2. İMKÂNSIZ OLMUŞUZ, HAYATTAYKEN ÜSTELİK
Yazar: Ayça

Üzerimdeki yeşil gözlerin delici bakışlarla beni öldürme planının aksine hâlâ hayattaydım. Şimdi ise Cihangir'in dilediğimiz gibi eğlenebileceğimizi söylerken kullandığı ses tonunu yanlış anlayıp anlamadığımı sorguluyordum. Ya ondan her şeyi beklediğim için kendi kendime paranoya yapmıştım ya da içtiğim şeylere zehir katılmışsa dahi henüz etkisini göstermemişti. Bir saattir sorunsuz bir şekilde oturuyorduk. Cihangir'in bakışları bir an olsun yüzümden eksilmese de varlığını yok saymaya çalışıyordum. Bunu başarabilmek adına kendimi bir şeylerle meşgul etmem gerektiğini fark ettiğimde alkole başvurmuştum. Benim için bir şeyleri görmezden gelmek adına başka şeylerle ilgilenmek pek zor değildi. En ufak detaya takıldığım halde devam edemezdim ve ne yazık ki Cihangir de hiç ufak bir detay değildi. Varlığını büyük ölçüde yok sayıyordum ancak kimi zaman ister istemez başımı onun olduğu tarafa çeviriyordum ve gözlerim gözleriyle kesişiyordu. Ona keyif vermemek adına bakışlarımı hemen kaçırmıyordum. En az onun baktığı kadar dik bakışlarla ona bakıyordum ama sırıtışı sinirimi bozuyor, onu görmeye daha fazla katlanamıyordum. Ne yaptığını anlamak için uğraşmayı bırakalı birkaç dakika oluyordu. Artık önüme getirilen her içkiye şüpheyle bakmaya da son vermiştim böylece. Beni gerçekten zehirleyecek değildi. Beni öldürecek olsa bu kadar basit bir yol tercih etmezdi. Benden nefret ediyordu. Ben de ondan nefret ediyordum. Muhtemelen birbirimizi öldürecek kadar ileriye gitsek ikimiz de böyle basit bir yol seçmezdik. Acı çektiğini görmek isterdim. Benim acımdan güç almıştı. Bu durumdan da nefret ediyordum. Yine dalıp gittiğimi Tuğba'nın dürtüklemeleriyle fark ederken sorgular bakışlarımı ona diktim. Mimikleriyle durgunluğumu sorduğunda omuzlarımı silkip gülümsedim. Hikâyemle ilgili bildiği şeyler vardı. Uzun süredir yan yana çalışıyorduk. Ama bahsetmeye gerek duymadığım detaylar da vardı ve burası, kesinlikle bunun yeri değildi. "Kızlar," diyerek öne eğilen Oya ile hepimiz dikkatimizi ona çevirdik. Oya'nın yüzünde yine o arsız sırıtışı vardı. "Farkında mısınız bilmiyorum ama adamın biri gözlerini bizim masadan alamıyor." "Hangi adam ya?" diye sordu İrem. Kendisinin gözleri Erkan'dan başkasını görmediğinden, Cihangir'in masanın üstüne kara bulutlar gibi çökmüş bakışlarının farkında değildi. Oya, gözlerini devirip cevapladı. "Biraz etrafa bakarsan görürsün." İrem, Oya'nın az önce gözlerini çevirdiği noktaya bakıp hemen önüne döndü. "Tanıyorum bu adamı, bu mekânın ortağı gibi biriydi sanırım. Açılışta o da vardı." "O zaman belki de sana bakıyordur," dedi Sanem. Erkan o kadar hızlı bir şekilde kafasını çevirip Cihangir'e baktı ki bu kadar keyifsiz olmasam neredeyse gülecektim. İrem, "Hiç sanmıyorum," diye konuşunca gözlerini ancak ondan çekebildi. Bu kez Oya omzunun üstünden Cihangir'in olduğu tarafa baktığında yüzünden geçen beğeniyi gördüm. "Hoş adam şimdi," dedi samimiyetle. "Acaba hangimize bakıyor?" "Kime bakıyorsa bakıyor," diye söylendim. "Ne o öyle, öküz gibi dikmiş gözlerini. İnsan nezaketen bakmamaya çalışır, gözlerini kaçırır. Bunun hiç utanır gibi bir hali de yok. Pislik." Son cümleyi yalnızca yanımda oturan Tuğba duymuştu. Bana şaşkın bir bakış attığında, "Ayrıca," diyerek ekledim. "Hayatında hiç erkek görmedin mi Oya? Bu dağ ayısının nesi hoş?" "Ay, bu alkol kaçak mı yoksa?" Oya, sahte bir korkuyla elindeki kadehi masaya bıraktı. Elinin üç parmağını kaldırıp gözümün önünde sallarken korkusu gibi sahte endişesiyle sordu. "Hüma, bu kaç? Görebiliyor musun? Kesin kaçak bu alkol, baksana kız kör olmuş. Adama dağ ayısı falan diyor." Gülerek kafamı iki yana salladığımda İrem, Oya'nın bahsettiği tarafa tekrardan bakıp hayretle bana döndü. "Hüma, senin nasıl biriyle evleneceğini aşırı merak ediyorum. Bu adamı da beğenmiyorsan..." Erkan'ın dikkatli bakışları İrem'in yüzüne döndüğünde, İrem bunu hissederek konuşmaya devam etti. "Yani benim tipim değil ama dağ ayısı olmadığı da ortada. Gayet eli yüzü düzgün bir adam." "Ben de İrem'e katılıyorum." İb…