KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER

12. BOZULAN YEMİNLER

Yazar:

KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER - Ayça kitap kapağı
KABUK BAĞLAMAMIŞ KALPLER kitap kapağı

Elimde olmadan ailecek yapacağımız akşam yemeğine Feride Hanım için eski eve uğradığımdan geç kalmıştım. Aslında belirlenmiş bir zaman dilimi yoktu ancak telefonuma annem tarafından bırakılan mesajların, beni Miraç ve Rümeysa'ya aratmasının ardından geç kaldığımı anlamak zor değildi. Aslında ikimiz de kardeşlerimi görmek için yemeğe gelmeyi kabul ettiğimi biliyorduk. Annemin ne amaçla beni işten almak için Akif'i yolladığı ise muammaydı. O güne kadar da ikisiyle ilişkim çok iyi durumda değildi. Anneme saygı duyardım, nihayetinde beni dünyaya getiren kadındı ancak onunla iletişim kurmak beni hep gererdi. Yanında rahat davranamazdım. Bazen hiçbir şey söylemese dahi bakışlarıyla beni yargılardı. Sadece o gün, hastanede gözlerimi açtığımda bana yakın davrandığını hissetmiştim. Sebebi oğlunu şikâyet etmemden korkmasıydı. O zamanlar ben de korkuyordum. Şikâyetçi olsam dahi bir yere gideceğinden emin değildim. Gitse bile Akif aramızda çalışan tek kişiydi ve hepimiz onun eline bakıyorduk. Annem kardeşlerimin geleceği için bana ağlayarak yalvarmış, Akif ise bir daha bana elini dahi sürmeyeceğine yemin etmişti. Bugünkü aklım olsa asla geri adım atmazdım ancak o an hissettiğim çaresizlik beni her şeyin üstünü kapatmaya mecbur bırakmıştı. Babam yoktu, sevdiğim adam yoktu ve kendim için kendi başıma savaşamayacak kadar güçsüzdüm. Miraç çok küçük ve korkmuştu. Babama verdiğim bir söz vardı. O eve geri dönüp yaşananlar hiç yaşanmamış gibi davranmak elimdeki tek çare gibi görünmüştü. İlk fırsatta kendi evime çıkmıştım. Mecburen aynı çatı altında kaldığımız günlerde ise Akif'le göz göze dahi gelmemiştim. Akif ise söylediği gibi bir daha bana elini sürmemişti. Arabamı evin önüne park edip kontağı kapattım ve kemerimi çözmeden önce birkaç saniye bekledim. Yaşadığım o günü yok saymak üç senedir yaptığım şeydi. Bugün de bunu yapacaktım. Dışarıya derin bir nefes bırakıp aldığım tatlı poşetini kavradım ve arabadan indim. Kapıları kilitlerken apartmanın demir kapısına doğru yürüyordum. Kapının şifresini girerek içeri girdim. Ev zaten giriş kattaydı. Koridor boyunca ilerleyerek sağ tarafımdaki dairenin önünde durdum. İçten içe Miraç ya da Rümeysa'nın kapıyı açmasını dilerken zile bastım ve bekledim. İçeriden duyduğum adım sesleri pek de Miraç'ınkilere benzemiyordu. Bu annemin ayak sesleriydi. Çökmek isteyen omuzlarımı dik durmaları için zorladım. Kapı açıldığında annem tahmin edebileceğim bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu. "Hepinize bir anahtar çıkarttım," dedi kapıyı sonuna kadar açarak. "Burası sizin de eviniz olduğu için. Ve en çok da yemek sofrasından kalkmak zorunda olmamak için." Beklediğim dokundurma gelmişti. Elimdeki tatlıyı anneme uzatıp ayakkabılarımı çıkardım. "Buraya gelirken bir işim çıktı, onu halletmek zorunda kaldım. Bu akşam yemek yiyeceğimizi bilmediğimden evin anahtarı da yanımda değil. Ayda yılda bir geldiğim evin anahtarını sürekli yanımda gezdirmiyorum." Annem tatlı poşetini alıp içine baktı. "Ne işin vardı?" Bakışlarımı ayakkabılarımdan çekmeden söyleyebileceğim bir yalan düşündüm. Anneme eski evimize gittiğimi çünkü Feride Hanım'ın orada olduğunu anlatamazdım. Kadının rahatsızlığından bahsetsem dahi bu onun anlayabileceği bir şey değildi. Seni ilgilendirmez, derdi. Belki de haklıydı. Arkamda bıraktığım insanların şu an ne durumda olduğu beni ilgilendirmezdi. Elbette Feride Hanım'ın durumuna üzülebilirdim, bu normaldi ancak onun için bir şeyler yapmam gerekmezdi. Yine de... Feride Hanım benim için özel bir insandı. Onunla farklı bir bağ kurmuştum. Cihangir'den ayrı bir bağdı bu yüzden Cihangir'le bağımız çoktan kopmuş, köprülerimiz yanmış olmasına rağmen Feride Hanım'la olan bağımı koparamıyordum. Yıpranmıştı, incelmişti ama koparmak... Mümkün değildi. Anneme bunu anlatamazdım. Feride Hanım'ın kimi zaman beni ondan daha iyi anladığını, gözlerime bakarak kızım dediği anlarda kalbimin sıcacık olduğu anlamazdı. Bir bahane uydurmak üzere dudaklarımı araladığım sırada Miraç'ın, "Divamız da gelmiş," diyen neşeli sesini duydum. "Niha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku