Hayat
Yazar: Nisanur Tamer

2025 Takvim yaprakları önce gün gün düşmüştü ve ardından yıllar birbirini kovalamış, 8 seneyi geride bırakmıştı 2017. Bazı yıllar, içerisine kötü anıları hapsederdi ve kişi o yıla dair herhangi bir hatırlatıcıya her baktığında yaşadığı acıları ilk günkü gibi hissedebilir o sızıyı kalbinde taşırdı. Julianne Sage, bundan 8 sene önce hayatını değiştiren o yılı yaşadığında acının yükünü hiçbir zaman atlatamayacağını düşünmüştü. Önce ailesiydi hayata göz yuman ve ardından en yakın dostuydu ona veda eden. Bu yükleri taşıyamayacağını düşündüğü an yanında olan tek kişi Jack olmuştu. Birbirlerine kol kanat germişler ve geleceğe dair umutlu konuşmalar yapmışlardı ancak hayat planlar yaparken başa gelenlerdi. Hiç beklenmedik bir anda evine yapılan silahlı saldırıda Jack’i de kaybetmişti Julianne. Cenazesinde bir ruh gibi dolandığını ve insanları duymadığını anımsıyordu. Kız kardeşinin bir ara kendini onun kollarına bıraktığını ve ona belki de ilk defa abla dediğini gözünün önüne getiriyordu. İnsanların yaşadıklarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti dediği durumu bazı günler hala deneyimliyordu. Şimdi elinde dosyalarla yürüdüğü hukuk şirketinde kurucuydu. Avukatlarına davaları veriyor ve bütün yönetimle ilgileniyordu. Geçen 8 yılın kendine geldiği zamanında yeniden çalışmıştı sınava ve hayatının bütün gidişatını değiştirmişti Julianne. Artık terazinin bir kısmında kendisi vardı. Kaybettiği herkes adına onların yerine savaş vermeyi seçmişti. Ara ara geçmişin izlerini taşıyan olaylar yaşasa da önemsemiyordu hiçbirini. Çünkü oraya takılı kalırsa asla kurtulamayacağını biliyordu. Bu onları unutmak adına çalıştığı anlamına gelmiyordu, yalnızca kendisinin önüne geçmelerine izin vermiyordu. Aynı kendisi gibi bir dönem adalet diye çığlık atan insanların umudunu diri tutmaya çalışarak onları gerçek bir sonuca ulaştırmayı umuyordu. Ayrıca bugün doğum günüydü. 30 yaşına bu koridorda yürüyerek girebildiği için gurur duyuyordu kendiyle. Tırnaklarıyla kazıya kazıya geldiği bu noktadan ilerisini en azından şimdilik düşünmüyordu. Odasına girmeden önce sekterinin masasına gidip dosyaları bıraktı. Karşısında genç kızın enerjisini seviyordu. Colette her gün istisnasız ona kocaman bir tebessümle bakıyor ve o gelmeden hazırladığı kahvesini uzatıyordu. “Kahveniz efendim.” “Teşekkürler Colette. Dosyaları imzaladım. Sisteme girdikten sonra kaldırabilirsin.” “Tabi.” “Ha bu arada herhangi bir sorun yok değil mi?” “Ne konuda?” “Dünkü davacılardan birinin sorun çıkardığını duydum. Ara bulucu olarak görevlendirdiğim Stu ne durumda?” Colette yüzünü buruşturup olayın garipliğini kendince ifade etmeye çalışmıştı. “Açıkçası Stu’yu bilirsiniz. Biraz şeydir...” Doğru sözcüğü bulmak için duraksayınca onun yerine Julianne tamamladı eksiği. “Değişik? Evet öyle ama işinde iyi.” “Buraya geldiğinde sinirliydi ama halledeceğini söyleyip durdu. Sanırım teklifine sıcak bakılmamış ancak kendinden baya emindi.” Julianne belli belirsiz gülümsedi. Şirketini ilk açtığında bu koridorlarda yürüyen herkesten beklentisi tam olarak buydu. Adaleti sağlamak bir ekip işiydi ve sorumluluğunu bilen insanlarla iş daha kolay yürüyordu. Ve işin en önemli noktası kesinlikle inançtı. İnanılmadan girilen her savaş yenilgiyle sonuçlanırdı. Başından beri Julianne’nin kaybettiği dava neredeyse olmamıştı. Büyük küçük her şeyle ilgilenmeye çalışıyordu. Kayıplar verdiği zamanın 1 yıl sonrasında başlamıştı çalışmaya. İlk hazırlandığı yıl girmişti okula ve 2019 onun için bambaşka bir yıl olmuştu. Yeniden okuldaydı, insanların arasına karışıyordu ve onlarla konuşuyordu. Sanki daha önce hiç yapmadığı bir şey gibi gelmişti bu Julianne’e. Konuşmayı yeni öğrenen bir bebek gibiydi o zamanlar. Çekildiği kabuğundan kurtulmak uzun vaktini almıştı ama başarmıştı. İlk sene normal hızında ilerletmişti her şey ama daha sonraki dönem derslerini üstün başarıyla verince okuldan erken mezun olmuştu. Mezun olduğu gibi de ailesinden kalan birikimle kendine bu şirketi açmıştı ve her şey adına minnettarlık duyuyordu. Col…