23. Bölüm Final Yeni Başlangıçlar
Yazar: sessizmelodi

"Bizim dünyamızda asla karanlık yoktu. Çünkü bizim ışığımız birbirimizin kalbindeydi." Sessiz Melodi Eylül'ün Anlatımıyla — 5 Sene Sonra; Hastanede yine yorucu geçen bir günün sonunda odama çıkmıştım. Mesaimin bitmesine kırk beş dakika kalmıştı. Tam Kerem'i arayıp haber vereceğim sırada kapı çaldı. "Girin." Kapıyı çalan hemşirelerden biriydi. "Eylül Hocam ziyaretçileriniz var." "Öyle mi kimmiş?" "Benim tabii ki de başka kim olacak ki annecim." Kapıdan uzanan iki küçük kulağı görünce heyecanla gülümsedim. "Güneş, hoş geldin bebeğim. Nereden çıktın bakayım sen?" "Babamla sana sürpriz yapmak istedik. Okuldan çıkıp seni almaya geldik. Hem babamın ikimize bir sürprizi varmış." "Hmm öyle mi. Neymiş bakalım bu sürpriz?" "Onu yarın gidince öğrenirsin canım." "Yarın mı? Nereye gideceğiz ki?" "Söylemem. Hadi mesain bittiyse yemeğe gidelim." "Aslında daha yirmi dakikası var ama bugün erken çıkabilirim." "Harika. Anne hamburger yemeye gidelim mi? Sonra da browni yeriz." "Bir seferlik için harika bir menü seçimi gibi görünüyor." "Hadi o zaman arabaya gidelim." Hastaneden çıkıp otoparktaki arabaya doğru yürüdük. Güneş'i koltuğuna oturttuktan sonra arabaya bindim. "Evet şimdi ne yapıyoruz peki?" "Şarkı açıyoruzzz." "Evet geliyor." Küçük civcivim, güzel kızım, dünyam benim. Yıllar önce hamile olduğumu öğrendiğimde tesadüfen karşımıza çıkan bu şarkıyı kızımıza ithaf etmiştik ve şimdiyse onunla birlikte dinliyorduk. Hayat gerçekten de çok acayipti. "Yarınki sürpriz hakkında hâlâ bir şey söylemeyecek misin?" "Maalesef hayır sevgilim. Merak edersen, mutlu olacağın doz artar." "Ha amaç beni meraktan öldürmek değil, mutlu etmek öyle mi?" "Öyle, benim tek amacım seni mutlu etmek. Hem annenler de yarınki sürprize dâhil." "Allah Allah, yarın doğum günüm de değil. Gerçekten çok merak ettim sürprizini. Güneş, annecim sen biliyor musun, babanın bize hazırladığı sürprizi?" "Hayır anne, bilmiyorum. Ama babam çok seveceğimiz bir şey olduğunu söyledi." "İyi bakalım, yarına kadar dayanacağız mecbur." "Ha şöyle sevgilim. Anın tadını çıkar biraz." Uzun bir yoldan ve bitmeyen sohbetlerden sonra sonunda restorana varmıştık. Kerem'le ilk yemek yediğimiz restorana. Yine aynı cam köşesindeki masamız, yine aynı yiyeceklerle hazırdı. Tıpkı on iki sene önce olduğu gibi. Bazı şeyler ne kadar zaman geçse de değişmiyordu. Benim ona olan sonsuz aşkım ve minnetim gibi. Şu anda birimiz otuz, birimiz de otuz beş yaşında iki yetişkindik ve beş yaşında bir kızımız vardı. Ama ben nedense onunla konuştuğum her an sanki hâlâ on sekiz yaşındaymışım gibi heyecanlanıyordum ve yeniden onu ilk tanıdığım o zamanlara dönüyordum. Hatta beni bu hâlde görenler yaşıma bile asla inanmıyorlardı. Çünkü insan ne kadar yaş alırsa alsın, yaşadığı sürece asla yaşlanmazdı. "Yine rezervasyonu önceden ayarladın herhalde hayatım." "E tabii ki de. Hatta bu masa ömür boyu bizim için ayarlandı. Yıllardır bizden başka kimse buraya oturmadı." "Nasıl yani? Ama biz uzun zamandır buraya gelmedik ki." "Olsun, gelmediğimiz anlarda da hep bizim gelmemizi bekledi." "Sana inanamıyorum sevgilim." "Ben de senin bu güzelliğine inanamıyorum." "On iki yıldır şairliğinizden hiçbir şey kaybetmediniz Sayın Savcım." "Sen on iki yıldır güzelliğinden hiçbir şey kaybetmediğinden dolayı." "Yarın hakkında, biraz ipucu versen bari." "Yarından sonra sonsuz bir tatile çıkıyoruz." "Son bir tatil mi? Taşınıyor muyuz? Nereye mi? Ama ben daha hiç hazırlık yapmadım. Hastane ne olacak?" "Sakin ol canım, merak etme ben her şeyi ayarladım. Hastaneyi bile. Oradan ayrılma dilekçeni de mail olarak atarız." "Bir dakika, sen Ayvalık'taki o evi mi satın aldın?" "Gördün mü yakalandık baba. Ben sana çaktırma demiştim. Hiç beni örnek almıyorsun." "Affedersin kızım, annenin bu kadar çok soru soracağını tahmin edemedim." Onlar kendi aralarında konuşurken bense öylece kalmıştım. Kerem balayında gittiğimiz o evi satın almıştı. Orada yaşlanmak benim de hayalimdi ama bir on sene sonra gideriz diye düşünüyordum. Bu kadar erken olması beni şaşırtmıştı. "S…