KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

22. UYANMANI BEKLEYEN KÂBUS

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı

3 yıl önce Kesik bir nefesi dışarıya bıraktım. Stresten midem düğüm düğümdü. Bindiğim taksinin takılı kaldığı trafik ise bu strese hiç iyi gelmiyordu. Bir an önce Cihangir'e varmak istiyordum. Yanımdan ayrılırken babasıyla konuşmaya gideceğini, her şeyi düzelteceğini söylemişti ancak beni geri aramamıştı. Babasıyla konuşması iyi gitmemiş olmalıydı. Benim de babamla olan konuşmam iyi gitmemişti. Karşısında ağlasam bana kıyabileceğini sanmıyordum ancak konuşmama dahi fırsat vermemişti. Kendisini odasına kapatmadan önce tek söylediği kararının kesin olduğuydu. Cihangir'le evlenmeme hiçbir zaman onay vermeyecekti. Sözleri yeniden aklımda canlanırken dudaklarım titredi. Gıdım gıdım ilerlediğimiz trafikte Cihangir'in evinin olduğu site görüş açıma girdiğinde, "Burada ineceğim," dedim. Titreyen ellerimle taksiciye parasını ödedim ve bir hışımla arabadan indim. Ellerim gibi bacaklarım da titriyordu ancak bu Cihangir'in evine doğru koşmama engel değildi. Saniyeler sonra kapısının önündeydim. Bir elimi zile bastırıp diğeriyle kapıya yumruklar indirmeye başladım. Tavrım aceleciydi çünkü şu anda Cihangir'i görmek benim için hayati önem taşıyordu. Beni çok bekletmedi. İçeriden gelen, en az benim kadar aceleci o adımları duydum. Kapı açıldığında Cihangir karşımdaydı ve... Perişan görünüyordu. Gözlerinin içi kızarmış, saçları dağılmıştı. Bana bakarken koyu yeşillerini kırpıştırdı. "Hüma'm?" diye sordu kısıkça. "Burada ne işin var? Saat çok geç, sen tek başına mı-" "Cihangir," dedim tek nefeste. Ağlama isteğim yeniden canlandı. Birbirimizin yüzüne bir an için baktık. Ben kendimi öne doğru atarken Cihangir'in kolları da eş zamanlı olarak beni sarmak için uzandı. Bedenlerimiz sert bir kavuşmayla birbirine çarptığında başımı nişanlımın boynuna yasladım. Cihangir de burnunu saçlarımın arasına gömdü. Beni öyle sıkı sarıyordu ki nefesim kesiliyordu ancak umurumda değildi. Ondan biraz bile uzaklaşmak istemiyordum. Sanki bir kez bırakırsam sonsuza dek ellerimden kayıp gidecekti. "Cihangir... çok korkuyorum," dedim titreyen sesimle. Saçlarımın arasına derin bir öpücük bıraktı. "Biliyorum güzelim, biliyorum ama korkacak bir şey yok." Yüzümü geriye çekip avuçlarının arasına aldı. "Her şey yoluna girecek, inan bana." "Nasıl?" diye sordum. Dudaklarım titremeye devam ediyordu. "Ne yapacağız biz? Nasıl döndüreceğiz onları kararlarından? Bana yüzüğü çıkar dediler." O cümleler aklımda yankılanırken görüşüm buğulandı. "Ya geri dönüşü olmazsa?" Cihangir yüzümdeki elleriyle başımı yukarıya doğru kaldırdı. Kendisi de yüzünü eğerek gözlerimin içine bakarken, "Olacak," dedi kararlılıkla. "Olmak zorunda." "Sen babanla konuştun mu? Ne tepki verdi?" Cihangir'in gözlerinden umutsuz bir bakış geçti. Saniyelikti ancak o bakışı yakalamıştım. Gözlerini kaçırıp, "Zamanla ikisi de inadı bırakacaktır," dedi mırıldanarak. "Şu an her şey çok taze. Bizi zorla ayıracak halleri yok." "Ben ayrılmak istemiyorum." Hıçkırıklarım boğazımdan yukarı yükseliyordu. Kollarımı tekrardan, sıkı sıkıya Cihangir'in boynuna doladım. Kokusu etrafımı sararken hıçkırıklarım da güçlendi. "Lütfen beni bırakma." "Şşş," diye mırıldanan Cihangir'in eli saçlarımdaydı. Onları usul usul okşadı. "Seni bıraktığım falan yok. Ölürüm daha iyi, Hüma'm." Parmakları ensemi de okşayarak sırtıma indi. "Beni duydun mu? Ölürüm daha iyi." Ben ağlamaya devam ederken beni kucağına aldığını hissettim. Birkaç adım atıp koltuğuna oturdu ve bedenimi kucağına yerleştirdi. Kollarını sıkıca etrafıma sardığında güvenli kozamdaydım. Başımı göğsüne yaslayarak iç çekişlerime devam ettim. Cihangir sesini çıkarmadı, içimdekileri dökmemi sabırla bekledi. En sonunda ağlamayı bitirdiğimde ise ne ara doldurduğunu fark etmediğim su bardağını dudaklarıma yasladı. Birkaç yudum aldım. "Çok mu üstüne geldiler evde?" diye sordu sakince. Yine de çene hattının ne kadar gergin olduğunu görüyordum. Cihangir annemin ve abimin bana karşı tavırlarından hiç hazzetmezdi. Bir zamanlar abimle arkadaş olsa da şimdi zorunda olmadıkça onunla konuşmuyordu. A…

Bölümün tamamını WritePad'de oku