1. BÖLÜM
Yazar: Canan

Hayatımıza giren her insan bir kader ya da tesadüftür bizim için. Hiç kimse öylesine biri değildir. Hayatına giren kişi ya kaderindir, ya da mahvedenindir. O insan benim karşıma çıktığında kaderim belirlenmiş sanmıştım. Çünkü öyle hissettiriyordu bana. Seviyor gibi hissettiriyordu. Ya da ben öyle zannediyordum. Değilmiş ama. Mahvetmek için girmiş benim hayatıma. İz bırakıp gitmişti. Hayatıma kendine dair bir iz bırakıp gitmişti. Canımı daha çok yakmıştı. Hiç kimseyle saçma sapan bir ilişkiye girip kendimi yıpratmamıştım. Ta ki ona rastlayana kadar. Kuzey Ege Karahanlı. Hayatıma girdiğinden beri hiçbir şey normal ilerlemiyordu. Beni elimde çift çizgi bir hamilelik testiyle bırakmasını hiç istemez ve beklemezdim. Teste bakarken elim ayağım titriyordu. Vücudum hiçbir şekilde bana yanıt vermiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Elimle ağzımı kapattım. Hıçkırmamaya çalışıyordum. Ailemin öğrenmesini istemiyordum. Beni mahvederlerdi. Hiçbir zaman affetmezlerdi. Ne diyeceğimi hiç bilmiyordum. Beni öylece bırakıp gideceklerdi belki de. O ise bağırmıştı bana. Bağırıp çağırmıştı. Onun karşısında ne yapacağımı bilemediğim için susmuştum. İki saat önce... Vücudum titriyordu. Adımlarımı bile zar zor atıyordum. Bugünkü buluşmamızı dün planlamıştık. Bu testten haberi yokken planlamıştık. Zor adımlarla nihayet kafenin önüne geldiğimde derin bir nefes almaya çalıştım. Ama zordu nefes almak. Boğazımı sanki biri sıkıyormuş gibi hissediyordum. Oysa sıkan bir el yoktu. Tam kafeden içeri gireceğim an onun sesini duyup arkamı döndüm. "Eylül!" Yüzündeki gülümsemesiyle bana doğru geliyordu. Oysa birazdan testi gördüğünde o tepkisi olmayacaktı. Önüme geldiğinde yüzündeki gülümsemesi dondu. Solgun yüzüm ve ağlamaktan kızarmış gözlerime bakarken kaşlarını çattı. Elleri yanaklarımı kavradı. "Ne oldu güzelim sana? Yüzün çok solgun ve ağlamışsın." Bir daha ağlamamak için dudaklarımı ısırdım. Ama zordu. Gözlerimden tekrar yaşlar akmaya başladı. Anında beni kendine çekti. Kollarını bedenime sardı. Sıkı sıkı sardı sıcacık kollarıyla. Ama birazdan öğrenecekleriyle bütün vücudu buz tutacaktı belki de. Birden beni kucağına aldı. Kollarımı boynuna sardım. Başımı göğsüne yasladım ve sessizce ağlamaya devam ettim. Sert bir zemine oturduğumu hissettim. Başımı kaldırdığımda önümde bir dizinin üstüne çökmüş bana bakıyordu. Elleri ellerimi kavradı. "Eylül, ne oldu? Biri bir şey mi dedi? Neden böylesin?" diye sordu art arda. Başımı iki yana salladım yavaşça. "E o zaman bitanem? Ne oldu, söyle bana." Başımı ona kaldırdım yavaşça. Endişeli gözlerle bana bakıyordu. "Kuzey..." dedim titrek bir sesle. Başını salladı yavaşça. "Söyle güzelim." Derin bir nefes aldım. Boğazım düğümleniyordu. "Ben... bir şey öğrendim az önce." Kaşlarını çattı. "Ne öğrendin?" "İkimiz hakkında." Diz çöktüğü yerden hafifçe dikleşti. "Ne oldu Eliz? Söyleyecek misin artık?" Yutkundum sertçe. Elim titreyerek eşofmanımın cebine gitti. Kuzey'in gözleri elimi takip etti. Cebimden çıkardım o şeyi. Ve elimi ona uzatıp gösterdim. Çift çizgi bir hamilelik testi. Kuzey gördükleri karşısında gözleri hafifçe irileşti ve yavaşça geriye sendeledi. Ayaklandım hızla. "Bir şey demek zorunda değilsin ama...benim suçum değil Kuzey." İkimiz de suçluyduk. O gece deli gibi sarhoş olup birlikte yatakta olmuştuk. Ayaklandı o da. Karşımda dikildi ve bana çok sert bakıyordu. "Ne zaman öğrendin bunu?" diye sordu sert bir sesle. "Bu sabah." "Bu sabah demek ha..." diye mırıldandı. Ve sonra birden üzerime yürüdü. Kolumu tuttu sertçe. "Ne yapmayı planlıyorsun Eliz?" Kaşlarımı çattım. Kolumu ondan kurtarmak çalıştım ama zordu. Çok sert tutuyordu ve canımı yakıyordu. Oysa Kuzey benim tek bir saç telime zarar gelsin istemezdi. "Bırak kolumu Ege." diye fısıldadım. Bırakmadı. Aksine biraz daha sert tuttu. "Aldıracaksın Eliz. Başka çaren yok. Ben o çocuğa baba olamam." Bu sefer kolumu ondan daha sert ve hızlı çektim. Bırakmıştı. İşaretparmağımı ona doğrultup konuşmaya başladım. "Bu çocuk senin de çocuğun Ege. Tek başıma yapmadım ben bunu. Tek suç…