İZ

2. Bölüm: Çözülemeyenler

Yazar:

İZ – İZresmii kitap kapağı
İZ – İZresmii kitap kapağı

[Yazarın Anlatımıyla] O gün Parya saklanan sırlar olduğunu anlamıştı. Babası her ne kadar saklamaya çalışsa da anlamıştı. Eve gidişi çok ağırlaşmıştı. Artık yürümesindeki tek engel topuklu ayakkabılar değildi. Ondan saklanan gerçekler de vardı… Babasının azarlarına kulaklarını kapattı. Her ne kadar babasına cevap vermese de bu onun dinginleşmesini sağlamıyordu. Yetmemişti onlara bu kadar şiddet, sinir. Çiğdem Tunca kızına sinirliydi. Orhun’a, yıllardır tanıdığını sandığı kocasına daha da sinirliydi. Ama sesini çıkaramıyordu. Bildikleriyle sustu. Fakat bu suskunluk ona fazla geliyordu. Kim olduğundan bile emin olmadığı adamla aynı nefesi almak zoruna gidiyordu. Neler duyduğunu kimseye haykıramıyordu. Ama gözlerinden belli oluyordu tedirginliği. Orhun Tunca anlamıştı. Zaten haberleri de vardı. Bazı şeyler gizli kalmalıydı. Oradan sızdırılan her bilgi bir kişiyi değil onlarca kişiyi tehlikeye atardı. Parya’nın içindeki cehennem ateşi daha da harlanıyordu. Odasına atılmıştı en sonunda. Onu hiç dinlemeden kilitleyivermişlerdi kapıyı. Salonda dönen kavgadan bir haber yatağında oturuyordu. Fakat ağlaması gerekirken yüzünde gözyaşından iz yoktu. Bir şeylerin tesadüf olmayacağını düşünüyordu. İçi içini kemiriyordu. Ama oraya tekrar gitmeye de yüzü kalmamıştı. Kafası karışıktı. Kafası ilk kez böyle değildi. Ama içindeki düğüm bu sefer çözülecek gibi de değildi. - - - [Parya ‘nın Anlatımıyla] Bazen zaman akmaz olurda bir türlü geçmez ya. Sadece bir gün bile bir asıra denk gelir. O bir günün geçmesini beklemekti işte benim işkencem. Aklımda cevapsız bırakılan ya da hiç sorulamayan sorularla bekledim. Kapıyı çalmaktan, onlara açmaları için yalvarmaktan çoktan vazgeçmiştim. Açmayacaklardı. Uzun zamandır hiçbir şey yememiştim. Açlıktan ölüyor olsam da açmazlardı kapıyı. Zaten çokta önemli değildi. Bu kadar karışıklık arasında midem kaldırmazdı. Ne üstümdeki elbisemi çıkarmıştım ne de sesimi çıkarmıştım. Gece uyuyamamıştım da. Yatağımdan kalkacak gücü kendimde bulamamıştım. Öylece oturdum bütün gece. Bazen duvarı izledim bazen dolaplarımı izledim. Gözlerimin altı koyulaşmıştı. Görmesem de emindim bundan. Arada gözüm kitaplarıma kaydı. Yarısı yırtılmış ve bantlanmıştı. Bir kaç tanesi sağlamdı sadece. Kim bilir ne zamandır kitaplarıma dokunamıyordum. Neyi sevdiysem zarar geliyordu diye ellemeye kıyamıyordum. Onları koruyabilmemin tek yolu uzak durmaktı. Zaten çoğu korumamız gereken şeylerden uzaklaşmak gerekirdi çünkü onlar en çok zararı bizden görürlerdi. Duvardaki saatin yelkovanı ilerliyordu. Sabahın erken saatlerindeydim. Kapı açılmayacaksa da gidecektim. Saat 07:28di. Belki beni bir daha görmek istemiyordu ama bu şekilde yaşayamayacaktım. Sorularıma ister cevap vermesin ister versin. [Yazarın Anlatımıyla] Parya penceresinden aşağıya baktı. Yüksekte değillerdi. İçinden ne kadar korksa da yılmazdı. Camın kenarına sandalyesini dayadı. Bir anlık durup odasına baktı. Evet gidecekti. Emindi bundan ve bir daha geri dönmeyecekti. Sandalyesine çıkıp camdan ayağını sarkıttı. Kalbi yerinden çıkacaktı. Nefesi bile titriyordu. Elleriyle pencerenin pervazına daha sıkı tutundu. Ayağındaki pembe ev terlikleriyle bakıştı. Hemen ardından ayaklarımın altından sokağa düzenlice yerleştirilmiş aşık taşlarına baktı. Sadece bir kaç metre vardı özgürlüğüyle arasında. Dışarıda esen rüzgarla beraber yemek kokuları da geliyordu. Rüzgar bile ona inat esiyor gibi geliyordu. Ağaçların dallarındaki yapraklar gelen aynı rüzgarla birbirine çarpıyordu. Hiçbir zaman evlerinde olmayan huzuru hissediyordu orada dururken. Hayatını dönülmez bir yola sokmaya hazır hissetti Parya. Aynı saatlerde şehrin başka bir köşesinde aynı güne uyanmıştı Anıl. Televizyon sesi dolduruyordu evin içini. İçeride arkadaşlarının gülüş sesleri geliyordu. Elindeki bardaklarla mutfaktan çıktı salona doğru gitti. Odanın kapısında durdu. Ne kadar mutluydular. Belki de onları bu işlerin içine sokmaması gerekiyordu. “Anıl ne bekliyorsun kapıda. Getir şunları.” dedi Karan. Televizyonda haberler açıktı. Eli…

Bölümün tamamını WritePad'de oku