9
Yazar: alexiaishere

“Daha fazlasını mı?” diye sordum. Glenn birkaç saniye sustu. “Evet.” Kaşlarımı çattım. “Peki Glenn... Ben daha önce hiç gebe kaldım mı?” Yüzündeki ifade bir anda değişti. “Evet,” dedi. Bir süre hiçbir şey söyleyemedim. “Ne?” “Evet, Clotilde.” Ona bakmaya devam ettim. “Ve ben bunu neden hatırlamıyorum?” Glenn gözlerini benden kaçırdı. “Çünkü hatırlamak istemediğin bazı şeyler vardı.” “Ne demek bu?” Uzun süre cevap vermedi. “Geçmişimiz her zaman güzel değildi, Clotilde.” İçimde garip bir sıkıntı oluştu. “Çocuğum oldu mu?” Glenn başını yavaşça salladı. “Hayır.” Nefesimi tuttuğumu o an fark ettim. “Peki ne oldu?” “Bunu burada anlatmak istemiyorum.” “Glenn.” “Clotilde, hafızanı yeni kaybettin. Sana geçmişinle ilgili her şeyi bir gecede anlatırsam daha kötü olabilirsin.” Sinirle ona baktım. “Bu benim geçmişim.” “Biliyorum.” “Öyleyse bilmeye hakkım var.” Glenn sustu. Sonunda yanıma oturdu. “Vardı,” dedi sessizce. “Hayatımızda böyle bir dönem vardı. Sen o zaman bile her şeyi kontrol etmeye çalışıyordun.” “Sonra?” “Sonra bazı şeyler planladığımız gibi gitmedi.” Başımı eğdim. “Ben üzülmüş müydüm?” Glenn'in yüzündeki ifade değişti. “Evet.” “Sen?” “Ben de.” İlk defa Glenn'in geçmişimizi anlatırken gerçekten acı çektiğini fark ettim. Ve o anda aklımdan tek bir düşünce geçti: Ben geçmişte bu adamı ne kadar üzmüştüm Evin salonundaki loş ışık Glenn’in yüzündeki çizgileri daha da belirginleştiriyordu. Bir süre sessizce sadece birbirimize baktık. Göğsümün ortasında daha önce hissetmediğim, ağır ve ezici bir baskı vardı. “Bana daha fazlasını anlat, Glenn,” dedim. Sesim bu kez emreden bir tonda değil, neredeyse yalvarır gibi çıkmıştı. “Beni böyle yarım bırakamazsın.” Glenn oturduğu yerde derin bir nefes verdi. Ellerini dizlerinin üzerinde birleştirip parmaklarını sıktı. O an ne kadar zorlandığını görebiliyordum. “O zamanlar Asterria’da değildik,” dedi gözlerini halıdaki karanlık bir noktaya sabitleyerek. “İşlerin henüz bu kadar çığırından çıkmadığı, Varelia’dan kaçmaya çalıştığımız ilk dönemlerdi. Sen o bebeği öğrendiğinde... ilk defa gözlerinde korku görmüştüm Clotilde. Kendi geleceğinden değil, bu dünyaya senin gibi birini getirmekten korkuyordun.” “Ona zarar vereceğimi mi düşünüyordum?” “Hayır,” dedi hızla kafasını kaldırıp gözlerime bakarak. “Onu koruyamayacağından korkuyordun. Çünkü senin peşinde olan adamlar sadece seni değil, seninle ilgili her şeyi yok etmek istiyordu. O zaman da çipin peşindeydiler.” Yutkundum. Boğazımda keskin bir acı hissettim. “Peki sonra ne oldu?” dedim. “Nasıl... nasıl kaybettik?” Glenn’in çenesi kasıldı. Gözlerinde beliren o karanlık, geçmişin tüm acısını bugüne taşıyor gibiydi. “Victor’ın adamları kaldığımız güvenli evi bastı,” dedi fısıltıyla. “Seni oradan çıkarmak için her şeyi yaptım ama çok kalabalıklardı. Sen geri çekilmeyi reddettin. Hâlâ o hamile halinle savaşmaya çalışıyordun. O kargaşada... vurulmadın. Ama yüksekten düştün. Hastaneye yetiştiğimizde artık çok geçti.” Gözlerimi kapattım. İçimden bir şeylerin kopup gittiğini, o karanlık boşluğun daha da derinleştiğini hissettim. Bedenimin neden bu adama karşı duramadığını, neden onun bir dokunuşuyla yelkenleri suya indirdiğimi şimdi daha iyi anlıyordum. Aramızda sadece aşk yoktu; ortak bir yas, ağır bir vicdan azabı vardı. Gözlerimi açtığımda Glenn bana doğru bir adım attı. “Ve sen,” dedim sesim titreyerek. “Bütün bunlara rağmen beni suçlamadın mı?” “Sen kendini o kadar çok suçladın ki Clotilde,” dedi Glenn, elini kaldırıp yanağıma dokunarak. “Beni suçlamaya yer kalmadı. O günden sonra daha da acımasızlaştın. Daha da tehlikeli birine dönüştün. Sanki hissetmeyi tamamen durdurursan, o acı da yok olacakmış gibi davrandın.” Yanağımdaki eli sıcacıktı. “Demek bu yüzden,” dedim fısıltıyla. “Bu yüzden hafızamı kaybettiğimde bile içimde sadece ölüm ve nefret vardı. Acıyı bastırmak içinmiş.” Glenn bir şey söylemedi. Sadece başını hafifçe salladı. İçimdeki o hırçın, katil Clotilde ilk defa tamamen susmuştu. “Glenn?” “Efendim?” “Ben o bebeğe hiç isim koymuş muydum?” Gl…