İSYANKAR

Bölüm-4: Kurtulmuş Bir Kalp

Yazar:

İSYANKAR - Yıldızların altında. kitap kapağı
İSYANKAR kitap kapağı

Elçin Vural Karşımdaki beyaz perdeye gülümseyerek bakıyordum. Kocaman bir yastığın üzerine oturmuş, heyecanla filmin başlamasını bekliyordum. Bugün bahçede film izleme günüydü. Yine bir kâbusun içindeydim. Yanımdaki boş yastıkların üzerine ellerimi koymuş, kimsenin yanıma oturmaması için çabalıyordum. “Nerede kaldılar ya?” diye mızmızlandım. En son bana: “Tuvalete gidip geleceğiz. Sen bekle, tamam mı?” demişlerdi. Ben de onların yerini tutuyordum. “Herhâlde tuvaletin içine düştüler, yoksa şimdiye kadar burada olurlardı.” dedim sinirle. Film başlamak üzereydi ve onlar hâlâ gelmemişti. Üstelik bugün en sevdiğim çizgi film yayınlanacaktı. Taş Devri. Ve ben onları beklemekten sıkılmıştım. “Geldik, geldik!” Abimin sesiyle başımı çevirdim. O ve Kuzey aynı anda koşup yastıkların üzerine atlayarak oturdular. Tam da ellerimin üstüne. Çok acımamasına rağmen bilerek bağırdım. “Ellerim!” İkisi de aynı anda bana döndü. Önce bana, sonra ellerime baktılar. Yüzlerindeki panik o kadar komikti ki gülmemek için kendimi zor tuttum. Hızla yerlerinden kalkmaları ise daha da komikti. “Elçin’im, eline bir şey oldu mu?” diye sordu abim. Elimi avuçlarının arasına alıp her yerine baktı, sonra da öptü. “Küçük Yıldız, iyi misin?” diye sordu Kuzey de aynı telaşla. İkisi de ellerime bakıyor, özür diliyorlardı. “Bir şey yok.” dedim ve kaşlarımı çatıp ikisine de baktım. “Niye çatık o zaman bu kaşlar?” dedi abim. Parmağını kaşlarımın arasına dokundurdu. O gün abimin elini itmiştim. Bilseydim… Bilseydim bir gün abimin eli benden sonsuza kadar uzaklaşacaktı, itmezdim. “Niye bu kadar geç kaldınız?” dedim ikisine de bakarak. “Tuvaleti mi bulamadınız?” Cevap vermelerine fırsat bırakmadan devam ettim. “Biraz daha gelmeseydiniz müdüre hanıma söyleyecektim.” Kollarımı bağlayıp yüzümü çevirdim. Birisi sağ kolumdan, diğeri sol kolumdan tuttu. İkisi de kollarımı açmaya çalışıyordu. “Tamam, geç kaldığımız için özür dileriz.” dedi Kuzey. “Özür diledik işte.” dedi abim. “Hadi ama, çöz şu kollarını.” Kıyamadım. Onlara hiçbir zaman kıyamazdım. Kollarımı çözdüm. “Bir daha bu kadar geç kalmayın, tamam mı?” dedim dudaklarımı büzerek. Korkmuştum çünkü. Akşamdı. Etrafımda diğer çocuklar vardı ama hiçbirini tanımıyordum. İki şövalyem beni bırakıp gitmişti. Şimdi de… Tek başımaydım. Bugün de tek başımaydım. İkisi de yüzüme baktı. Büzülmüş dudaklarıma bakıp gülümsediler. “Benim prensesim… Korktun mu sen?” dedi abim, alnımdan öperek. İkisi de anlamıştı korktuğumu. Çünkü ben korktuğum zaman dudaklarımı büzerdim. Başımı sadece aşağı yukarı salladım. Cevap vermedim. Sessiz kaldım. “Tamam, artık korkmana gerek yok Küçük Yıldız.” dedi Kuzey. Gözleri kısılana kadar gülümsüyordu. İkisi de yeniden yanıma oturdu. Ellerimi avuçlarının arasına alıp bana doğru yaklaştılar. Aralarında küçük bir yıldız gibiydim. Ama güvendeydim. Beyaz perdeye bakmak için başımı çevirdiğimde perde önünde bir siyah lale gördüm. Az önce orada olmayan siyah lale… Şimdi tam karşımdaydı. İşte o an kâbus yeniden kâbusa dönüştü. Ellerimi tutan avuçlar buz gibi soğumaya başladı. Beyaz perde ise bir aynaya dönüştü. Kendimi gördüm. Büyümüştüm. Şimdiki yaşıma geri dönmüştüm. Yanımdaki iki küçük bedenden oluk oluk kan akıyordu. Kan; yastığa, çimlere ve üzerime bulaşıyordu. Artık ellerim onların avuçlarına sığmıyordu. Bağırmak istedim. Yardım çığlıkları atmak istedim. Ama bu sefer ağzım açılmadı. Sanki biri tarafından kapatılmıştı. Bir anda beyaz perde karardı. Sonra tekrar açıldı. Sahne değişmişti. Bu kez Vahit’in önünde küçük ben vardı. Dizlerimin üzerine çökmüş, ağlamaktan nefes alamayacak hâle gelmiştim. Vahit silahını bana doğrultmuş, yüzünde iğrenç bir gülümsemeyle bakıyordu. Benim gözlerim ise Kağan ve Kuzey’deydi. İkisi de Vahit’in yanında bağlıydı. Ama bu sefer yaşıyorlardı. Bana bakıyor, ağlıyor ve iplerden kurtulmaya çalışıyorlardı. “Küçük kız…” dedi Vahit. “Seç bakalım. Önce hangisini öldüreyim?” Silah hâlâ bana doğrultulmuştu. Beni seçim yapmaya zorluyordu. Eğer seçmezsem küçük ben ölecektim. Küçük ben başını sağa…

Bölümün tamamını WritePad'de oku