isyankar eylem

🩸Prolog(atın çöpe)⚖️

Yazar:

isyankar eylem – efsa çam kitap kapağı
isyankar eylem – efsa çam kitap kapağı

Bölüm görselleri

isyankar eylem - 🩸Prolog(atın çöpe)⚖️ bölüm görseli 1
isyankar eylem - 🩸Prolog(atın çöpe)⚖️ bölüm görseli 1

Herkese merhaba bu benim ilk töre kurgum ,olucak telif hakkı bana aittir konusu ismi bana aittir. kitabımız Gazi antepde geçiyor kızımız savcı oğlumuz ceo aynı zamanda iki düşman aşiret ve daha yeni doğmuşken ölüme terk edilen bir bebek iyi okumalar . Şarkıyı dinlemeyi unutmayalım . Tabi aklınızı kaçırmayacaksınız. Hele hele anteplim gel yanıma gül tatlım 🤣 ❤️🖤 İyi okumalar ... Bir çığlık kaldı gecenin soğuklarında, Bir sır saklandı yılların koynunda. Kader bir bebeği aldı kollarından, Meğer kaybolan sevgiymiş insanların arasında. Meğer çöpe atılan bir bebek değil, insanlıkmış.🖤 29 yıl önce Yıllar yıllar önce Gaziantep'in dar sokaklarında iki düşman aşireti vardı: Şiran ve Berzan aşireti. Bu iki aşiretin düşmanlığının neye dayandığını kimse bilmiyordu. Kim bilir, belki köklere dayanıyordu. Şiran aşiretinin ilk veliahtının eşinden herkes erkek bir çocuk beklerken, herkesi şaşırtacak o kız çocuk dünyaya gelmişti. Azad Şiran, elinde mavi boncuklu tesbihini sallıyor, oturduğu yerde kaşları çatık bir şekilde bekliyordu. Arada sakalını da okşuyordu. İçeriden gelen karısının çığlıkları zerre canını yakmıyor, çocuğun erkek olmasını bekliyordu. Çünkü bu aşirette kimsenin karşı çıkmayacağı tek kural vardı: Şiran aşiretine kız bir çocuk doğamaz. Kız çocuk doğuran kadınlar ya törede yargılanır ya da ölüme terk edilirdi. Saatler ilerliyordu fakat zaman geçmek bilmiyordu. Ta ki odadan gelen o son çığlık sesine karışan bir kız bebeğin sesi duyulana kadar. Ama bir can son bulmuştu. Odadan elinde bir kız çocukla dışarı çıkan ebenin suratında hüzünlü bir ifade vardı. Ebe konuştu: " Tebrik ederim, Azad Bey. Nur topu gibi bir kızınız oldu fakat..." Azad Bey, bebeği umursamayıp konuştu (şiveyle): "Fakat derken konuşasan ebe, niye susasın?" Ebe zorla yutkunup bakışlarını bebeğe düşürdü. "Fakat Berfin Hanım, kı-kızınızı doğururken son nefesini verdi." Azad hırsla ebenin yakasına yapıştı ve duvara fırlattı. Ebe, bir an bile o masum canı bırakmayıp bebeğe kendini siper etti. Azad'ın ebeye vurması daha da şiddetlendi. Avlu, ebenin acı çığlıklarıyla dolmuştu. Kimse Azad'a yaklaşmıyordu çünkü Şiran aşiretinde kadının değeri yoktu. Kadını bir doğum makinesi olarak kullanıp çöpe atıyorlardı. Ebenin yüzü kandan gözükemez hâle gelmişti. Azad hırsla eline telefonunu alıp adamlarından birini aradı. Arama kısa süre içinde açıldı. Azad bağırarak konuştu (şiveyle): "Ben size demedim mi ulan, bu telefon hemen açılacak diye." Azad'ın sağ kolu konuştu: "Kusura bakma, yasan ağ-" "Sus, kes konuşmayı! Yanına iki adam al, yukarıya gelin. Tez gelesiniz." "Hemen, ağam." Azad telefonu kapatıp bir kenara fırlattı. Azad'ın derdi karısı değildi. Onu kaybetmiş olması değildi. Şiran aşiretine bir erkek çocuk veremeyecek olmasıydı. Adamlar geldiğinde Azad iki adama şöyle dedi: "Üçünü de ATIN ÇÖPE." Adamlar işlerini yaparken Azad, sağ koluyla birlikte gecenin karanlığında bir daha dönmemek üzere kayboldular. O zamanlar kadınlara değer verilmiyordu. Kullanılıyordu kadınlar ve Şiranların bu kuralını mundar edecek tek bir kişi vardı: Savcı Eylem Kardelen "Kadın, kadının kurdu değil, yurdu olmalı." Yazdığım girişimizdi yani prolog iyi okumalar. Devam edicek

Bölümün tamamını WritePad'de oku