19. Bölüm Bir Tabak Lazanya ve Çokça Mutluluk
Yazar: sessizmelodi

"Mutluluk buydu işte, lezzetli bir yemek masasında tüm sevdiklerinle beraber olmak." Sessiz Melodi Eylül'ün Anlatımıyla; Hastaneden çıktıktan sonra sonunda eve gelmiştik. Kerem yolda durup market alışverişimizi de yapmıştı ve tabii ki bana tek bir poşet bile taşıtmamıştı. Üstelik sadece kapıdan mutfağa gidene kadar taşıyacaktım. Ama o dokuz ay boyunca hiçbir ağırlık kaldırmayacağıma dair benden teminat almıştı. Bende taşıyacağım tek poşetin bebeğimizin kıyafetleri olacağına dair yeni bir madde eklemiştim. Eve girip kısa bir duş aldıktan sonra aşağı indim ve annemlerin gelmiş olduğunu gördüm. Masada da büyük bir pasta kutusu duruyordu. Annem beni görünce elindekileri bıraktı ve yanıma gelip bana sarıldı. "Eylül, kızım daha iyi misin?" "İyiyim anne merak etme." "Güzel kızım büyüdü de anne oluyor. Ama sen benim için hep küçük kalacaksın Eylül. Çünkü ben senin küçüklüğünü izleyemedim ki." "Aman baba, sakın beni ağlatayım deme. Hormonlar bir başladı mı durmaz." Biz böyle gülüşerek duygusal sohbet ederken Kerem bize seslendi ve "Hadi yemek hazır" dedi. Hep birlikte masaya oturduk ve huzurla yemeye başladık. Lazanya gerçekten de çok güzel olmuştu ve bugün tatilden sonraki geçirdiğim en huzurlu günümdü. Sanki iş yerindeyken geçirdiğim o birkaç sıkıntılı saat eve gelince yok olmuştu. Yerini sadece mutluluğa ve saf huzura bırakmıştı. Mutluluk buydu işte, lezzetli bir yemek masasında tüm sevdiklerinle beraber olmak. Lazanyamı yerken bir yandan onları izledim. Babamın bir şeyler anlatırken ki heyecanını, Kerem'in onu dinlemekten aldığı keyfi ve annemin konuları anlamasa bile hem onlara eşlik etmeye çalışıp, bir yandan da tabağımı yemeklerle doldurmaya çalışmasını izledim. İşte dedim, içimdeki mucizeyle konuşup: "Burada gördüğümüz kişiler bizim ailemiz. Bu güçlü, korkusuz, hayata karşı hep dik duran ve gözlerindeki ışığı hep parlayan kişi senin baban. Ama o gücünü parasından ya da bedeninden değil, kalbinin güzelliğinden alıyor. Onu güçlü yapan şey zorluklar karşısında pes etmemesi, gözlerindeki ışığı asla kaybetmemesi ve beni her geçen gün daha da çok sevmesi. Birkaç ay sonra bu kategoriye sende gireceksin ve o senin bu hayattaki en büyük kahramanın olacak. Ve senin için inşa ettiği dünyasında seni tüm kötülüklere karşı koruyacak. Tıpkı beni de koruduğu gibi. Burada gördüğün kadınsa anneannen, hayat onun için zor geçti. Zorluklarla tek başına yalnız mücadele etti ama beni bir an olsun sevmekten vazgeçmedi. Onun için sadece ben vardım, benim içinse sadece o. Ama bir gün ben büyüdüm ve babandan sonraki bir diğer kahramanımı buldum. O da dedendi. O uzun yıllar boyunca ailesinden ayrı kalmıştı, ne yapsa da bir türlü onlara kavuşamamıştı. Ama onun yalnız olmasına rağmen içten içe güçlü olan bir kızı vardı ve onu ne pahasına olursa olsun bulacaktı. O kız, benim annecim. Senin annen babasını bulmak için mücadele etti ve buldu. O günkü mücadelesi sayesinde bugün yanındaki bir diğer harika babayla tanıştı. Senin babanla. Bana gelince ben bu zamana kadar hep sadece başıma büyümüştüm ve birinin beni seveceğine asla inanmamıştım. Ama sonra bir gün bir mucize oldu, gökyüzünde bir yıldız doğdu ve o yıldız bana gerçek hayatın ne olduğunu öğretti. Gerçek hayat yaşadığın her zorlukta sevdiklerine daha çok tutunmak ve asla vazgeçmemekti. Ve biz şimdi bu hayatta yeni bir şeye daha tutunuyoruz. Üstelik bu sefer bir zorluğa değil bir mucizeye tutunuyoruz. Sen bizim yeni minik mucizemizsin. Ve biz seni her zaman çok seveceğiz. Üzerinden ışığımızı hiç eksik etmeyeceğiz." "İyi misin canım?" "İyiyim canım, dalmışım öyle." "Yoruldun tabii, istersen yemeğini bitirince biraz uzan, pastayı keserken çağırırım seni." "Yok canım, böyle iyi. Hem ben senin yanındayken asla yorulmam, bilmiyor musun?" "Biliyorum." "Bebeğe isim düşündünüz mü kızım?" "Dur yahu Mehtap, ilk günden işim mi konulurmuş." "Aslında düşündük. Kız olursa Güneş koyacağız, erkek olursa Aydın." "Ay inşallah kız olur." "Annem galiba oğlumuzun adını beğenmedi." dedi Kerem kulağıma fısıldayarak. Biz gülüşü…