KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

21. DÜŞMANINA GÜVENMEK

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER – Ayça kitap kapağı

"... Lisesi öğrencisi Miraç Başpınar'ın cansız bedeni, kayalıkların dibinde bulundu. Bunun bir cinayet mi yoksa intihar mı olduğu henüz-" Önümdeki televizyon bir anda kapandığında boş bakışlarla ekranı izlemeye devam ettim. Yanıma bir beden oturdu, dönüp bakmadım. Haberi hâlâ kafamın içinde duyabiliyordum. Miraç Başpınar'ın cansız bedeni. Benim Miraç'ımdan bahsediyorlardı. Küçük kardeşimden cansız olarak bahsediyorlardı. Artık nefes almıyordu. Gözlerim yeni yaşlarla yanarken bakışlarımı dizlerimin üstünde birleştirdiğim ellerime çevirdim. Nasıl nefes almıyordu? Daha dün onu bu ellerle tutmamış mıydım ben? Şimdi boş duran kucağıma küçük bedenini oturtmuş, onu sallayarak uyutmamış mıydım? Ona bu ellerle mama yedirmemiş miydim? Altını değiştirmemiş miydim? Nasıl büyüdüğüne hiç inanamamıştım. Gözümde hep küçük bir çocuktu. Boyu benim boyumu da geçse o hep başını göğsüme yaslayıp uyuyan küçük kardeşim olarak kalacaktı benim gözümde. Boyu benim boyumu geçmişse de daha küçüktü o. Nasıl artık büyümeyecek olabilirdi? Aklım almıyordu. Son birkaç saati aklım almıyordu. Gözlerimi sıkıca kapattım. Bir kâbusun etkisinde olmalıydım. Gözlerimi açacaktım ve Miraç hayatta olacaktı. Bu kadar endişelendiğim için üzülecekti. Türlü türlü şebeklikler yaparak neşemi yerine getirmeye çalışacaktı. Miraç açık yürekli bir çocuktu, tüm duygularını belli ederek yaşardı ancak sevdiği biri üzüldüğünde ne yapacağını bilemezdi. Babam öldüğünde Miraç çok küçüktü. Ben aynı anda hem babamı hem de sevdiğim adamı kaybetmiştim. Sırf yüzümde bir gülümseme yer etsin diye o zamanlar yaptığı şebeklikler bir bir aklımda dolanıyordu. Şimdi yine şu kapıdan çıkacak, oturduğu yere sinmiş ablasını görecek ve bu denli kendimi kaybettiğim için benimle alay edecekti. Evet, gözlerimi açtığımda tam da böyle olacaktı. Gözlerimi usulca araladım. Hâlâ aynı yerdeydim. Bir hastanenin girişindeki koltuklara çöküvermiştim. Önümde kapalı olan bir televizyon vardı. O televizyon az önce açıktı ve ben, az önce kardeşimin ölüm haberini izlemiştim. Miraç ölmüştü. Dudaklarımdan kısık ama acı dolu bir feryat koparken ellerimi yüzüme kapatacak dermanım dahi yoktu. Aslında ağlayacak halim de yoktu ancak yaşlar zahmetsizce dökülüyordu gözlerimden. Yaptığım tek şey gözlerimi kırpmaktı. Geçen her bir saniye acım artıyordu. Artık dayanamayacağım raddeye gelmişsem de artıyordu. "Hüma," dedi hemen yanımdan gelen bir ses. Başımı çevirip bakmadım yine. Cihangir'di, biliyordum. "Cinayet," dedim sadece. Sesimi kendim bile zorlukla duyuyordum. "İntihar değil." Başımı zorlukla Cihangir'e çevirdiğimde koyu yeşillerinin dikkatle beni izlediğini gördüm. "Miraç intihar etmez. Etmez, biliyorum. Yapmaz. Benim ona hiç kıyamadığımı bilir, o da bana kıyamaz. Kendine kıyamaz. Yapmaz..." "Biliyorum," diyerek araya girdi Cihangir. Bir elini dizlerimin üzerinde duran ellerimin üzerine yerleştirdi. Büyük avucu ellerimi kaplarken yaydığı sıcaklığı hissettim. "İntihar olduğunu düşünmedim." "Yapmaz çünkü o," dediğimde gözlerimden yaşlar da dökülmeye devam ediyordu. "Yapmaz." Cihangir'e dönük başımı yeniden önüme çevirdim. "Benim kardeşimi öldürdüler." Ses tonumdaki soğukluk bıçak gibi tenime saplanıyordu. Bu cümleyi kurmak kalbime bıçak gibi saplanıyordu. Cihangir elimi iki elinin arasına alıp sıkıca tuttu. Elinin sıcaklığına karşın içimi bir soğukluğun kapladığını hissediyordum. Kalbim donuyordu. Üşüyor, hissizleşiyor ve yavaşça ölüyordum. "Hüma Hanım?" Yabancı bir kadının sesini duyduğumda bir robot gibi başımı sesin geldiği yöne çevirdim. "Teşhis için sizi morga alacağız," dedi. Gözlerimi sımsıkı yummanın bir işe yaramayacağını biliyordum artık. Tattığım en acı tecrübeydi. Bir kâbustan uyanmayacağımı bilmek, şu an yaşadığım her şeyin gerçek olduğunun bilincinde olmak ise yaşadığım en acı farkındalıktı. "Tamam," dedim mırıltıyla. Kendimi ayağa nasıl kaldırdığımı bilmiyordum ancak ayaklanıp kadını takip etmeyi başardım. "Hüma," dedi Cihangir tekrardan. Nazik bir tutuşla dirseğimi kavradı. "Ben gireyim içeriye teşhis için. O…

Bölümün tamamını WritePad'de oku