KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

28. DÜNYANI ALTÜST EDEN GERÇEK

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı

CİHANGİR ARSAN Klimadan ağrıyan başımı ovuşturarak önümdeki işlere odaklanmaya çalıştım. Nişana sayılı saatler vardı ve her şeyin olması gerektiği gibi ilerlediğinden emin olmak için sabahın erken saatlerinde kalkıp Paradisaea'ya gelmiştim. Yasımı iş yoğunluğunun arkasına sakladığım seneler boyunca bir kere bile yataktan kalkmak bana zor gelmemişti. Zor olan her zaman uyumaktı. Gözlerimi açtığım anda beynime saldıran düşüncelerden kurtulmak için hep en hızlı şekilde yataktan kalkar ve hazırlanırdım ama bu sabah... Uyanmak zor olmamışsa da yataktan kalkmak tam bir eziyet olmuştu. Kollarımın arasında Hüma'nın yumuşacık bedeni vardı. Tatlı nefesleri tenime çarpıyordu. Sıcacıktı ve çok güzel kokuyordu. Onu bırakmak için tüm irademle savaşmam gerekmişti ve her ne kadar bunun için kendimle pek gurur duymuyor olsam da yataktan çıkarken uyansın diye biraz ses yapmıştım. Böylece o güzel yeşil gözlerini açarak bana bakacak ve uykudan yeni uyandığı için çatlamış sesiyle adımı söyleyecekti. Ama bunun yerine sadece mırıldanmış ve başımı kaldırdığım yastığa sarılarak uyumaya devam etmişti. Sabahki görüntüsü gözlerimin önünde canlandığında gülümsedim. O kadar güzeldi ki tek istediğim ona sonsuza dek bakmaktı. Son nefesime kadar güne başladığım manzaranın onun yüzü olabilmesi için her şeyimden vazgeçerdim. Bir daha asla eskisi gibi olamayacağımızı biliyordum. İkimiz de çok değişmiştik ve ben, onun dönüştüğü kadına da âşık olmuştum. Bir daha eskisi gibi olamayacağımız gerçeği bir yana, zaten olmak istemiyordum. Eski halimizde bir şeyler yanlış olduğundan değildi. Fazla toyduk. Acıyla terbiye edilmediğimizden birbirimizin canını yakmıştık. Onun kalbini kıracak sözler dilimden çok kolay dökülmüştü. Şimdi ise her bir bakışını okumayı öğrenmiştim. Her bir hareketinin arkasındaki sebebi biliyordum. Onu sevgime inandırmak kolay olmayacaktı. Çok fazla kırılmış, sevgiyi neredeyse unutmuştu. Ne kadar sürerse sürsün bekleyecektim. Hayatımın anlamı olduğunu bundan birkaç yıl önce fark ettiğimi sanmıştım ama şimdi anlıyordum ki o zamanlar aklım yeterince başımda değildi. Ucunda onu geri kazanmak olduğu müddetçe ben bir ömür beklerdim. "Cihangir Bey?" Yüzümde asılı kalan tebessümle dalıp gittiğim düşüncelerimden çıkarak güvenliğe döndüm. Bana başıyla kısa bir selam verip konuşmaya devam etti. "Hale Hanım burada, sizinle görüşmek istiyor." Dışarıya sıkıntılı bir nefes bıraktım. Tüm bu kargaşada Hale düşündüğüm son şey bile değildi. Üzülüyordum. Gerçekten değer verdiğim bir dostumdu. Zor anımda yanımda olmuştu ama bunların hatırına görmezden gelemeyeceğim davranışları da vardı. Yaptıklarının hatırına en azından onunla yüz yüze konuşup iletişimi sonlandırmayı Hale'ye borçluydum. "İsterseniz meşgul olduğunuzu söyleyeyim." Yüzümdeki sıkıntılı ifadeyi kendince yorumlayan güvenliğe karşı başımı iki yana salladım. "Hayır, ofisime gelmesini söyleyin." "Tamamdır," dedikten sonra bir baş selamıyla yanımdan ayrıldığında ben de ellerimi pantolonumun ceplerine sokarak ofisime ilerledim. Yaklaşık bir dakika sonra aralık kapıdan Hale içeri girdi. Yüzü bembeyazdı. Sanki hayalet görmüş gibiydi. "Hoş geldin," dediğimde gözlerini gözlerime çevirdi. "Otur hadi. Bir şey içer misin?" Kafasını iki yana salladı. Oturma teklifimi görmezden gelirken bakışları sağ elime kilitlenmişti. Orada baktığı şeyin yüzüğüm olduğunu anlamak için gözlerimle teyit etmeme gerek yoktu. Hüma'nın sözleri Hale konusunda farkındalığımı artırmıştı. "Nişanlanıyormuşsun," dedi Hale mırıltıyla. Gözlerini tekrardan gözlerime dikti. "Yeniden." Hafifçe gülümsedi. " O kadınla ." Ötekileştirir gibi söylemesi hoşuma gitmediğinden onu düzelttim. "Hüma. O kadının adı Hüma." "Şimdi böyle düzeltirsin tabii ama bir zamanlar ondan o kadın diye bahseden sendin. Yanında adını dahi ağzımıza almamamızı tembihleyen sendin, Cihangir." "Evet," dedim. Bir zamanlar yaptığım ve pişman olduğum şeyleri inkâr edecek değildim. "Üç yıl geçti. Durumlar değişti. Ben de değiştim, Hale." Bir elimi cebimden çıkarıp çenemdeki sakalları ov…

Bölümün tamamını WritePad'de oku