KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

20. KALBE İNDİRİLEN EN AĞIR DARBE

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER - Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER kitap kapağı

Keskin bir sessizlik arabanın içini dolduruyordu. Ev ziyaretinden ayrılalı yaklaşık on dakika oluyordu ve on dakikadır Cihangir'den çıt dahi çıkmamıştı. Çenesini nasıl sıktığı gözümden kaçmıyordu. Öfkeliydi, gergindi ve etrafına yaydığı o kötü enerji beni de etkiliyordu. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum bir kez daha. "Eve," dedi. Sesi buz gibi çıkıyordu. Onun soğuk ve sert tavırlarına alışkın olduğumu zanneden biri olarak benim dahi ürpermeme neden oluyordu. "Neler olduğunu bana söyleyecek misin?" Kısa bir beyin fırtınası sonucu, "Mutfakta olanlar-" diyerek söze başlayacak gibi oldum ancak Cihangir'in bana çevirdiği gözleriyle laflarım ağzıma tıkıldı. "Şimdi değil." Bakışlarını tekrardan yola çevirdiğinde ısrar etmedim. Kendi kendime omuzlarımı silkip kollarımı göğsümde bağladım. Konuşmak için nereye gittiğimizin hiç önemi yoktu ama ne kadar öfkeli olduğunu göz önünde bulundurursam sakin bir konuşma yaşanmayacaktı. Bana patlayacağını hissediyordum. Sorun değildi. Benim de ona patlayacak tonla nedenim vardı. Yaklaşık yirmi dakika sonra Cihangir'in evine geldiğimizde derin bir nefes aldım. Cihangir arabayı park ederken hiç sesimi çıkarmadan emniyet kemerime uzandım. Tüm gücümü birazdan yaşanacak olan tartışmaya saklıyordum. Kendimi en kötüsüne hazırlayarak arabadan indiğimde Cihangir de peşimden inip arabayı kilitledi. Beraber evine doğru ilerledik. Kapıyı açıp ittirdiğinde koyu yeşillerini yüzüme çevirdi. İçeriye girmem için bakışlarıyla baskı yapıyordu. İçeriye bir adım attığımda peşimden girdi ve kapıyı sertçe kapattı. Çıkan gürültü karşısında ürkmedim. En soğukkanlı ifademi takınarak bedenimi Cihangir'e çevirdim. Kollarımı göğsümde kavuşturduğumda yol boyunca baskıladığı öfkesinin yavaş yavaş dışarı çıkmaya başladığını gördüm. Boynundan yukarı bir kırmızılık yükseliyordu. Ama buna rağmen ağzından tek bir kelime dahi çıkmamıştı. Sakinliğimi yavaşça kaybederken, "Sen aklını mı kaçırdın?" diye sordum. Kollarımı çözerek ona bir adım yaklaştım. "O gösteri de neyin nesiydi? Ne yapmaya çalışıyorsun, Cihangir?" Sessizce bana bakmaya devam ediyordu. "Cevap versene!" dedim sesimi yükselterek. "Biz böyle mi konuştuk? Uğurtan'a ikili oynayacağız demedik mi? Onu dost olarak yanında tutmaya devam etmen gerekiyordu, maskesini düşürmen değil!" "Ulan adam senin dibindeydi!" dedi Cihangir elini bana doğru sallayarak. "Geri çekmesem belki de öpecekti seni!" Dudaklarım aralık kalmış bir şekilde ona baktım çünkü gerçekten duyduğum şeyi söylemiş olamazdı. "Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Sence ben buna izin verir miydim?" "Vermeyeceğini biliyorum ama sana yakındı." "Evet çünkü yaklaşması gerekiyordu." Araba yolculuğu sırasında çantamın ön gözündeki peçeteye sarılı saç telini çıkardım. "Bunu başka türlü alamazdım." Cihangir'in koyu yeşilleri elimdeki kısa saç teline takıldı. "Arabada bulunan saç teliyle eşleşir mi bilmiyorum ama şansımı denemek istedim. Bu yüzden Uğurtan'ın o kadar yakınıma girmesine izin verdim. Yoksa emin ol, çayıma ilaç atıp beni bayıltmış bir adamın yüzünü görmeyi ben de istemiyorum." Saç telini tekrardan peçetenin içine, çantama koydum. "Ama bunu yapmak zorundayım." Çantamı vestiyere bırakırken sırtım Cihangir'e dönüktü. Derin bir nefes aldım. "Babam için, baban için... onların katilini bulmak için hiçbir şey olmamış gibi davranmak zorundayım. Her ne gerekiyorsa yapmaya razıyım. Razıydım ." Öfke hızla hücrelerime dolarken arkamı dönüp direkt olarak Cihangir'in yüzüne baktım. "Sen her şeyi mahvedene kadar! Ne yaptın ya sen? Ne yaptın!" Birden bağırmaya başlamış olmamın Cihangir üstünde hiçbir etkisi yoktu. İrkilmemişti bile. Belki de bu anı yaşayacağımızın en başından beri farkındaydı. "Şimdi nasıl devam edeceğiz yolumuza? Ne yapacağız, onu da düşündün mü bari?" Cihangir gözlerini kaçırdı. "Düşünmedin," dedim onun yerine cevap vererek. Elimi saçlarımdan geçirirken dışarıya sıkıntılı bir nefes bıraktım. "Sonrasında ne yapacağımızı düşünmeden hareket ettin ve sayende bir çıkmazdayız. Çok teşekkürler!" Dudağımın kenarını kemirer…

Bölümün tamamını WritePad'de oku