KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

6. ÖZÜR DEĞİL, KARŞILIK

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER - Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER kitap kapağı

Issız köşelerde terk ettiğim tüm geçmiş hatıralarım, boynuma sarılan kollarla birlikte ortaya çıkıp zihnimi işgal etmeye başladı. Olduğum yerde öylece dikiliyor, olan biteni algılamaya çalışıyordum ancak ne kadar süre geçerse geçsin bu kucaklamayla ilgili ne yapacağım hakkında küçücük bir fikir bile aklıma gelmiyordu. Beni boğmaya kalksa harekete geçmem bir saniyemi almazdı. Kendimi hemen savunurdum ama bana sarılıyordu. Nefrete karşı kendimi savunmayı biliyordum ancak sevgi, karşısında gardımı düşürdüğüm bir duyguydu. Her zaman öyle olmuştu. Ve ben, bana sıkıca sarılan bu kadının oğluna karşı düşürdüğüm gardımın bedelini çok ağır ödemiştim. Yutkunarak ellerimi Feride Arsan'ın dirseklerine koydum ve kollarını çekmek için hareketlendim. Bana kalmadan kendisi geriye çekildi. Yüzündeki sıcak tebessüm daha da genişlerken, "Nasılsın kızım?" diye sordu. "Ne zamandır göremiyorum seni. Annen baban nasıl?" Bu bir kamera şakası olmalıydı. Karşımdaki kişi gerçekten de Feride Arsan olamazdı. Ona çok benzeyen birini bana bir eşek şakası yapması için tutmuş olma ihtimalleri yüksekti. Çünkü Feride Arsan bana sarılmaz, yüzüme gülümseyerek bakmaz ve bana kızım demezdi. Artık demezdi. "Oğlunuz bitti şimdi de siz mi başladınız?" diye sordum kaşlarımın çatılmasına engel olamayarak. "Bana nasıl bir oyun oynuyorsunuz bilmiyorum ama artık beni rahat bırakın." Feride Hanım'ın da kaşları çatıldı. "Neler diyorsun kızım sen? Ne oyunu?" "Ne oyunu, öyle mi? Burada dalga geçer gibi babamın nasıl olduğunu soruyorsunuz bir de!" Sesimdeki hiddeti kontrol altına alabilmek için gözlerimi sıkıca yumup derin bir nefes aldım. Babam nasıl mıydı? Ölüydü. "Bilmediğimiz bir şey mi oldu?" diye sordu Feride Hanım ihtiyatla. Elini dirseğime yerleştirip hafifçe okşadı. Gözlerimi açıp yüzüne baktım. Bakışlarındaki o merak hiddetimi derinden sarstı. Gardımı indirip indirmemek konusunda kararsızdım. Sadece birkaç saniye... Birkaç saniye bana zarar verir miydi? Verirdi. Vermişti. "Daha ne olacak? Siz söyleyin, Feride Hanım. Daha ne yapabilirsiniz bize?" Dirseğimi onun parmaklarından kurtardığımda gözlerini ellerime çevirdi. "Yüzüğünü çıkarmışsın," dedi bir anda. Kalakaldım. Bakışları yüzüme çıktı. "Oğlum bir eşeklik etti de kırdı kalbini, değil mi? Yoksa sen o yüzüğü çıkarmazdın." Sözleriyle aklımı öyle karman çorman ediyordu ki birkaç saniyeliğine gardımı indirmek zorunda kaldım. Gardım dediğim nefretimdi. Yaralı kalbimin etrafını Cihangir ve ailesine karşı duyduğum nefretle sarmıştım. Bunun kalıcı bir çözüm olmadığını biliyor ancak ortada kalıcı bir çözüm olduğuna dair umudumu da gittikçe yitiriyordum. Yaram kanadıkça daha çok nefret etmiştim. Durana kadar, o acıyı nefretle kapatana kadar devam etmiştim. Şimdi birkaç saniyeliğine de olsa acı için kendime izin vermek dizlerimin bağını çözüyor ama tarafsız olmamı da sağlıyordu. Karşımdaki kadına bir Arsan olduğu için nefretle değil, onu anlamak ister gibi baktım. Ve anladım: Bir sorun vardı. Annemin ve babamın nasıl olduğunu sorarken amacı yaramı deşmek değildi. Bana gerçekten de sevgiyle sarılmış, içtenlikle gülümsemişti. Bunlar oyun değildi. Neden yüzüğümü takmadığımı cidden merak ediyordu. Hâlâ oğluyla nişanlı olduğumu düşünüyordu. "Alışverişe mi çıkmıştınız?" diyerek konuyu dağıtmaya çalıştım. Bir yandan da neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sorumla beraber yüzündeki tebessüm silindi. Etrafına boş bir bakış atarken, "Alışveriş?" diye mırıldandı kendi kendine. Kafası karışmış görünüyordu. Gözlerimi kısaca üstünde gezdirdim. Feride Arsan, şık bir kadındı. Her zaman tarzına hayranlık içerisinde bakardım. Gösteriş meraklısı değildi ancak dışarıya çıkarken giydiği kıyafetle evde giydiği kıyafet arasında bariz bir fark olurdu. Şu an üstündekiler kesinlikle evde giyeceği tarzdan kıyafetlerdi. Çantası yoktu. Ceketi, cebi yoktu. Telefonu ve anahtarı yanında olsa elinde olurdu ama değildi. Kendini dışarıya atmış gibi görünüyordu. Ve kesinlikle burada ne aradığına dair hiçbir fikri yoktu. Neden dışarı çıktığını bilmiyordu. Tıpkı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku