı unuttuğumuzu fark ettim. Hemen telefonumu çıkarıp ambulansı aradım. Dakikalar sonra ambulan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku