16. Bölüm En Güzel ve En Kötü Gün
Yazar: sessizmelodi

"İnsan aynı anda hem cenneti hem de cehennemi yaşayabilir miydi? Yoksa cennette olduğumuzu sanırken de aslında cehennemde miyizdir?" Sessiz Melodi 6 Yıl Sonra Mezuniyet Günü Sabahı Saat 09.00; Eylül'ün anlatımıyla; Gözümü annemin bağırışları ve çalan alarmın sesiyle açmaya çalıştığımda göz kapaklarım tekrar uyumam için bana resmen yalvarıyordu ama ne yazık ki bu mümkün değildi. Çünkü altı yıldır ailecek beklediğimiz o büyük gün sonunda gelmişti: Benim mezuniyet günüm... Yataktan sakin bir şekilde çıktım ve kahvaltı için salona geçtim. Normalde cumartesi sabahları ailecek 10.30'a kadar uyurduk ama maalesef bugün böyle bir şansımız yoktu. Hayatımın en özel günündeki bu heyecansızlığımda ne yazık ki uykuya olan düşkünlüğümden kaynaklanıyordu. Altı yıldır uzun uzun uyuduğum tek bir gün bile olmamıştı ve bu ne yazık ki tıp okumanın dezavantajlarından biriydi. Bugün mezuniyet günüm olsa da çalışmaya başladıktan sonraki günlerde de uzun uzun uyuyamayacağımı biliyordum. Annemse çoktan sofrayı hazırlamıştı ve benim yememi bekliyordu: "Kızım bu ne hal böyle, ölü gibi geziyorsun. Bugün senin altı yıldır en çok hayal ettiğin an değil mi? Ne bu isteksizlik." "Sana da günaydın anne. Uykumu alamadım daha tam. Tabii ki bugün için heyecanlıyım ama aklıma çalışmaya başlayınca da uykusuz geçen gecelerim olma ihtimali düştü ve moralim bozuldu." Annemle babam gülerek bana bakıyorlardı: "E kızım bunları bilerek hayal etmedin sen bu mesleği. Hem Kerem senin hiç uykusuz kalmana müsaade eder mi? Merak etme evlenince bugün olduğundan daha uzun uyursun." Annemin benimle dalga geçmesini dinleyerek isteksizce kahvaltımı yapmaya devam ettim. Babam anneme bakıp, "Bu kız hiç büyümeyecek hanım, baksana neredeyse 26 yaşına geldi, hâlâ aynı çocukluk." dedi. Biz böyle ailecek sohbet ederken telefonum çaldı. Kerem'in aradığını görünce hemen açtım: "Günaydın canım, uyandın mı?" "Günaydın, az önce uyandım kahvaltı yapıyoruz şimdi. Keşke sen de gelseydin canım." "Benim dışarda birkaç işim vardı, onları hallediyorum şimdi. Bugün büyük gün biliyorsun. Yıllardır bu anı bekliyorum ben, o yüzden hiçbir şeyi riske atamam." "Ne, ne riskinden bahsediyorsun Kerem?" "Akşam görürsün, seni seviyorum canım." "Ben de seni seviyorum ve özledim. Akşam görüşürüz." Telefonu kapattıktan sonra, "Kerem'in şu anda önemli bir işi varmış ondan gelemiyormuş." dedim. "Olsun." dedi babam. Akşam görürüz nasılsa. Hem bugünün odak noktası sensin güzel kızım, o yüzden şu kahvaltını güzelce ye, bitir." Annemse, "Sonra da bir duş al. Kızlarla kaçta buluşacaktınız?" dedi. Bense gülerek "Bugün ikinizde de bir haller var ama neyse." dedim. Annem gülerek "E normal değil mi kızımız mezun oluyor. Yakında da gelin olduğunu da görürüz inşallah." dedi. Gülerek annemlere baktım ve içimden "inşallah" diye geçirdim. Altı yıl boyunca yoğun geçen dersler ve sınavlar sonrasında alttan alıp tekrar girmek zorunda olduğum dersler derken, en sonunda o büyük güne ulaşmayı başarmıştım. Bugüne ulaşmamdaki en büyük etken de tabii ki Kerem'di. Altı yıl boyunca hiçbir sınav günümde beni yalnız bırakmamış, okulun ilk günü söz verdiği gibi her gün beni getirip götürmüş, çıkışta da o kırmızı & beyaz kafeye gitmeye devam etmiştik. Hatta bir gün ona yoğun sınav haftalarımdan birinde kilo aldığımı söylediğimde bile o bunu ciddiye almamış ve beni yine büyülü sözleriyle rahatlatmayı başarmıştı. Evet ne yazık ki altı yıldır hâlâ kalbim onun büyülü sözlerine alışamamıştı ve alışacağını da sanmıyordum. Hatırladığım anılarla gülümseyip hayatımın en güzel anlarından birisine daha hazırlanmak için sofradan kalktım. Üç Buçuk Saat Sonra; "Bakıyorum da benden önce gelmeyi başarmışsınız." Kuaföre girdiğimde kızların koltuklara oturmuş bir şekilde saçlarını yaptırdıklarını gördüm. "Benim mezuniyetim için sizce de fazla abartılı bir model değil mi?" dedim, Gamze'ye bakıp, "Ben sizinkinde elbise giymeyi bile unutmuştum." "Evet, çünkü o gün final sınavların daha yeni bitmişti, ona rağmen gelmeyi unutmadın." dedi Sevda gülerek. Gamze'yse, "Ama…