KA'LEM -kalpsizlerin duyuları-

Saraydaki Soytarı -5

Yazar:

KA'LEM -kalpsizlerin duyuları- – Tyrone kitap kapağı
KA'LEM -kalpsizlerin duyuları- – Tyrone kitap kapağı

5 Saraydaki Soytarı Garip bir çağda yaşıyoruz doğrusu. Garip diyorum ama olabilecek en huzurlu çağ da, yaşadığım bu zaman diliminden oluşuyor. Dünya kıyameti bırakalı bir asır geçti. Elbette ki tekrar yaşama dönmesi kısa sürdü. ŞAH kazandı! Bana soracak olursanız gerçekten elimde olsaydı bu savaşı izlemek isterdim. Savaşı kazanan Şah, sonra dünyayı dört kıtaya bölüp ardından biz mutantları yarattı. Mutantar; mutantlar ile çoğaldı. Yeni doğan olası safkanlar, anne babalarını yedi. Onlardan daha güçlü oldular. Bu arada dörde bölünen dünya tam olarak şöyle işledi; en alt tabakada çağdışı yaratıklar yani güçsüz insanlar, en büyük kıtada gelişmemek şartı ile yaşamlarının af ında bulunarak hayatlarını devam etmelerine izin verildi. Tabiki kontrol ediyoruz. Kontrol ediyorduk yani… Güneşin doğuşunu izlerken saatler önce konumumu bildirdiğim Saray sonunda bana bir helikopter yollamıştı. Sarayın helikopteri olduğu ambleminden anlaşılıyordu. Helikopterin inerken oluşturduğu rüzgar kısa saçlarımın yüzüme tokat gibi çarpasına sebep olurken gözlerimi kısarak helikopterden inenlerin gözlerine bakmaya çalıştım. Yanıma ulaştıklarında inen iki kişinin de Piyon olduğunu zırhlarında ki rozetlerden anlamam uzun sürmedi. “Bize hangi bölükte olduğunu söyle.” Yüksek rakım yüzünden bağırdığı için yüzümü buruşturdum. Hemen yanında ki diğer adam ona neredeyse gözlerini devirerek baktı ve yanıma ulaştı. “Yaralı mısın?” Ona olumsuz anlamda kafamı salladım. Bilmiyordum. Şu an hiçbir şey hissetmiyordum. Yine de kolumdan tutup destek verdi. Helikoptere çıkmama yardımcı olurken diğer adam arkamızdan gelip ön kabine bindi. Oturduktan sonra kemer ve beni yükseklikten koruyacağını düşündüğüm her şeyi taktım. Yanımda bir başka bir Piyon, Hayır. Siktir! Bu lanet adam da kimdi? Yüksek Ka’ğını nasıl geç fark etmiştim? Uzun uzun bakıp rahatsızlık vermek istemesem de incelemeden duramadım. Adam ne iri yarıydı ne de cılız. Benim yaşlarımda gözüküyordu ama hissettiğim enerjisel Ka beni yanıltıyordu. Siyah ve bedenini saklayan bir tunik deri bir pantolon ayrıca onu oldukça gizemli gösteren neredeyse ayaklarına kadar uzun siyah bir palto giyiyordu. Dışarıdan ‘Bana bakma! BEN TEHDİTİM.’ der gibi gözüküyordu. Gerçi onun kim veya neyin nesi olduğunu hala anlayamamıştım. Yüzü simetrikti. Çenesine kadar uzanan düz siyah saçları vardı lakin yüzünün sol tarafında bir tutam beyaz saç eşlik ediyordu. Aynı zamanda sol gözü, kaşının hemenüstünden yanağına doğru keskin bir çizgi halinde ki yarığa ev sahipliği yaptığı için gözünün de yaralanması ile körleştiğini düşündüğümden beyazdı. Ya da bilmiyorum beyaz da doğmuş olabilirdi. Ancak bu fikrimi hemen çürüttüm. Çünkü diğer gözü kan kırmızısıydı. Gözleri gözlerime değdiğinde yakalanmanın utancıyla hemen başka bir yöne baktım. “Çok baktın. Beğendin sanırım.” Utanmıştım. Eğer yüzüm kurumuş kanla kaplı olmasaydı altında ki kıpkırmızı suratımı görebilirdi. Bunun için şükredecektim neredeyse. “Üzgünüm rahatsızlık vermek istemedim.” Kollarımı aynen onun yaptığı gibi gövdemde birleştirdim. Ayağında ki çizmeleri görünce bir an dalsam da devam ettim. “Rütbenizi anlamaya çalışıyordum.” Lanet olasıca adamın hiçbir rozeti yokken botlarındaki saray amblemi dikkatimi çekmişti. Bu yüzden saygılı konuşmaya çalıştım. Sarayda çalışan biriydi herhalde. Öbür türlü ise benim gibi yaşı dolmamış bir piyade olduğunu düşünecektim. Uzun süren yolculukta soğuk hava zırhımın içinden bedenime dokunduğu için üşümüştüm. Vücudumun hala değişkenlere tepki verdiği için bunu olumlu karşılayarak haneme bir artı puan karaladım. Ama birden kapılar kapandığında etraf karanlığa büründü. Tetikte olup Ka’ğıma ulaştım. Lakin korktuğum türde bir olay başıma gelmeden ışıklandırmalar açılmıştı. Etrafı inceledim. Ön kabinde ki adamlar hiçbir şeyi umursamadan işlerine devam ediyordu. Hemen yanıma baktım ve beni izleyen gözlerle karşılaştım. Esrarengiz adam bir elini çenesine dayamış ve tepkilerimi izlerken resmen sırıtıyor, eğleniyordu. Ona ters dönüp siyah camın ardından etrafı iz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku