KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

1. PARADİSAEA

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER - Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER kitap kapağı

Hayatın bir yola benzetildiği, ölümün ise bu yolun sonu olduğu birçok benzetmeye rastlamıştım. Okuduğum kitaplarda ya da kimi zaman etrafımdaki insanların uzaklara dalıp yaptığı kasıntı, felsefik yorumlarda... Hayat, kimileri için bir yol gibiydi. Benim için de öyleydi. Hiçbir düzlüğü olmayan, engebeli bir yoldu hayat. Hayatımın yirmi üç sene süren ilk kısmında düz bir yolda yürüdüğüm yanılgısına kapılmıştım. Her şey kolay olmamıştı benim için. Yine de zorluklar, zor gelmemişti. Başaramadığım şeyler vardı, aşamadığım engeller... Ama sırtımda daima destekleyici bir el olurdu. Yolumu kolaylaştırmış, o yolu yürüyen bacaklarıma güç vermişti adeta. Bir şeyler beni yorsa da yolumdan döndürmezdi. Üç yıl geçmişti şimdi yirmi üç yaşımın üstünden. Kat ettiğim yolu ölçmemiştim. Hiç ardıma bakmamak için uğraşmıştım. Çünkü ardıma bakarsam geride bıraktığım yolu özlerdim. Geri dönmek isterdim. Yığılmak, oracıkta kalmak isterdim. İlerlemezdim. İlerlemek zorundaydım. Bu yüzden belli başlı günlerin zihnime soktuğu düşünceler yüzünden olmadıkça hiç ardıma bakmamıştım. Oysaki çok şeyler bırakmıştım arkamda. En başında kendimi bırakmıştım. Büyük bir parçamı. Hayatımın ilk kısmını... Derin bir nefes alarak ciğerlerime temiz havayı doldururken odaklanmaya çalıştım. Dışarıda insanın içini açan bir hava vardı. Güneş tepede parlıyor, gökyüzüne özenle yerleştirilmiş gibi duran birkaç bulut da çocukken çizdiğim resimlerden çıkmışa benziyordu. Dün akşamdan hazırladığım yulaf lapamı yerken ilk kez telefonuma bakasım gelmemişti. İş arkadaşlarımın, "Hava çok güzel, dışarıda yiyelim," diyen ısrarlarına rağmen bu güzel bahar gününde biraz yalnızlığa ihtiyacım vardı. Düşünmeye, bir şeyleri içimde halletmeye ihtiyacım vardı. Çünkü içimde halledemediğim zaman oynadığım mutlu rolü hiç de inandırıcı olmuyordu. Yulaf lapamdan bir kaşık daha aldım. Son birkaç yıldır yaşadıklarımı aklımda tekrar tekrar oynatmak, bu güne özel bir şekilde, artık bir alışkanlık haline gelmişti. Yılın bu zamanları, ardıma bakmadan yapamıyordum. Tüm tarihler aklımdaydı ve takvimde o günlere geldiğimizde ister istemez anılar da zihnime doluyordu. Başta her şeyi bastırması daha kolaydı. İlginç bir şekilde, acım tazeyken zihnim üstünde daha çok kontrolüm vardı. Ama şimdi, her şeyin üstünden üç yıl geçmişken ve bir şeyleri sindirmişken... Kötü zamanlardan çok, iyi zamanlar geliyordu aklıma. Acılarımdan, gözyaşlarımdan çok kahkahalarım geliyordu. En mutlu anılarım... Hepsinin ortak bir noktası vardı. O ortak noktadan nefret ediyordum. Dile getirmeyi dahi istemediğim, buna tenezzül etmediğim bir şeydi. Evet, benim için bir şeydi artık. Yine de zihnimin kontrolünü kaybettiğimden beri düşünmeden edemiyordum. Bunun için de en iyi fırsatı öğle yemeklerinde buluyordum. İş arkadaşlarım asosyal olduğumu düşünmesin diye onlarla yemek yediğim de oluyordu ancak hepsi benim bireyselliğime alışmış durumdaydı, hiçbiri durumumu yadırgamıyordu. Tekrardan beş sene önce, tam da böyle havalarda yaşadığım ve her şeyin başlangıcı sayılabilecek o karşılaşmayı düşünürken iştahımın ani bir şekilde kapandığını hissettim. Yulaf lapamı bir kenara bırakıp zorlukla lokmamı yuttum ve dışarıya derin bir soluk bıraktım. O adamı düşünmeyecektim. Bu öğle vakitlerinin konusu değil, gecelerin konusuydu. Telefonumu elime alıp ekranı açtım ve sosyal medya hesaplarımda gezinmeye başladım. Öğle yemeği için dışarıya çıkan arkadaşlarım çoktan grup fotoğrafı çekilmiş ve beni etiketleyerek bir eksiğimiz var yazmışlardı. Gülümseyerek hikâyelerini beğenirken ofisimin kapısının açılmasıyla başımı telefonumdan kaldırıp gelen kişiye baktım. "Hüma? Müsait miydin?" "Müsaitim, İbrahim. Gelsene." İbrahim kapıyı arkasından kapatarak yaklaştı ve masamın önündeki koltuklardan birine oturdu. "Niye gelmedin öğle yemeğine?" Acaba hangi yalanı söylesem? Keyfim yok, desem nedenini soracaktı. Ailevi nedenler diyerek geçiştirebilirdim. Gerisini irdelemezdi. Bulduğum yalan aklıma yatarken, "Çok havamda değilim bugün," diye mırıldandım ufak bir gülümsemeyl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku